21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-38.bölüm-Katliam

Parşömenler arka arkaya patlayarak büyük bir duman bulutu oluşturdukları sırada,Hartes nefesini tutmuş halde bekliyordu.Duman yavaşça dağıldığında,rakiplerini gördü.

İlki gördüğü beyaz bir kaplandı,Hartes'in bir buçuk katıydı,bembeyaz tüyleri ve masmavi gözleriyle çok tehlikeli duruyordu.İkinci yaratık bir gorildi,göğsünü yumruklayarak etrafına meydan okuyordu.Üçüncüsü bir örümcekti,dördüncüsü devasa bir yılan.Bunların dışında koca boynuzlu bir boğa,simsiyah bir vaşak,yine kocaman bir akrep ve bir ayı vardı.
Hartes omuzlarını oynattı,Dul Feryadını sıkıca kavradı ve beklemeye başladı.Büyülü yaratıkların hepsi onu inceliyordu.Akrep hemen saldırmak istesede,biraz ötede ki başka bir akrep cesedini görünce vazgeçmişti.Oda rakibini inceliyor,sırlarını çözmeye çalışıyordu.
En sonunda sabır tükendi,ayı iki ayağının üstüne kalkıp kükredi ve koşarak saldırıya geçti.Hartes zıpladı,havada kendi etrafında dönerek baltayı savurdu ve ayını suratına yapıştırdı.Balta,ayının kıllı suratını kesip parçalarken,ayı acıyla kükredi.Kükremeyi duyan diğer hayvanlar aynı anda saldırıya geçtiler.
Yılan hızla sürünerek yaklaştı,ısırmak için hızla saldırınca Hartes baltayı ayının suratında bırakarak zıpladı,yüzüğünden fırlatma bıçaklarını çıkardı,yılan onu avlamak için havaya doğru atıldığında,Hartes bıcakları ona fırlattı.Bıçaklar yılanın kafasına ve gövdesine saplanırken,yılan acıyla tısladı,havada asılı kalır gibi durdu ve sonra düştü,ölmüştü.
Hartes yere indiğinde sağ tarafından boğanın hızla yaklaştığını gördü,altın moduyla hızla etrafa baktı,boğa iyice yaklaştığında çevik bir hareketle yana zıpladı,kendine doğru gelen gorilin suratına sert bir tekme attı,bunu yaparak kaçacağını düşünmüştü,ama goril bacaklarından tutup fırlatınca Hartes hata yaptığını anladı.Yere çakılsada hızla kalktı,baltayı suratından çıkarmaya çalışan zavallı ayıyı gördü.Ona doğru koşmaya başladı,boğa ve goril ona yaklaşırken,kaplan ve örümcek en geride bekliyordu.Hartes zıplayıp boğanın üstünden atladı,havada uçarken arkasına,boğaya bir bıçak fırlattı.Yere inip ayının savurduğu pençesinin altından geçti,doğrulup baltasının sapından tuttu,iki ayağıyla zıplayıp ayının göğsüne sağlam bir tekme attı ve baltayla beraber yere düştü.Dövüşün verdiği heyecan ve enerjiyle hızla ayağa fırladı,akrep iğnesini kendisine doğru fırlatıp onu sokmaya çalışırken,Hartes geriye doğru atladı,baltayı sağ eliyle sapının ortasından tuttu ve akrebin kafasına fırlattı,balta havada dönerek giderken,sola dönüp el mühürleri yaptı ve yaklaşan boğaya ateş püskürttü.Boğa korkuyla şahlanıp durdu,akrebin acı dolu sesi alanda yankılanırken,Hartes yüzüğünden bıçak çıkardı,dört bıçağı boğanın kafasına attı,farklı yerlere hızla giren bıçak boğayı hızla öldürürken,siyah vaşak Hartes'in üstüne atladı,Hartes altın moduyla bunu hissetsede,yeterince hızlı davranamadı.Vaşak sol kolunu ısırıp koparmaya çalışırken,Hartes acıyı görmezden gelip çakrasını kollarına doldurdu,sağ koluyla vaşağı sardı ve sol koluyla da vaşağın ağzındayken ağzına bastırdı.Vaşak ısırmayı bırakıp canını kurtarmaya çalışırken,Hartes tüm gücüyle vaşağı sarıp sıktı,kaburgaları kırılıp,kırılan kemikler iç organlarına saplanırken vaşak acıyla bir ses çıkardı.Hartes can çekişen cesedi bir kenara attı,ona artık korku ve endişeyle bakan hayvanlara göz attı.
