"Sordum bir soru,cevaplayan yok mu?"
"Lanet olsun."dedi Naceyno."Hector, burada ne işin var?"
O güne kadar adı bilinmeyen bu gizemli adamın adının Hector olduğunu öğrenen herkes,büyük bir şaşkınlığa uğradı,böyle garip ve değişik bir adamın daha havalı yada korkutucu bir isime sahip olmasını bekliyorlardı.Boris diğerlerini geçerek öne çıktı.
"Burada ne işin var Kafiyeli?"
Hector'un yüzünü büyük bir şaşkınlık kapladı,sonra da o şaşkınlık yerini kızgınlığa bıraktı.
"Ben denizde bir gemi,ne demek Kafiyeli?"
Diğerleride ona bakarken Boris ellerini kaldırıp salladı.
"Ne?Böyle bir adama başka ne denirdi ki?"
"Belki kardeş denilebilir."dedi Kronos.Sert adımlarla diğerlerini geçip Hector'un karşısına dikildi.
"Ben,Tanrı.Seni burada görmek çok güzel Hector,Zinon yada Kafiyeli,hangisini kullanıyorsan."
Hector başını yana eğdi,gülümsedi.
"Bir zamanlar keldim,seni öldürmeye geldim."
Kronos ellerini kaldırdı."Benimle bir derdin mi var Zinon?"
"Parlak bir ten,yok edilmeli sen."
Kronos başını yana çevirdi."Burada da,bizi öldürmek isteyen biri duruyor,bir zamanlar istiyordu aslında,şimdi ise,kardeşlerimizden biri oldu,sen de olmak istemez misin?"
Hector şaşkınlıkla başını çevirdi,Hartes'in orada olduğunu yeni fark etmişti,gözlerini kocaman açarak konuştu.
"Ateşte kor,ne yaptın sen Sharanor?"
"Hartes."dedi genç adam sertçe."Benim adım Hartes,Sharanor değil,kendime ait bir iradem ve aklım var,ve evet,Hector,doğru tarafı buldum,belki sende bulmak istersin."
Hector kafasını şiddetle iki yana salladı,biraz zorlandıktan sonra bir mısra daha attı.
"Mısırlar saçak,bilmiyorsun bu adam ne yapacak."
"Biliyorum,"dedi Hartes yavaşça."Cehennem'in kapılarını açıp,bu dünyayı gereksiz fazlalıktan kurtaracağız."
Hector gözlerini kocaman açtı."Bilmeli sen,delirmişsin sen.Yerde mısır unu,kaybetmişsin yolunu."
"Yol mu?"diye tekrar etti Hartes."Ne yolundan bahsediyorsun Kafiyeli?Savaş ve ölüm dolu yolu seçip hayatım boyunca savaşmaktansa,barış ve huzur yolunda bir kez savaşırım."
"O haklı."dedi Kronos."Bizim yolumuz,gelecekte ki barışı sağlamanın tek yolu.Başka türlü,asla barış olamaz.Krallıklar bu kadar açken,Ölümsüzler bu kadar güçlüyken,huzur diye bir şey olamaz.Büyük bir hata yapıldı,yeniden başlamamız için eskilerin yok edilmesi gerekiyor."
"Eski dediğin,hayatıdır insanın.Yok edemezsin öylece,huzur gelmez böylece."
Kronos yavaşça Hartes'e döndü.
"Anlaşılan,Hector bize sorun çıkaracak.Sen git Hartes,biz onunla ilgileneceğiz."
"Nasıl istersen."
"Boris,onlara Tenpo'ya kadar eşlik et,bir dediğini iki etme."
Boris kendisine seslenilmesiyle zıpladı,yerlere kadar eğildi.
"Emredersiniz."
"Madem siz de Tanrıdansınız,artık sizde düşmanımsınız."dedi Hector yumruklarını sıkarak."Gitmeyeceksiniz bir yere,serileceksiniz yere."
"Seninle savaşmak istemiyorum Kafiyeli."dedi Hartes bıkkınca."Zaten savaşmaktan bıktım,çekil yolumdan,yapacak işlerim var."
Hector kafasını iki yana salladı,tam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki,Kronos sağ elini kaldırıp avucunun içini ona doğru tuttu,elinden çıkan bir basınç dalgası Hector'u geriye uçurdu,Kronos sol elini de kaldırıp aynı dalgayı soldan vurunca Hector Qerzost'tan yapılmış sütunlara çarptı,birkaç tanesi üstüne yıkıldı,Kronos kafasıyla gitmelerini işaret etti.
