"Sen delirmişsin!"diye bağırdı Naceyno."Bu söylediğin mümkün değil!"
"Neden olmasın?Dünyayı pis,güç,para ve şehvet düşkünü canilerden ayıklayıp temiz ve boş bir tarla haline getireceğiz.Ve çok daha kaliteli,düzgün tohumlar ekip onları yetiştireceğiz."
"Bu resmen saçmalık,hiç bir insan,insanı boşver,hiçbir tanrı bunu yapamaz,sen bile,ve gerçek tanrıların buna izin vereceğini sanıyorsan delirmişsin demektir."
Kronos başını yana doğru eğdi."İnandığın ve güvendiğin o tanrılar,şimdi nerede Naceyno?Açık bulduğu bir pencereden girip Melek'in annesine tecavüz eden Yoko,onları korumaya yemin ettiği halde tarih boyunca milyonlarca insanın ölümüne ses çıkarmamış olan Yaşam Tanrısı Milas,sürekli barışı korumak zorunda olduklarını söyleyip hiç bir savaşı durdurmayan Barış Tanrısı Satrop,ve sürekli daha iyi hükmedeceğini söyleyip,kan ve ölümden beslenen Savaş Tanrısı Portas,neredeler şimdi?Neden burada değiller,neden karşıma gelip beni öldürmüyorlar?"
"Çünkü saklanıyorsun."dedi Naceyno.
"Hayır,çünkü korkuyorlar.Bulunduğum yeri defalarca,her bir tanrıya bildirdim,hepsine tek tek meydan okudum.Ama Portas dahil hiç biri,çağrıma cevap veremedi,onlar kendilerini,süslü ve rahat saraylarına kapatırken,sizin gibi cesurları bana yolluyorlar,ölmeniz ve ortalığı karıştırmamanız için.Karşıma çıkmaya korkuyorlar,ama kendilerine utanmadan tanrı diyorlar."
"Yalan söylüyorsun,"diye atıldı Naceyno."Yoko bana senin kendini sakladığını söylemişti."
"Öyle mi?Söylesene kızım,her şeyi yapmaya kadir olan bir tanrıdan,kendimi nasıl saklayım?Kendi korkaklığını göstermemek için,sana yalan söyledi.Hartes'e de öyle,herkese."
"Hiç bir dayanağın olmadan,nasıl bunları..."
"Yeter!"dedi Hartes sertçe."Anlat,Kronos.Bu söylediklerini nasıl yapacaksın?"
Naceyno şaşkınlıkla Hartes'e döndü,onun da kendinden taraf olmasını bekliyordu,o tanrıyı dinlemeyi istemişti,belli ki plan dikkatini çekmişti ve daha fazlasını öğrenmek istiyordu,Kronos onaylayıp konuştu.
"Ne bilmek istiyorsun?"
"Cehennemin Kapılarını nasıl açacaksın?Bu plan kimleri kapsayacak?Ne kadar sürecek?Ve en önemlisi,sana katılırsam,klanımı sağ salim oradan çıkarabilir misin?"
Kronos biraz düşündü,sonra yavaşça,ama emin bir sesle konuşmaya başladı.
"Tahmin edeceğin üzere,Cehennemin Kapılarını açmak inanılmaz derecede büyük bir güç ve çaba gerektirir,zamanında binlerce savaşçı bunu denerken öldü,bunlara atan Totka Leotin de dahil,belki biliyorsundur,Sharanor ile savaşırken kapıları açmaya çalışmıştı,bedeni bunu kaldıramadı,öldü."
Hartes Totka Leotin'i biliyordu,daha bir çocukken,Sharanor'dan çakra almak için onun yanına gittiğinde,Sharanor kendisini Totka'ya benzetmişti,ve nasıl öldüğünü anlatmıştı.Sharanor'a göre,Totka Leotinlerin şimdiye kadar doğmuş en güçlüsüydü,ama Cehennem'in Kapılarını açamamıştı,Gölge ise açmış,klanın geri kalanını oraya hapsetmişti.Burada büyük bir çelişki vardı,soyun en güçlüsü Totka ise,neden Cehennemin Kapılarını açamamıştı?Gölge'yi ondan ayıran tek şey Elmas Modumuydu,yoksa başka şeylerde mi vardı?Bunlar kafasını çok karıştırsa da,şimdi sırası değildi.
