21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-2.Kitap:İntikam-21.bölüm-Sayt Kronos

"Uzun zamandır seni bekliyorduk."dedi Tanrı,tahtın merdivenlerini inerken,üstünde siyah bir zırh vardı,o adım attıkça zangırdıyordu,Hartes bu güçlü adama karşı bir zayıflık göstermemek için duygularını sakladı,kendinden emin bir şekilde konuşmaya başladı.

"Gelebilmek şimdiye nasip oldu,biraz meşguldüm."
Tanrı merdivenlerden inip karşısına geldiğinde,Hartes yutkundu,bu adamın gerçekten bir tanrı olduğunu düşündü,hızlıca göz gezdirip inceledi.
Boyu gelişmiş savaşçılar gibi aşırı uzun,vücudu aşırı iri değildi,ortalama bir boyu vardı,kaslı olduğu belliydi ama çoğu savaşçı gibi vücudunu geliştirmemişti.Üstünde siyah bir zırhı vardı,tıpkı askerlerin zırhı gibiydi,tek farkı omuzlarından aşağıya sarkan siyah bir pelerindi,sakalı yada bıyığı yoktu,uzun saçlarını toplamamış,sırtına uzatmıştı,bedeninden yayılan aura,seviyesinin tespitini engelliyordu,ancak Hartes onun Tanrı Seviyesine ulaşmış olduğundan emindi.Ama bunlar sıradan şeylerdi,onu farklı kılan şey gözleriydi.Gözlerin,siyahın en koyu tonu gibi tamamen siyahtı,gök akı yoktu,yerini siyahlık kaplamıştı,göz iriside yoktu,gözlerinde ki tek renk göz bebeğinin olması gereken yerde bulunan mor bir ışıktı.Hartes şaşkınca o garip gözlere kitlenmişken,Tanrı elini uzattı,Hartes şüphelense de kendisine uzatılan eli geri çevirmedi,kendi elini kaldırıp sıktı,adamın elleri bile garipti,ne savaşçılara özgü sertlik,büyüklük ve nasır,ne de büyücülere özgü narinlik ve incelik vardı,garip bir şekilde tam ortada kalmıştı,eli ince,ama güçlüydü,narin gibiydi ama sertliği hissedilebiliyordu.Tanrı elini kaldırıp yana doğru uzattı,yokluktan varolan masa ve sandalyeler odanın ortasında belirdiğinde tahtın yanında zincirlenmiş kişilerden biri bayıldı,Tanrı Naceyno'ya gözlerini kısarak baktı,gözlerinde sadece mor ışık kalmıştı.
"Sen Portas'ın emrindeydin,değil mi?"
"Evet."
Tanrı cevap vermedi,masanın başında ki sandalyeyi çekip oturdu,diğerlerine de oturmalarını işaret etti,sonra da konuşmaya başladı.
"Az önce dediğimiz gibi,uzun süredir seni bekliyorduk,neredeyse beş bin yıldır."
"Beş bin-yıl mı?"
Tanrı onayladı."Evet,düşündüğünden çok daha yaşlıyız Hartes Leotin,binlerce yıl boyunca,senin doğmanı bekleyerek saklandık,güç topladık ve kendimizi geliştirdik."
"Biz mi?Birden fazla kişiden bahsediyor gibisin."
"Biz,birden fazlayız Hartes,ama yakında bir bütün olacağız."
Hartes cevap vermedi,oturduğu sandalyede geriye yaslanıp ince bir bağla Sharanor'un çağrısına cevap verdi.
"Ona Qerzost'u nasıl öğrendiğini sor."dedi Ejderha.
Hartes tam ağzını açıp konuşacaktı ki,tanrı başını yana eğdi,gözlerini kırptı.
"Bunu bana kendin de sorabilirsin Sharanor."
"Sen..."diyebildi sadece Hartes,şaşkınlıktan donmuştu,Sharanor da öyleydi,bu adamın bunu nasıl yaptığını akılları almıyordu,adam sadece Hartes ve Sharanor'un arasında geçen bir konuşmayı dinlemişti!
"Sen,bunu nasıl yaptın?"
"Neyi nasıl yaptım?"dedi Tanrı zihninde.Hartes elini başına götürdü,Tanrının değişik,karmaşık bilinci kendisininkini kapladı,Sharanor'un kini ise ezip geçti."Beni arıyordun Hartes,işte buldun."
Hartes acıyla iki elini de başına koydu."Çık kafamdan!"