Hartes,Naceyno ve Boris hızla saraydan çıktılar,arkalarından haykırmalar,savaş naraları geliyordu,koşar adımlarla geldikleri yeşil daireye girdiler,Boris cebinden çıkardığı madalyona birkaç kez tıklattı,yeşil ışık hepsini kaplayıp ışınlamadan önce Hartes'in son gördüğü şey,sarayın duvarlarının yıkıldığı ve devasa kanatların dışarı fırladığı idi.
***
Parlak bir ışıkla karanlık,pis bir ara sokakta ortaya çıkan üç kişinin silüetleri,kenarda köşede bulunan farelerin ödünü kopardı.Hartes hızla başını sallayıp kendine geldi,sonra Naceyno'nun boğazına sarılıp onu duvara yapıştırdı,ayakları yere değmeyen kız nefes almak için çabalıyordu.Boris kenara geçip olanları izlemeye başladı,Hartes öfke ve kırgınlıkla konuştu.
"Bana ihanet ettin!"
Naceyno boğazını sıkan eli tuttu,uzun zamandır hissettiği sıcaklık içini doldurdu.
"Hayır,ben-"
"Kes!Bir kelime daha etme,seni öldüreceğim!"
Naceyno ŞiaJin olmasına rağmen,narin olan boğazının ezilmeye başladığını hissetti.Acıyla çığlık atmak için ağzını açtıysa da,ses çıkmadı.Nefessizlikten kıpkırmızı olmuştu,tam bilinci kapanacak iken,yandan gelen bir saldırının boğazında ki baskıyı yok ettiğini fark etti.Hartes yandan aldığı darbeyle yere düşse de,hızla ayağa kalktı,Boris saldırmak için ileri atılmıştı,Boris'i kenara ittirince,en son beklediğini kişiyi karşısında gördü.
"Gücün kızlara mı yetiyor Leotin?"dedi adam,kahverengi gözleri öfkeyle doluydu,çakrasının yaydığı enerji herkes tarafından hissediliyordu.Hartes somurttu.
"Sana da yetebilir Bones."
Malyen kolundan tuttuğu genç kızı ayağa kaldırıp önüne geçti,Hartes bunun bir şaka mı yoksa tesadüf mü olduğunu düşündü,elini uzun saçlarına daldırdı,şimdi kavga etmenin kimseye faydası olmayacağını anlayınca,sıkıntıyla Malyen'e baktı.
"Burada ne işin var?"
Malyen omuz silkti,Tenpo şehrine gelebilmek için uyguladıkları 'az uyu-çok ilerle'prensibinin etkisindeydi hala,bünyesi zayıf düşmüştü,gözleri uykusuzluktan çok ağrıyordu,uzun saatler boyunca ata binmekten baldırları çürümüştü,ayakları su toplamıştı ve daha bir çok şekilde etkilenmişti vücudu.Erkek yada kadın olsunlar,savaşçıların vücutları güçlü ve dirençli olurdu,özellikle seviye atlayıp,bedenlerini güçlendirmeye devam ettikleri zaman.Tabi bedeni güçlendirmenin tek yolu da seviye atlamak değildi,farklı yöntemlerde kullanılabilinirdi.Güçsüz gözükmek için seviyesini düşük tutan birisi,çok sayıda teknik öğrenerek ve ağır antremanlarla bedenini bir kaya gibi sağlam ve güçlü yapabilir,kendisinden seviye olarak üstün olan rakiplerini paramparça edebilirdi,yada bunların ikisini de yapmaz,sadece çakra ve aura kontrolü üstünde kendini geliştirirdi,bu sayede savaşlarda hareket bile etmeden,sadece aurasıyla savaşarak zafer kazanabilirdi.Ama bu uzun,zor ve riskli bir yoldu.Bunu yapacak olan kişi,sürekli olarak güç ve enerji veren iksirlerden içmeli,sonrada kazandığı enerji kaslar ve organlar tarafından emilmeden onu çakrasıyla uyumlu hale getirip istediği anda kontrol edebileceği bir şekle sokmalıydı,bu döngü günlük olarak devam etmeliydi,eğer bir gün bile yapılmaz,ve çakra alışmış olduğu enerjiyi alamazsa,çakra havuzunun şekli bozulabilirdi.Hartes,Rades sayesinde,Malyen ise hem Megas,hemde Zandor sayesinde,birbirlerinden haberleri olmadan aynı yola baş koymuşlardı;bir miktar seviye atlayıp orta seviyede güçlü görünmek,sonra da ağır antremanlarla ve tekniklerle kendilerini geliştirmek.Malyen yorgunluktan başı dönse de,zayıf gözükmemek için elinden geleni yaptı,ne de olsa Hartes onun yenmek istediği,kendisine rakip ve her ne kadar itiraf etmek istemese de,idolü olarak gördüğü tek kişiydi,ona karşı zayıf görünemezdi,vakti gelince,ona meydan okuyacaktı.
