20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-34.bölüm-Gösteri

Altın Mürettebat'ın Yardımcı Kaptanı Skellick,güneşin doğuşunu izliyordu.Çok sevinçliydi.Kaptanları haklı çıkmıştı,şafağa doğru saraya yapılan bir saldırı onları zafere taşımıştı,kral ve ailesinin çoğu ölmüştü.Eğer saldırı gündüz bir vakitte yapılsaydı,geri püskürtülürlerdi,sonra da civar şehirlerden gelen askeri kuvvetle bozguna uğrarlardı,ama öyle olmamıştı.Gemiler ağırlığı nöbet kulelerine ve kışla yerine,sarayın kraliyet bölümüne vermişlerdi.Kralın,prenslerin ve prenseslerin ölümü uykulu ve kendilerinin aksine yarı kör askerlerin moralinin sıfırlamış,savaşmak için bir sebepleri olmadığından teslim olmuşlardı.

Skellick,önünden sedye ile taşınan cesetleri gördükçe daha da keyifleniyordu."Aptal adam."diye düşündü,kralın yüksekten düşme sonucu ezilmiş kafasını ve yamulmuş vücudunu görünce."Mürettebatı hafife almamalıydın."
Bekledikleri gün doğarken,Mürettebat üyeleride mutluydu,yıllardır emirlerinde yaşadıkları,savaştıkları ve öldükleri aile artık yoktu,özgürdüler.Kaptanın burada olmayarak planının başarısını görememesi onları üzüyor olsada,Kaptanlarının yakında geleceğini biliyorlardı.Hepsinin modu açıktı,küçücük göz bebekleri ve sapsarı göz renkleri vardı.Ama parlamıyorlardı,hayır,parlayan gözler yıllar önce yok olmuştu.
Skellick yanına doğru gelen adamlardan birini karşıladı,adam yaklaşırken,sorusunu sordu.
"Hayatta kalan var mı?"
Adam yutkundu,korkuyla cevap verdi,Skellick'in nasıl bir manyak olduğunu bilmeyen yoktu.
"Torunlardan ikisi hayatta,bir kız ve bir erkek."
Skellick boynunu kütletip,hızla konuştu.
"Yaşları?"
"Erkek altı yaşında,kız ise..."
"Kız umurumda değil,kızı öldürün.Çocuk yarın kral olacak."
Adam korku ve tiksintiyle başını eğdi.
"Emredersiniz."
Adam uzaklaşırken,Skellick tekrar güneşe baktı,yarın sabah çocuk kral olduğunda,Kaptan gelene kadar Skellick onun sağ kolu olacaktı,Kaptan geldiğinde ise yetkiyi devralacaktı,çocuğun üzerinden tüm krallığı yöneteceklerdi,sonra yavaşça tüm krallıkları kontrol altına alacaklardı,Skellick yumruğunu sıktı,dünya bir deniz olacaktı,Altın Mürettebat ise onun tek gemisi.
***
"Yok artık!"dedi Hartes."Yuh!"
"Sen-siz...burada ne işiniz var?"diye sordu Lara.
"Hartes'i eğitmeye geldim."
Adamın peçe açılmıştı,artık herkes peçenin altında ki beyaz teni,birer elmas gibi parlayan iki mavi gözü ve ensesine ve yanaklarına düşen bembeyaz saç tutamlarını görebiliyordu.
Megas keyifle güldü."Bunu beklemiyordunuz değil mi?"dedi.
"Şey,pardon ama siz kimsiniz?"dedi Malyen,konunun dışında kalmak onu sıkmıştı.Megas ona dönüp eliyle adamı işaret etti.
"Tanıştırayım,Melek,bu Malyen,Malyen,Melek."dedi kısaca.Malyen bir erkeğin isminin neden Melek olduğunu merak etti.
Melek kafasıyla ona selam verip,gözlerini Hartese çevirdi.
"Megas benden seni finale hazırlamamı istedi,bende kabul ettim,buraları özlemişim."
"Siz daha önce burada bulundunuz mu?"dedi Lara.
Melek gülümsedi."Tabi ki,Megas size söylememiş sanırım,biz de bu turnuvaya katılmıştık zamanında,Megas,ben ve Zandor.Üçümüz.Finallerde elendik ama,ben fazla umursamamıştım,ama Zandor..."
"Bir dakika,ustam bu turnuvaya mı katıldı?Hem de sizinle birlikte?Bana neden söylemedi?"diye atıldı Malyen,çok şaşırmıştı.
Melek yüz ifadesini değiştirmedi."Evet bizimle birlikte katıldı,o zamanlar bizde çocuktuk,Ölüm Dağlarında olmuştu ikinci aşama,Zandor neredeyse ölüyordu,Megas ise..."
"Melek misin Kelek misin bilmem ama,çeneni kapatır mısın?Çok konuşuyorsun."dedi Kayla.
