"Q-Ne?"
"Qerzost."
"O da ne?"
Sharanor sıkıntıyla konuştu."Seni hazırlamak için vakit bulamadığım şey.Bu gördüğün şey evlat,karşılaşabileceğin en tehlikeli ve etkili güçlerden biri.Qerzost."
"Bir anlamı var mı?"
"Kaba tabirle,'Yaratılışta ki çarpıklık'anlamına gelir."
"Yaratılışta ki...çarpıklık mı?"diye sordu Hartes şaşkınlıkla,bir yandan Sharanor ile konuşurken bir yandan da etrafını gözlüyor,Ramsey'in yerini bulmaya çalışıyordu.
"Evet,bu şey,bu dünya da neredeyse unutulmuş bir güçtür.Bu şey..."
"Neden sürekli ona 'güç'diyorsun?"
"Çünkü bu bir teknik değil,teknik olmak için çok üstün,sıradan teknikler kişinin kendisini yada etrafında ki alanı etkilemesini sağlar,kişinin ve tekniğin gücüne göre ise etkilediği alan büyür.Ama bu şey,kişinin,varoluşta ki çarpıklığın gücünü kullanmasını sağlar."
"Nedir o çarpıklık?"
Sharanor öfkeyle kükredi.
"Tabi ki her şey çocuk!"
"Ne?"
"Büyüdüğün şehirde,güçleri olmayan,sıradan kişiler gördün değil mi?"
"Evet,ama bunun ne alak..."
"Onlar,varoluşun normal,sağlıklı ürünleri.Ama sen,şu kız ve dünyanın çoğunu oluşturan,savaşçı,büyücü ve ŞiaJin olarak anılan kişiler varoluşun çarpıklığının ürünüdür."
Bilgileri bir araya getiren Hartes'in ağzı birden açık kaldı,zar zor yutkundu.
"Yani,demek istiyorsun ki..."
"Evet Hartes,Qerzost,yokluktan var etme gücünün bir parçasıdır,karanlık bir parçası."
"O zaman savaşçılar,hatta ŞiaJinler..."
"Hayır!Bu şimdinin konusu değil,şimdi konu,bu Ramsey adlı veledin seni karanlık yaratma gücünü kullanarak yarattığı bir dünyaya hapsetmesi."
"Nasıl kurtulacağım?"
"Zor olacak.Burası,ve burası gibi mekanlar yaratıcısını korur ve iyileştirir,bu yüzden Ramsey de açtığın yarayı unut.Yapman gereken şey,sakin olmak.Bil ki,Ramsey bunu sonsuza kadar sürdüremez,şundan eminim ki bu gücü kendisi öğrenmemiştir,şu Tanrı adlı kişi,seni yakalaması için ona bir şekilde kullanma gücü vermiş.Qerzost,basit bir şey değildir.Kullanıcısından sadece çakra götürmez,bir daha asla yenileyemeyeceği bir şey de alır,bu bizim yararımıza."
"Nedir o?Qerzost'un aldığı şey?"
"Ruh.Qerzost,kullanıcının ruhunu yavaşça parçalar,yarattığı her bir şey için,ruhundan parça gider.Önceleri bu belli olmaz,ama süresi yeterince uzarsa ruh geri dönüşü olmayan bir şekilde parçalanır."
"Anladım,peki ne yapmamı öneriyorsun?"
"Onu oyala.Oyalayabildiğin kadar oyala,gücünü sakla,bende sana destek olacağım.Zayıfladığını hissettiğim an saldırmanı söylerim,şimdi,kendine gel,ortaya çıkıyor."
Hartes düşüncelerinden sıyrıldı.Yavaşça doğruldu ve baltasını sağ eliyle sıkıca tuttu,tam karşısından,yerin altından çıkıp gelen siyah bir duman gördü,duman yavaşça şekillenip,az öncekinden çok daha güçlü ve sağlıklı görünen Ramsey'i oluşturdu,saçları havada dalgalanıyor,ayakları yere basmıyordu,Hartes bu şekilde uçmak için olağanüstü bir seviyeye gelinmesi gerektiğini biliyordu.Ramsey sırıttı,ellerini yanlara doğru kaldırdı ve gür bir sesle konuşmaya başladı.
"İşte,bu senin sonun,çocuk.Benimse heybetli zaferimin habercisi.Eminim önce neler olduğunu anlamadın,ama şimdi kendinden eminsin.Ejderha sana anlattı değil mi?Ne kullandığımı?"