"Biliyorum,devam et."
"Her neyse,kapıları açmak için,yakaladığımız altı Yüce Canavar'ın ve bu yolda ölmeyi göze alan onlarca yüksek seviyeli kardeşimizin çakralarını kullanacağız,ama şunu bilmelisin,Cehennemin Kapılarını açmak zordur,ama oradan devasa bir ölüler ordusu çıkarmak ve onu kontrol etmek akla hayale sığmayacak kadar zordur,bu yüzden kontrol etmek için özel bir şeye ihtiyacımız olacak,bunu sonra söyleyeceğim.Diğer sorularına gelirsek,ölüler ordusunu kontrol edebildiğimiz zaman,istediğimizi öldürtüp,istediğimizi yaşatacağız.Bizi destekleyenler hayatta kalacak,onların dışında ki herkes yok edilecek.Ve,eğer kapıları kuzeye yakın bir yerde açarsak,bir kaç gün içinde kuzeyi tamamen temizlememiz içten bile değil,sonra da diğer krallıklara geçeceğiz,Yalnız Adalar bizden uzak ve denizin ortasında olduğu için,oraya varmamız biraz zor olacak,ama eminim ki on beş günü bulmadan tüm kıtayı temizleriz."
Hiç kimse konuşmuyordu,herkes Kronos'un söylediği deli saçması gibi gelen şeyleri düşünüyor,mümkün olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı,Naceyno yavaşça öne doğru eğildi,Kronos'a değil Hartes'e hitap edercesine konuştu.
"Masum insanları öldürmekten bahsediyorsun."
Kronos güldü,gözlerinde mor ışık parladı,Hartes alanda ki baskının arttığını hissetti,Kronos kızmıştı,Qerzost'u nasıl bu kadar uzun süre,zarar görmeden kullanabildiğini merak etti.
"Masum mu?Hala fark etmedin mi Naceyno,dünya o kadar kötü bir yer halini aldı ki,bebeklere ayakta durabilmekten önce savaşmayı,öldürmeyi öğretiyorlar,çocuklara,başkalarına eziyet eder ve yaralarlar ise saygı göreceklerini söylüyorlar,gençleri birbirleriyle savaştırıp kırdırıyorlar,yetişkinler ise nasıl yetişirlerse çocuklarını öyle yetiştiriyorlar.Herkes güçlenip,etrafında ki insanları kontrol etmeyi istiyor,ama kimse bunun sonuçlarını düşünmüyor,sen Kirtan da doğup büyüdün Boris,söyle,her gün kaç bebek,kaç çocuk çakra havuzları veya damarları hasarlı olduğu için sokağa atılıyor?Kaç baba,kaç anne sırf çocukları savaşçı yada büyücü olamayacak diye onu dışlayıp,diğer çocuklarına önem veriyor?"
"Yüzlerce."dedi Boris gönülsüzce.
"Gördün mü?O kadar kötü ve iğrenç bir hale geldiler ki,kanlarını ve aile içi tekniklerini gizli tutmak için kardeşleriyle evlenmeye başlayan aileler var.Tıpkı bir zamanlar Leotinlerin yaptığı gibi,bu gidişata birileri dur demeli."
"Haklı gibisin,ama hala ikna olmadım."dedi Hartes.
"O zaman istediğin soruyu cevaplayalım"dedi Kronos."Sorunun cevabı evet,klanından geriye kalanları Cehennemden çıkarabiliriz,ama ne durumda olacaklarının garantisini veremeyiz,belki çoğu delirmiştir,belki ruha dönüşmüşlerdir,belki de hepsi sağdır.Kesin bir şey söyleyemeyiz."
"Anlıyorum."dedi Hartes yavaşça.
"Peki,cevabın nedir Hartes,kardeşliğimize katılacak mısın?"
Naceyno şaşkınlıkla olanları izliyor,ses çıkartamıyordu.