"Nasıl istersen."dedi Tanrı konuşarak,bilinci istila ettiği yerleri hızla terk ederken,Hartes rahatlamayla nefes aldı,Sharanor'un kudretli,yaşlı sesi tüm odada yankılandı.
"Seni küçük böcek!Ne hakla onun ve benim bilincime saldırırsın?Seni paramparça edeceğ..."
"Saldırmak mı?"dedi Tanrı.Ellerini masaya koyup öne eğildi."Saldırmış olsaydım çoktan ölmüş olurdu,sadece nelere kadir olduğumu bilin istedim."
Hartes burnundan soluyarak konuştu."Başka ne istiyorsun?"
"Bana katılmanı."
"Ne için?Daha adını bile bilmiyorum."
Tanrı rahatça geriye yaslandı."Bana Sayt Kronos diyebilirsin,yada Tanrı,ikisinde biri işte."
"Öyle olsun,Kronos.Neden sana katılayım?"
Kronos gözlerini Hartes'in siyah gözlerine kilitledi,yüzüne sinsi,ufak bir gülümseme yerleştirdi.
"Üç yıl önce,daha iyi olduğunu düşündüğün için Megas'ı terk edip,Rades'e katıldın.Sonra ise,beni bulmak için onun yanından ayrıldın.Burada olmanın sebebini biliyorum Hartes,intikamın için yola çıktığında,arkanda bir tehdit bırakmak istememen.Bunu sağlayabilirim."
Hartes gerildi,bu adamın düşünceleri okuyup okuyamadığını merak etti.
"Sadece bu kadar mı?Sana katılmamı istiyorsun,ama sunduğun sebep başka yöntemlerle de elde edilebilecek bir şey."
Kronos öne eğildi,gözlerini Naceyno'ya çevirdi."Öyle mi?Az önce ki cevabım dışında başka şeylerde var,değil mi tatlı kız?"
Naceyno oturduğu yerde kıpırdandı."Ne demek istiyorsun?"
Kronos tekrar Hartes'e döndü."Güvenip yola çıktığın bu kızın,aldığın her nefesi ve kararı efendisine bildirdiğini biliyor muydun?"
"Ne?Sen-"dedi Hartes,Naceyno'ya dönüp gözlerini şaşkınlıkla açmıştı.Kronos konuşmaya devam ediyordu.
"Bu kız,sen evinden ayrıldığından beri yaptığınız her şeyi Portas'a bildiriyordu,onun görevi sadece beni bulmak değildi,seni etkisi altına alıp tanrıların bir hizmetkarı yapmaktı,ama şimdi bunları öğrendiğine göre,bize karşı ön yargısız olabilirsin,değil mi?"
"Hartes,lütfen dinle,ben-"
"Yeter."dedi Hartes elini kaldırıp,"Seninle sonra konuşacağız."Sandalyesinde geriye yaslanıp Tanrı'ya baktı."Dinliyorum."
"Öncelikle şunu bilmeni istiyoruz Hartes,herkesin,en azından varlığımızı bilenlerin yada duyanların düşündüğü gibi,kötü biri değiliz,bir örgüt de değiliz,sadece iyi bir amaç için bir araya gelmiş bir kardeşliğiz.Ve seni de bu kardeşlikte görmek,bizim için büyük bir kıvanç olur,aslında seninle üç yıl önce,Yalnız Adalardayken konuşmak istiyorduk,ama o zamanlar küçük ve bilgisizdin,bizi anlayamazdın,ama şimdi anlayabilir,bize katılmanın getireceği avantajları kavrayabilirsin."
"Kardeşlik dedin,nedir bu kardeşlik,kim tarafından ve nasıl kuruldu,en önemlisi,hangi sebeple,iyi bir amacı açıkla."
"Peki,"diye devam etti Kronos."Kardeşlik,seninde tahmin ettiğin adıyla Anka Kuşu Kardeşliği,dört bin yıl önce kuruldu,babamız tarafından,amacı,dünyayı daha iyi ve güzel bir yer haline getirmek,yıllar süren ama durmak bilmeyen savaşları sonlandırıp barışı sağlamaktı.Güzel bir hayal olsa da,gerçekleştirmesi zordu,üstelik tehlikeliydi,babamız ölmekten korkmuyordu,bu korkusuzluk ölümüne yol açtı,o zamanların en büyük krallığının kralına,savaşları sonlandırması için meydan okudu.Uragos Leotin'e.Uragos onu binlerce parçaya ayırdı,ve yoluna devam edip tüm dünyayı kan ve ölümle feth etti.Babamızın ölümünden sonra,Kardeşliğin başına geçen bizler..."