"Qerzost."dedi Hartes yavaşça."İğrenç,boktan bir güç."
"İğrenç mi?Boktan mı?"diye bağırdı Ramsey,karanlık gök gürlerken."Bu güç,yaratma gücü aptal!Bu,Tanrı'nın gücü!Geldiğin o boktan sarayda,böyle bir güce sahip kaç kişiyi gördün?Sen,bunun ne olduğunu bile anlayamayan bir zavallısın!"
"Ne olduğunu anlıyorum,ve hayır geldiğim yerde böyle bir gücü olan yok.Ama,madem bu Tanrı'nın gücü,senin gibi bir insanın elinde ne işi var?Neden Tanrı yarattığı kişilerden birine kendi gücünden versin?Ya da şöyle diyeyim,madem hizmet ettiğin adam bir Tanrı,neden parmağını şıklatıp beni yanına getirtmiyor?Peşime senin gibi bir zavallıyı takıp,kendi güçlerinden birini veriyor?"
Ramsey öfkeyle ona bakarken,Hartes onu şüpheye düşürdüğünü fark etti.Uzun bir süre onu oyalayabilir ise,zayıf düşürüp işini bitirebilirdi.
"Kendine göre mantıklı konuştun,ama,şöyle düşün.Eğer bir tanrı olsaydın,hizmetkarlarına hediyeler vermez miydin?Onlara kendilerini kanıtlama ve üst mevkilere çıkma şansı tanımaz mıydın?İşte çocuk,anlamadığın yer burası.Olmadığın sürece tanrı gibi düşünemezsin,hareket edemezsin.Ama ben edebilirim.Çünkü,buranın tanrısı benim."
Ramsey'in elini kaldırmasıyla arkasında dumanlar uçuştu,dumanlar birleşip onlarca mızrağa dönüşürken,Hartes ayaklarını çakrayla doldurdu,mızraklar kendisine doğru uçtuğunda kuvvetle zıpladı,bir taraftan da baltasını savurdu.Zıpladığı anda yön değiştiren mızraklardan çoğu baltanın darbesiyle parçalanırken,bir tanesi derin olmasa da koluna saplandı,bir diğeri ise göğsünü sıyırıp geçti ve bir kesik attı.Yere inerken dikkatli davrandı,iner inmez bir daha zıpladı ve hemen altından çıkan el şeklinde simsiyah sarmaşıklardan uzaklaştı,deneme amacıyla yüzüğünden çıkardığı birkaç bıçağı Ramsey'e attı.Bıçaklar yaklaşırken Ramsey sadece gülümsedi ve bıçaklar görünmeyen bir kalkandan sekip aşağı düştüler.
Ramsey elini tekrar kaldırdı,önce hiç bir şey olmadı.Ama sonrasında ortama dolan dumanlar yavaşça birleşmeye,hareket etmeye başladılar.Hartes altın modu sayesinde,herhangi bir çakra taşımayan dumanların birleşerek önce organları,sonra kan ve çakra damarlarını,en sonunda da oluşmakta olan organizmaların dışının oluştuğunu gördü ve Qerzost'un gücüne hayran kaldı.
Yüzlerce büyülü yaratık karanlıkla kaplanmış alana dolmuştu,aslanlar,kaplanlar,ayılar,yılanlar,goriller,akrepler,örümcekler ve daha nice çeşit hayvan,kükrüyor,uluyor,tıslayıp kıskaçlarını birbirine vuruyorlardı.Hartes yavaşça yutkundu,yaraları Sharanor'un gücü sayesinde iyileşmeye başlamıştı bile,ama bu kadar hayvanı yenebileceğinden emin değildi.Omuzlarını oynattı,ne kadar ileri gidebileceğini öğrenmeliydi.
Çakrasını vücudunun etrafında toplayıp hızla döndürmeye başladı,doğuştan sahip olduğunu ateş gücü sayesinde çakrası alev aldı,hortum büyüyerek gökyüzüne doğru ilerlemeye başladı,bütün yaratıklar ani bir hareketle saldırdı,Hartes biraz ilerlemelerine izin verse de,bu hamlenin sonucunun ne olacağını bilmiyordu,etrafında dönen ateş hortumu hızla genişletti,alevler bir yandan dönerken,diğer yandan da yaratıkları geriye savurdular,etrafta bulunan simsiyah kayalar dahil her şey alevlerden payını alıp geriye doğru savruldu,Hartes yaratıklarının çoğunun sadece yaralandığını,çok azının öldüğünü gördü,yanılmadığını anladı;Artık ciddileşme vaktiydi.Çakrasını havuzunda toplayıp aniden vücuduna gönderdi.