Hartes öfkeyle kadına baktı,oda kendisine bakıyordu,Hartes aptal kadının güzel bir hikayeyi mahvettiğini düşündü,tam ona kızacakken,bir şeyler olduğunu hissetti.
Oturdukları masanın kenarları çürüyüp yere düşmeye başladı,masa şiddetle sallanırken,ortasında bir yarık açıldı.Hartes hızla kollarını masadan çekti,neler olduğunu bilmiyordu.
"Ne dedin sen?"dedi Melek.
Kayla donmuş bir yüz ifadesiyle ona döndü,yavaşça ayağa kalkmaya başlasa da,anında yerine geri oturdu,titremeye başladı.Hartes korkuyla masadan uzaklaştı,sadece kendisi değildi uzaklaşan,Malyen ve Lara da geriye yaslanmıştı,Hartes Megas'ın bile allak bullak olduğunu gördü.Kayla ise gözlerini kapatmıştı,titremeye devam ediyordu.
Megas otururken konuştu,sesi kısıktı.
"Melek,ne yapıyorsun?Dur!"
Ve aniden durdu,Kayla sandalyesinden yere düştü,Megas ona doğru eğilirken,Melek de ayağa kalktı.Bakışları değişmişti,gözleri öfkeyle yanıyordu,kısık da olsa,sesinde şiddet anlaşılıyordu.
"Kimse bana hakaret edemez,hele hele adıma.Asla!"
Oturduğu yerden çıkarken gözleri Hartesi buldu.Sakin bir şekilde konuştu bu sefer.
"Gel Hartes,sen benimle kalacaksın."dedi.
Hartes yan gözle Megasa baktı,Megas kafasıyla onaylayıp,Kayla'ya geri döndü.Hartes oturduğu yerden kalkıp Melek'e doğru yürüdü,Melek elini uzatıp onunkini tuttu ve yürümeye başladı,Hartes dönüp onun gidişini izleyen arkadaşlarına baktı,dışarı çıktıkları zaman Hartes sorma ihtiyacı hissetti.
"Şey,Melek?
"Efendim."
"Ona neden öyle saldırdın?Onu öldüreceksin sandım."
Melek bir süre konuşmadı,bu sırada binaları geçip gidiyorlardı.Saatler sonra gibi bir süre sonra,Melek iki katlı bir evin önüne geldi,Hartes'in elini bırakıp Hartes'in daha yeni gördüğü bir yüzükten anahtar çıkartıp kapıyı açtı,içeri girdi.Üst kata çıkarken Hartes onu izledi.Üst katta geniş bir oda,banyo ve küçük bir mutfak vardı.Melek eliyle etrafı gösterdi.
"Bir ay boyunca burada kalacaksın.Bir ay boyunca da ne arkadaşlarını ne de Megası göreceksin.Anladın mı?"
Hartes yavaşça cevap verdi."Evet."
"Şimdi dinlen,istersen uyu istersen bir şeyler ye,yarın ihtiyacın olacak."
Melek,tekrar merdivenlerin önüne geldi,durdu ve dönüp Hartese baktı.Hartes de ona bakarken,Melek yüzünde şefkat ve hüzün belirdi.
"Bana sorduğun şu soru varya,ismimle ilgili olan."
Hartes onayladı.
"Bana o kadına neden öyle yaptığımı sordun.Bende sana bir soru sorayım.Yerimde olsan,ve senin en değerli şeyine hakaret etseler,ne yapardın?
***
Güneş doğduktan birkaç saat sonra, Melek,Hartes'i Kotan Bölgesinin ormanlarına götürdü.Hartes hemen eğitime başlayacaklarını sanıyordu,ama düşündüğü gibi olmadı.
Ormanın derinlerinde geniş bir alana geldiklerinde,Melek durdu.Hartes eğitim yapacakları yerin burası olduğunu anlamıştı.Geniş,yeşil bir araziydi,zemini dümdüzdü ve kenarlarda koca koca kayalar vardı.
Melek alanın tam ortasına geldi,yere oturup avuçlarını birleştirdi.Hartes onun ne yaptığını merak ederken,bir aura dalgası onu yere yıktı,sadece onu yıkmakla kalmadı,üç yüz altmış dereceyle tüm alana yayıldı,ağaçların içinde kayboldu.Hartes toparlanmaya çalışırken,Melek derin bir nefes alıp ayağa kalktı.Hartese tepeden bakıyordu.
"Tüm alanı koruma altına aldım,hiç kimse dışarıdan bizi göremez, içeri girmeye çalışan olursa anında geri püskürtülecek.Şimdi eğitime başlayabiliriz."
Hartes şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı,bir aura dalgasıyla tüm alanı korumaya almak...Bu muhteşem bir şeydi,hatta dehşetenğizdi.Üstelik bunu yapan adam,bir ay boyunca Hartesi eğitecekti.Heyecanla ayağa kalktı.
Melek ona bakmaya devam ederken konuştu."Öncelikle fiziksel saldırılarını ve savunmalarını görmek istiyorum,sonra tekniklerine bakarız.Şimdi hazır ol,saldıracağım."