"Dur bir dakika,neden sürekli 'biz'diyorsun?"
Kronos başını yana eğdi,biraz düşündü."Biz,böyle doğduk.Aynı bedende ve zihinde üç kardeş olarak dünyaya geldik.Babamız,bizlerin tanrıların bir şakası olduğunu söylerdi."
"Aynı bedende,üç kardeş mi?"dedi Naceyno ,şaşkınlıktan zar zor konuşmuştu."Peki,vücudunda,her şeyin üç katı mı var?"
Kronos kaşlarını çattı,gözlerinde ki mor ışık çatırdayıp odayı yanık kokuttu.
"Sorduğun şey,üç çakra havuzumuzun olduğu ve çakra damarlarımızın üç kat fazla olduğuysa,evet.Diğer düşünceleri kafandan atabilirsin."
"Peki."
"Kardeşliğin başına geçtikten sonra,her şeyimizi yer altına çektik,büyüdük,güçlendik,yayıldık,ve en önemlisi,savaş ve zafer meraklısı kralları kendi hallerine bırakmadık,içlerine kardeşlerimizi soktuk,yanlış yönlendirdik,içten yaraladık,başka düşmanlarla birbirlerini yok ettirdik.Savaşların uzamaması ve barış sağlanması için,kan dökmekten çekinmedik.Savaş sürerken,fakirlere,yoksullara,savaştan en çok etkilenen kesime yardım etmeyi kendimize görev gördük,ta ki şimdiye kadar.Senin ve Altın Mürettebat'ın kibiri sayesinde çıkan savaş,tüm kıtayı zayıf düşürdü,binlerce kişi öldü,ve biz yeni bir şey fark ettik,zamanla gelişen,ve şu anda tüm dünyaya hakim olan bir düşünce."
"Neymiş o?"
"Güçlü haklıdır.Gölgelerde gizlendiğimiz yıllar boyunca,zalimlik ve yozlaşmışlık tüm dünyayı ele geçirdi,herkes,güçlü olmadan bu dünyada yaşanamayacağını düşünüyor,buna inanıyor.Şimdi ise,insanlar bu fikre tapıyorlar."
"Peki,"dedi Hartes öne eğilerek."Sizin bu konuda yapmak istediğiniz ne?Sürekli duyduğum,'Temizlik',ne?"
Kronos kaşlarını kaldırdı,Hartes'in bunu bildiğine şaşırmış gibiydi.
"Bunu nereden biliyorsun?"
"Üç yıl önce beni izlemesi için gönderdiğin kel bir adam söylemişti,ölürken."
Kronos başını salladı."İyi bir kardeşti,ölmesine üzüldüm."
"Temizlikten bahsediyordun."
Kronos onayladı."Binlerce yıl boyunca beklediğimiz zaman,nihayet geldi.İsmine,Kıyamet Çağı adını verdik.Binlerce yıl sonra,ilk defa Yüce Yaratıklar'ın yeri ve bedenleri biliniyor.Temizlik için,onlara ihtiyacımız vardı,hepsine olmasa da,çoğuna."
Hartes tetik bir şekilde doğruldu."Beni tuzağamı çektin?"
"Hayır,sana zarar gelmeyeceğine dair söz verdim,değil mi?Sözüm söz,sana ve dostlarına dokunmayacağım,zaten ihtiyacım da yok.Neredeyse her şeye sahibim."
"O zaman,planını anlat bakalım,dünyayı nasıl daha iyi bir hale getireceksin?"
Kronos kollarını masanın üstüne koydu,avuçlarını birleştirdi."İnsanlık,geri dönülemez bir şekilde mahvoldu,yeniden başlamamız için,eskilerin yok edilmesi gerek."Avuçlarını birbirinden ayırıp konuşmaya devam etti."Plan basit,elimizde bulunan Yüce Yaratıkların çakralarını kullanarak,Cehennemin Kapılarını açacağız,bugüne kadar ölüp oraya giden her savaşçı,büyücü ve ŞiaJin'in içinde bulunduğu bir orduyu cehennemden çıkaracağız,ve onlarla,bize bağlılık gösterenler dışında herkesi yok edeceğiz,yeni,ve daha temiz bir nesil,bizim soyumuzdan oluşacak!"