Akrep baltayı kafasından çıkarmaya çalışıyor,mavi kanı toprağı ıslatıyordu.Örümcek ve Kaplan geride bekliyor,goril öfkeyle ona bakıyordu,suratlarına balta yiyen ayı ve akrep acıyla inliyordu.Hızla atıldı,şaşkınlıklarından faydalanıp baltayı akrebin kafasından çıkarıp geriye doğru zıpladı ve yere kondu.
Hartes nefeslendi,baltanın ucunu yere koyup dinlendi.Kendini hazır hissettiğinde baltayı topraktan kaldırdı,Melek hala kendisini izliyordu.Derin bir nefes aldı,sonra koşmaya başladı,akrep,ayı ve goril aynı anda ona saldırırken,Hartes zıpladı,havada dönerken baltayı sertçe ayının kafasına savurdu,ayının sert kafası ceviz gibi dağılırken,Hartes sırıttı.
Hızla yere indiğinde eğildi ve gorilin kollarından kaçtı,baltasını alttan savurup baltayı gorilin apış arasına sapladı,goril acıyla kükrerken,Hartes havaya zıpladı,akrebin iğnesi kendini es geçip gorilin göğsüne saplandı,gorilin gözleri durgunlaşıp geriye doğru düşerken,akrep iğnesini gorilin göğsünden çıkardı,ve geriledi.Hartes yere düşerken,yüzüğünden çıkardığı gaz bombalarını akrebin gözlerine attı.Yere indiğinde baltasını aldı,havaya zıplayıp bütün gücüyle baltasını kafasına indirdi,balta neredeyse sapına kadar gömüldüğünde,akrep düştü.
Hartes nefes nefese etrafına baktı,baltayı akrebin kafasından çıkaracakken,aniden gelen darbeyle savruldu,Melek'in tekniğiyle yanmış olan ağaçlardan birine çarptı,toprak zemine düştüğünde,örümceğin hızla kendisine doğru geldiğini gördü,ayağa kalkmak istedi,ama çok yorulmuştu.Örümcek yaklaşırken,zihnini elmas yüzüğe odakladı,Sharanor'un muazzam çakrasından çok az bir miktar aldı.Anında yenilenmiş bir şekilde ayağa fırladı,zıplayıp havada takla attı ve örümceğin arkasına indi.Hızla el mühürlerini yaptı,Sharanor'un çakrası yüzünden kırmızı-siyah karışımı bir alev Hartes'in etrafını kapladı,sonra hızla ejderha başları şeklini alıp örümceğe çarptılar.Örümcek canlı canlı yanarak ölürken,Hartes son rakibiyle karşılaşmak için arkasını döndüğünde,hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı.
Bembeyaz kaplan,hemen önünde duruyordu.Hartes hızla geri çekildi,savaşmaya hazırlandı,o anda inanılmaz bir şey oldu.Derinden bir erkek sesi yükseldi.
"Sen çok güçlüsün."dedi kaplan.
Hartes şaşkınlıkla durdu.Kaplan'ın konuşabildiğini bilmiyordu.Şaşkınlıkla sordu.
"Konuşabiliyor musun?"
Kaplan kafasını yana eğdi.
"Beni aptal bir canavar mı zannettin?"
Hartes baltasını sıkıca tutarak kaplanın etrafından dolaştı,arkasını Melek'e verdi.
"Konuşabildiginizi bilmiyordum."
"Çoğu aptaldır,konuşamaz.Benim gibiler ise özeldir."
Hartes zaman kazanmak ve dikkati dağıldığı anda saldırmak için ona soru sordu.
"Özel mi?Nasıl yani?"
Kaplan ona bakmaya devam ediyordu.
"Benim gibiler doğarken cennet tarafından kutsanır.Kutsanma anında bize sadece konuşma değil,bir insanla,savaşçı yada büyücü ile mühür kurma yeteneği verilir ve mühür kurduğumuz kişi bizi çağırınca çakra harcamadan yanına geliriz."
Hartes gerçekten çok şaşırmıştı.Daha önce de yanında hayvan gezdiren kişiler görmüştü,ama sadece süs olduklarını sanmıştı,belki de çoğu öyleydi.