"Aslan Gücü,Çelik Nefes!"
Hartes bulunduğu yerden hızla fırladı,baltasını yüzüğüne geri koymuş,onun yerine iki orta uzunlukta bıçak çıkarmış ve iki eline almıştı,gözle zor görülebilen bir hızla ilerleyip boyu neredeyse üç metre olan örümceğe yaklaştı,bacaklarının etrafından dolaştı,koşarken bir yandan da bacaklarını kesiyordu,tüm bacakları kestiğinde zıpladı,havada dönerek örümceğin üstüne geldi,iki bıçağını da sırtına sapladı ve bıçakların arasında ki omurga bölgesine çok güçlü bir yumruk attı.
Bacakları parçalanarak fırlayıp giden örümcek sırtına aldığı darbeyle anında öldü,Hartes örümceğin bedeni yere düşmeden bıçaklarını çıkartıp ilerlemeye devam etti,akreplerle arası iyi olduğundan önce kırmızı renkli devasa bir akrebin yanına gitti,hızla yandan yaklaşırken aniden arkasını döndü,ayaklarıyla kayarken sağ elinde ki bıçağı hızla akrebin gözüne fırlattı,hayvan ani acıyla kendini kastı,iğnesini kendine yaklaştırdı,Hartes hızla atlayıp kuyruğunu kesti,yaratık çırpınmaya başlayınca kuyruğun koptuğu yerden tuttu,bacaklarını aşağıya uzatarak akrebin altına girdi,ters döndü,bıçaklarını akrebin yumuşak karnına sapladı,ayaklarına verdiği ani çakrayla akrebin altından hızla çıkarken yaratığı iç organları yere döküldü.
Ellerini yere koyup nefeslendi,kanın kokusundan öksürdü,kafasını kaldırıp dumandan bir tahtta oturup kendisini izleyen Ramsey'e baktı.Ramsey ona el kaldırdı.
"İki tanesinde yoruldun mu?"
Hartes ani bir solukla ayağa kalktı,uyuşan parmaklarını açıp kapadı.
"Böyle olmayacak,çok uzun sürüyor.Şimdiden biraz yoruldum,hepsini tek tek öldürmek çok uzun sürer,ama bu benim zararıma.Çünkü o hamlesini yaptı,onu başka hamlelere zorlamam lazım ve bunu orada oturtarak yapamam."
"O zaman ciddileş,burası aslında olmayan bir mekan.İstediğin gibi zarar verebilirsin."
Hartes derin bir nefes aldı,şüphe ve temkinle kendini izleyen yaratıklara baktı.Elini kaldırıp kalbinin üstüne koydu,yavaşça gülümsedi.Sharanor merakla sordu.
"Hangisini kullanacaksın?"
"Burası amma da soğuk,ha?"
"Ehehehehe."
Hartes çok derin bir nefes aldı,ellerini kaldırıp yumruklarını sıktı,etrafında ki taşların havalanmaya başladığını hissetti,havanın gittikçe ısındığını ve toprağın neredeyse sıcaklıktan kayganlaştığını anladı,çakrası istediği şekilde vücudunu sarıp kaynarken,Rades'in öğrettiği tekniklerden birine kullandı.
Aniden meydana gelen patlamayla Ramsey şaşırdı,sonra mekanın ne kadar sıcak olduğunu fark etti,halbuki bunu istememişti,farklı birşeyler oluyordu,aşağıya baktığında,meydan da duran şeyin Hartes olduğuna emin olamadı.
O,resmen alev almıştı.Üstünde ki kıyafeti yanıp kül olmuştu,derisinde,sanki içinden lav akıyormuşcasına parlayan çatlaklar vardı,çatlaklar kollarına ilerliyor,ellerine geldiğinde ise gerçekten de lav akıtıyorlardı.Yüzüne gelince,uzun saçları havada özgürce dalgalanıyor,etrafa kuvvetli bir ısı yayıyorlardı.En önemli kısmı gözleriydi ama,gözlerinin beyaz kısmı kıpkırmızı olmuştu,göz kenarlarında birer çatlak vardı,altın modu kırmızılığın içinde özgürce parıldarken,Hartes konuştu.
"Tanrı Stili,Fortan'ın Volkanı!"