Hartes,Megasdan öğrendiği pozisyonu aldı;baş parmapı dışında ki parmaklarını dümdüz yaptı,sağ elini sol aşağı çaprazına,son elini ise sağ yukarı çaprazına ayarlayarak çelikten savunmasını yaptı.Melek bir saniye baktıktan sonra kendi etrafında döndü ve ona sağlam bir dönen tekme attı.Hartes sol taraftan gelen tekmeyi,sol kolunu yana doğru savurarak karşıladı,darbe vücudunu sallandırsada,yıkacak kadar güçlü değildi.Hartes kendini tebrik edemeden,Melek sağ tekmesini gönderdi,Hartes onuda engellerken,Melek'in ayaklarının yere basmadığını fark ett,neler olduğunu anlamaya çalışırken,Melek bir elini yere koyup Hartese iki ayağıyla tekme attı,Altın Modu kapalı olduğu için Hartes bu darbeyi görmedi bile,geriye doğru savrulurken,nefes alamadı.
Yeşil zemine düştüğünde vücudu acıyla sarsıldı,darbe tam göğsüne gelmişti,nefesi kesilmişti.Yavaşça ayağa kalkarken,tam bir aptal olduğunu düşündü.Melek gibi,çok güçlü bir savaşçıyı hiçbir şey yapmadan mahveden birine karşı modunu kullanmadan dövüşmeye çalışmıştı.Aynı hatayı bir daha yapmayacaktı.Sadece istedi.Midesinden çıkan çakra gözlerine ilerledi,göz damarları güçlenirken,her şey altın sarısı bir renge büründü.Ağaçlar,zemin gökyüzü,her şey altın rengiydi ama Hartesin sadece istemesiyle onları normal olarak da görebilirdi.Tüm o sarıların arasında,masmavi bir çakra topu gibi görünen Melek duruyordu,yüzü şaşkınlığa bürünmüştü.Gözleri kocaman olmuştu,ağzı yarım yamalak açıktı ve hareket etmiyordu.
Hartes onun şaşkınlığından yaranmak için hızla ileri atıldı,hafifçe zıplayıp saldırdı.Melek yüzüne doğru gelen yumrukları son anda bloke ederken bir kahkaha attı.Onu daha önce de görmesine rağmen,hala gerçek bir Leotinle dövüştüğüne inanamıyordu.Bu harika bir şeydi,Altın sarısı gözleri güneşin parlaklığıyla yarışıyordu,Melek'in gözlerini kamaştırıyordu.Bir yumruktan daha kaçtı,Megas ona Hartes'in bir ŞiaJin olduğunu söylemişti,bu onu daha da muhteşem kılıyordu.
Hartes bir yumruk daha attı ama kolu yorulmuştu,kaslarını çok zorlamıştı.Melek son yumruktan da kaçarken,Hartes gösterecek fiziksel bir şeyi olmadığını düşündü,şimdi tekniklerini kullanabilirdi.Kendini hızla geriye attı,el mühürlerini yapıp,alıştığını sözleri söyledi.
"Ateş Stili,Ejder Nefesi!"
Melek tekniğin ismini duyduğu anda,"Çakrası yetmez."diye düşündü,ama Hartes'in ağzından çıkan ateşi görünce kendini geriye attı,ateş çimenleri yakıp kavururken,Melek işleri kontrol altına alması gerektiğini fark etti.O da bir teknik kullandı.
"Su Stili,Dalga Bozgunu!"
Hartes tekniğin ismini duyunca şaşırdı,Melek'in sadece savaşçı olduğunu sanıyordu,ama anlaşılan oda bir ŞiaJin idi.Ve su stilini kullanıyordu.
Melek'in ayaklarını bastığı yerden çıkan devasa su dalgası,kendini geriye atmaya çalışan Hartes'in üstüne indi,Hartes'in ateşi sönerken,Melek hızla durduğu yerden ayrıldı,hızla birkaç el mühürü yaptı ve başka bir teknik daha kullandı,ama farklı bir elementte.
"Ateş Stili,Alev Hortumu!"
Hartes şaşkınlık ve korkuyla dururken,Melek'in etrafında oluşmaya başlayan devasa alevleri gördü,alevler etrafında dönüyor,birleşiyor ve daha da büyüyordu,inanılmadı.Alevler Melek'in boyunu geçtiğinde,Hartes Melek'i göremez oldu,neler olduğunu merak ederken,alev hortumu aniden açıldı,yayılıp etrafında ki herşeyi kül ederken Hartesi es geçti,yemyeşil çimenlerle kaplı tüm alan aniden çorak bir toprak parçasına dönüşürken, Hartes ağzı açık bakıyordu.Alevler sönüp duman dağılınca, Hartes, Melek'in hemen önünde gülümseyerek durduğunu gördü,Hartes tutulan diliyle konuşamazken,Melek sırıttı.
"Eee,gösteriyi beğendin mi?"