"Biraz dolanıyordum."dedi Malyen yavaşça."Ya sen burada ne yapıyorsun?"
Hartes tiksintiyle,Malyen'in arkasında ki titreyen kıza baktı,Malyen gelmeseydi onu öldürecekti,sonra da sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktı,kıza hiç güvenmese de,endişelenmesi gereken bir şey söylemişti;eğer kendisi ölürse,Portas'ın onu öldüreni öldürmek için geleceğini.Hartes seslice söylemeyecek olsa da,Malyen'in gelişine şükretti,eğer gelmeseydi,kendi başını yakacaktı.Aklına gelen yeni fikirler Naceyno'ya bakarak konuştu.
"Bir fazlalığı atıyordum."dedi,hemen ilerleyip Malyen'i geçti,Naceyno yaşarmış gözleriyle geriye çekilirken,Hartes eliyle çenesini tuttu,Malyen elini Hartes'in omzuna koydu,Boris arkadan Malyen'e yaklaşınca Malyen Gümüş Modunu açtı,tüm sokakta bir rüzgar dalgası hissedildi.Hartes sinirle söylendi.
"Bugün,burada kimse ölmeyecek,ikiniz de geri çekilin."
"Kızı bırak."dedi Malyen.
"Geri çekil Malyen,tekrar uyarmam."
"Uyarmanı isteyen yok,kızı bırak gitsin."
"Ne yapacağımı sanıyorsun?"
Malyen birkaç adım geri gidip araya mesafe koydu,Boris de aynısını yapınca Hartes tuttuğu narin çeneyi biraz daha sıktı,kız neredeyse ağlayacaktı.
"Lütfen dinle-"
"Sakın,tek bir kelime daha etme.Sakın tek bir yalan dahi söyleme.Neden biliyor musun?Çünkü inanırım."dedi Hartes."O kadar zamandan sonra,ilk kez birine gerçekten güvendim,ama sen,benim tüm zayıf yönlerimi o piç Portas'a söyledin,beni nasıl yeneceğini,nasıl tuzağa düşüreceğini,her şeyi biliyor değil mi?"
Naceyno pişmanlıkla onayladı,göz yaşları yanaklarından süzülüyordu.Hartes elini çekip kızı bir kenara attı,yere tükürdü.
"Hepsi bu kadar,şimdi defol git!İster efendinin yanına dön,ister başka yere git.Bir daha karşıma çıkarsan,seni öldürürüm."
Naceyno titreyen dizleriyle ayağa kalktı,dudaklarını ısırıp arkasını döndü,yavaş,küçük adımlarla ilerledi,her adımında Hartes'in onu geri çağırdığını hayal ediyordu.
Kız sokaktan çıkınca,Hartes arkasını döndü,Malyen'i kendisine kınayarak bakarken buldu.
"Sende gidebilirsin."dedi ona,daha fazla sıkışıklığı kaldıramazdı.
"Hayır."dedi Malyen."Seni iki kere bıraktım,bir daha bırakırsam Lara bağırsaklarımı söker."
Hartes elini başına koydu,dehşet verici baş ağrısını gözden geçirip dayanabileceğini anlayınca,ona bağırmak istedi,hatta saldırmak,ama içinde yükselen bir şey,bunları yapmasına engel oldu.
"Ne istersen onu yap."diyebildi sadece.Malyen'in gözleri bir an şaşkınlıktan kocaman olsalar da,hemen toparlandılar,yavaşça cevap verdi.
"Seninle geliyorum,nereye gidersen."
Boris başını sallayıp öne çıktı,ayaklarında ki çelik kaplamalı botlar ıssız sokakta ses çıkardılar.Önce Malyen'e,sonra da Hartes'e baktı.
"Bende o konuya değinecektim,nereye gidiyoruz?"
Hartes bir miktar düşündü,sonra aklına gelen bir şeyle gülümsedi.
"Bu kadar sessiz kaldığım yeter,artık aile mi dağıtan adamın dikkatini çekme vaktim geldi,bunu yapmanında sadece bir yolu var.Hadi,gidip bir ölümsüz öldürüp,tüm dünyaya adımızı duyuralım."