"Ben,"diye başladı Hartes,"sokaklarda büyüdüm,bahsettiğin şeyleri gözlerimle gördüm,kıyafetleri güzel çocuklar,sırf çakra havuzuna sahip olmadıkları için evlerinden atıldıklarını söylerlerdi,onlara acırdım.Kenarda,kuytuda sokağa atılmış bebekler açlıktan ölürdü,onları beslemek doyurmak istedim ama ne yiyebildiklerini bilmezdim.Ben senin söylediklerini bizzat yaşadım Kronos,eğer Megas olmasaydı,hala o sokaklarda olabilirdim,onun sayesinde güçlendim ve büyüdüm,ama sonradan fark ettim ki;o da sadece beni kullanmak istiyormuş,o yüzden kaçtım,Rades'e sığındım,ama o da beni bir kaleye kapattı,bu görevi bahane edip oradan da kaçtım.Ama artık sıkıldım,bunaldım.Gittiğim her yerde,insanlar gözlerimi görmek,onlara dokunmak ve nasıl kullandığımı görmek isterlerdi,gittiğim her yerde savaşmaya zorlandım,hem de her yerde,savaşmaktan yoruldum,yemin ederim ki,eğer zorunda olmasaydım asla savaşmaz,her şey konuşarak halletmeye çalışırdım,ama bu mümkün değil,çünkü sen haklısın,insanlar çok şımardı,burunlarının sürtmesi gerekiyor,"Hartes yavaşça ayağa kalktı,Altın Modunu açınca etrafa bir çakra dalgası yayıldı."Seninleyim Kronos,ama bana söz ver;Mürettebata dokunmayacaksın,dostlarıma dokunmayacaksın,ve en önemlisi,düşmanıma,Gölge'ya dokunmayacaksın."
Kronos ayağa kalktı,masasının etrafından dolaşıp Hartes ile karşı karşıya geldi.
"Sözüm söz,sen de artık kardeşliğimizin bir üyesisin,söylediklerine dokunmayacağız,bizde bunu bekliyorduk aslında,planımızın düzgün şekilde işlemesi için,Gölge'nin ortadan kalkması lazım,büyük bir tehdit,tabi ki onu öldürme şerefi sana ait,bunu yapmanın en kolay yolu,bir şekilde dikkatini çekmek."
"O işi bana bırak,en hızlı şekilde bunu yapacağım,ama,eğer ölürsem,onu öldürmek önce Melek'e,sonra da sana vasiyetimdir.Benden istediğin bir şey var mı?"dedi Hartes,heyecanlı ve enerjikti,kendi kendine itiraf edemese de,yıllardır böyle bir his yaşamamıştı:Gerçek bir amacın getirdiği heyecan.Kronos garip,korkutucu gözlerini Hartes'in gözlerine dikti.
"Eğer yapabilirsen,Elmas Modu uyandır.Yeni dünya da,çok işimize yarayabilir."
"Dediğin gibi olsun."
Kronos'un gözleri umut ve heyecanla parladı,gülümseyip ellerini Hartes'in omuzlarına koydu,heyecanla konuştu.
"Birlikte,yeni ve daha güzel bir dünya kuracağız Hartes,yeni nesiller iyi,masum ve merhametli olacak,sana sözüm olsun,bunu yapacağız,bu dünyaya barış ve huzur getireceğiz,birlikte."
"Barış ve huzur için,ne yapılması gerekiyorsa yaparım.İşe de,Gölge'yle başlayacağım."
"Şans seninle olsun,tanrılar değil.Onları da alaşağı edeceğiz."
Hartes onayladı,omuzlarını oynattı."Şimdi gidiyorum,bana ihtiyacın olursa,haber ver yeter."
Kronos tam cevap verecekti ki,büyük bir gümbürtüyle tüm saray sallandı.Tamamen Qerzost'an yapılmış bina,bir anlığına titredi,Kronos kaşlarını çattı,ellerini kaldırıp gözlerini kapattı,her şey titremeyi kesip düzeldi,Kronos etrafına bakıp dikili duran muhafızlarına haykırdı.
"Kontrol edin!"
Askerler anında harekete geçip kapalı kapıya doğru koşmaya başladılar,herkes arkasını dönmüş,kapalı kapıya bakıyor,neler olduğunu anlamaya çalışıyordu,askerler kapalı kapıya yaklaşınca,kapı büyük bir gürültüyle patladı,içeri doğru savruldu,siyah mermerde yankılanan botların sesiyle birlikte melodik bir ses kulaklara ulaştı.
"Karnımda ki ağrı,hanginiz Tanrı?"