"Peki sen neden buradasın?Sahibin burada mı yoksa?"
Kaplan gözlerini arkasına kitledi,Hartes baltasını sıkıca tuttu,eğer saldırırsa,kafasını patlatacaktı.
Tam buna hazırlanırken,omuzlarını tutan eller ona mani oldu.
"Hala anlamadın mı evlat?"dedi Melek.
"Söylemezsen anlayamaz tabi."dedi kaplan.
Hartes sırtını kaplana dönüp Melek'e baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Melek hafifçe güldü.
"Kaplan benim mühürlüm.Adı Taz."
Hartes baltasını yere indirip arkasını döndü,Taz isimli kaplan iki adımla önüne geldi,çok büyüktü.
"Seninle tanışmak büyük bir şeref,altın göz."dedi.
"Teşekkürler."
"Özellikle yaptığın katliamdan sonra."
Hartes yutkundu,kaplan haklıydı,resmen bir katliam yapmıştı.
Canlı canlı yanan örümcek ağacın kenarındaydı,boğa yere kafa atmış gibi duruyordu,kafasında ki bıçakların sadece sapları gözüküyordu,vaşak sanki süs hayvanıymış gibi ezilmiş göğsüyle kenara atılmıştı,akrebin kafasından akan kan yeni pıhtılaşmış gibiydi ve ayının parçalanmış kafası mide bulandırıcıydı.
Kaplanda etrafa baktıktan sonra konuştu.
"Bir ara kaçmayı bile düşündüm,bilerek arkada kalmıştım ama,sen her an bana da saldırabilirdin"
"Evet,yapabilirdim."
Melek kısa bir kahkaha attı,elleriyle Hartes'in omzuna vurdu.Sonra ciddi bir ifadeyle Dul Feryadını inceledi,ama almadı.Nihayet incelemesi bittiğinde,Hartes'e döndü.
"Haydi,antremana devam,bakalım Sharanor'un çakrasıyla neler yapabiliyorsun."
***
Alevler örümceğe çarptığında,ağaçların arasında ki adam gülümsedi.çocuğun gözleri iki güneş gibiydi,muhteşemdiler.Adam gözlerini beyaz saçlı herife çevirdi,kenarda durup çocuğu izliyordu.Sanki işe yarayabilecek gibi koruyucu bir bariyer yapmıştı.Adam,kafiyeli konuşan beyinsize şükretti.Onun sayesinde, çakrasını gizleyemeye gerek kalmadan bariyerden geçmişti.Melek onu karşılamak için bariyeri üç saniyeliğine kapattığında,adam içeri sızmıştı bile.
Adam boynunu oynattı,sınırsız gücün kapılarını açacak olan çocuğa baktı.Kaplanla konuşuyordu,adam saniyesinde kaplanın Melek'in mühürlüsü olduğunu anladı.Eğer Tanrı burada olsa,hemen şu anda saldırırdı,Melek çok güçlü bir ŞiaJin olabilirdi,ama bir Tanrıya karşı şansı yoktu,kimsenin olmamıştı.
Adam gözlerini gökyüzüne dikti,Tanrı'nın burada olmasına bile gerek yoktu,oğlu burada olsa bütün Kotan bölgesi kana bulanırdı.Adam bu fikirle sırıttı,kafasını tekrar çevirip çocuğa ve Melek adlı herife baktı.Ne kadar da havalı ve kendini begenmişti.Sırtına kadar inen beyaz saçlarını kana bulamak istedi bir an.Sonra aklına bir fikir geldi.Ya şimdi çocuğu alır,adamı öldürür ve çocuğu Tanrıya götürürse, ne olurdu? Tanrı ona akıl almaz hediyeler bahşederdi.Teknikler,silahlar,yüzükler ve belki de kendi hareminden kadınlar...
Tabi tam tersi de olabilrdi,Tanrı onu sertçe cezalandırırdı,ama öldürmezdi.O değerli ve sadık bir köpekti.Bir an kararsız kaldı,Tanrı onu buraya gözlem yapması için göndermişti,saldır yada saldırma dememişti,hayır,bu kararı adama bırakmıştı,kendi kararını görmek istemiş olmalıydı,ve adam kararını vermişti bile.Adam ağaçların arasından çocuğa doğru fırlarken,yüzünde Tanrı'nın ona bahşedeceği hediyelerin hayaliyle yayılan bir gülümseme vardı.