Hartes kendine doğru sırıtarak koşan adamı gördüğünde,ne zaman yemek yiyeceğini düşünüyordu.Sonra sırıtarak koşan adamı gördü,adam keldi,parlak kafası dövmelerle doluydu,göz rengi belli olmuyordu,ama yüzüğünden çıkardığı ince uzun kılıcı'nın parlaklığı insanın gözünü kör edebilirdi.
Hartes yorgunluğuna karşı koyup Dul Feryadını kaldırdı,tam savuracakken Melek önüne geçti.Kendi etrafında hızla döndü,beline inen beyaz saçları genişçe savrulurken,bir teknik kullandı.
"Parlak Kılıçlar!"
Melek'in beline kadar inen bembeyaz saçları sertleşip,incelerek,havada savrulan onlarca kılıç halini halini aldılar.Adam kendi kılıcını savurup bu hamleyi engelledi.Kılıcını eğdi ve alt taraftan savurdu.Melek tekrar kendi etrafında döndü.Saçları ip gibi incelmiş ve birleşmişti.Kafasında on tane kılıç taşıyormuş gibi görünüyordu.Hartes saçların neden bu kadar uzun olduğunu şimdi anlamıştı.İki hamlesi de engellenen adam geriye çekildi.Yarım ağızla sırıttı.Saçları sırtında uzanırken,Melek sakince konuştu.
"Burada olmandan,bariyerimi bir şekilde geçebildiğini anlıyorum.Şimdi,neden burdasın?Ne istiyorsun?"
Adam kılıcının ucunu toprağa dayadı.Kısık gözlerle Melek'e bakıyordu.Gülüşünü yok ederek konuştu.
"Haklısın.Bariyeri geçtim,çocuk oyuncağıydı.Ve gönderildiğim şey için burdayım ve..."Kılıcını kaldırıp ucuyla Melek'in arkasında duran Hartes'i işaret etti."Tüm dünyanın istediği şey için burdayım,ve almadan gitmeye niyetim yok."
Melek bıkkınlıkla nefes aldı."Hartes,arkamda kal.Ve sen,cenazene hoş geldin."
Melek hızla saldırdı,zıplayıp kendi etrafında döndü ve saçlarını savurdu,kılıç gibi saçlar adamın geriye çekilmesine sebep oldu.Adam kendi kılıcıyla savunma yapsa da,sürekli geriye çekiliyordu.Melek sürekli dönerek saçlarını savururken,bağırdı.
"Hepsi bu mu?Kaçmaktan başka numaran yok mu be adam?"
Adam geriye doğru birkaç adım daha attı.Sonra kılıcını yüzüğüne geri koyup,ellerini birleştirdi.Çakrası vücudunu doldurup bir teknik oluştururken,Hartes altın modunu çoktan açmıştı.
"Tosbağa Sırtı!"
Melek dönmeyi bırakıp,adama baktı.Çakrasının vücudunun üstünü kapladığını görünce hızla saçlarını savurdu.Adam sırıtırken,Melek'in saçları vücudunun farklı yerlerinden sekti.Melek şaşkınlıkla durdu,yaptığı hatayı fark edip geriye sıçramaya çalıştığında adam göğsüne sert bir yumruk attı,ağzından kan çıkan Melek geriye doğru uçtu,Hartes'in önüne kadar takla atarak yuvarlandı.
Hartes şaşkınlık ve endişeyle olanları gördü.Adamın vücudu değişmişti.Derisini kaplayan çakra sertleşmiş ve tosbağa kabuğuna benzemişti,tek farklı bütün vücudunda olmasıydı.
Melek öksürerek ayağa kalktı,adam sırıtarak ona bakıyordu.Dalga geçerek konuşmaya başladı.
"Eğer istiyorsan,birkaç numaram var."
Melek dişlerini sıktı,dişleri tamamen kanla kaplandığından,bu kötü bir görüntü oluşturdu.
"Elinden geleni yap."dedi.
Adam sırıtarak yüzüğünden kocaman bir kılıç çıkardı,neredeyse iki metreydi ve bir avuç kalınlığındaydı,rengi kırmızı-beyaz karışımıydı.Adam kılıcı yana doğru savurdu,kılıçtan çıkan çakra dalgası alanın kenarında ki ağaçları paramparça etti,adam bağırarak kılıcın adını söyledi.
"Melek Katili!"
Hartes yutkundu,kılıcın adı resmen görevini haykırıyordu.Adam kahkaha attı.
"Ne kadar ironik,değil mi?Kılcımın isminin senin boktan isminle alakalı olması."
Melek yavaşça güldü,boynun kütleterek rahatladı.
"Bu işin başında seni biraz dövüp seni tutan kişiyi öğrendikten sonra bırakacaktım,ama sen benim değerli ismime hakaret eden,merhameti hak etmeyen kuduz bir köpek olduğunu kanıtladın,ve şunu söylemeliyim köpek;Şeytan da bir Melektir,yoksa annen sana bunu söylemedi mi?"
Adam sinirle kılıcını toprağa indirdi.Neredeyse haykırdı.
"Boş konuşmayı kes!Dövüşeceksen dövüş,yoksa diz çöküp yalvar!"
Melek'in yüzü Hartes'i korkutacak kadar ciddi bir hal aldı.
"Melekler yalvarmaz."dedi ve saldırdı.
Hartes,Melek'in ne zaman saldırdığını göremedi bile,Melek hızla yüzüğünden bir kılıç çıkardı,kılıç donuk bir beyazlıktaydı,kör olmuş bir göz gibi buğuluydu ve siyahın en koyu renginden bile daha korkutucuydu.
Melek kendi etrafında döndü,Hartes onun kılıcı savuracağını sandı,ama Melek kılıcı hızla adama attı ve el mühürleri yaptı.Kılıç adama doğru uçarken Melek bağırdı.
"Devasa Ateş Topu!"
Melek'in ağzından hızla çıkıp birleşerek devasa bir ateş topuna dönüşen alevler adama doğru hızla uçtu,kendisine doğru gelen kılıcı engelleyen adam ateş topundan kaçamadı,alevlerin içinde kaldı.O anda Melek elini kafasına götürüp getirdi.
Adam alevlerin arasından yürüyerek çıktı,suratında kocaman bir gülümseme vardı,üstünden dumanlar çıksa da,hiç bir şey olmamış gibiydi.
"O kadar konuşmadan sonra,daha iyisini bekliyordum."dedi.
Melek ciddiyetle ona bakıyordu.Ellerini tekrar birleştirdi ve hızla iki mühür yaptı.
"Işık Kopyaları!"
Adam şaşkınlıkla dururken,yokluktan var olan bir tekme suratında patladı.Derisi her ne kadar sert olsa da,güçlü bir darbeye karşı koyamazdı.Geriye doğru uçarken başka bir tekme de sırtında patladı.Dizleri üstüne düşerken şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.
Hartes gördüklerine inanamıyordu,altın modu açık olduğu halde fark etmemişti.Melek biraz önünde duruyordu,ama alanda yalnız değillerdi.Alanda toplam dört tane Melek vardı!Adamın sağında,solunda,arkasında ve önündeydiler.Asıl Melek uzun adımlarla yürüdü,diğerleride aynısını yaptı.Adam doğruldu,etrafına bakıp küçümseyici bir şekilde gülümsedi ve ve asıl Melek'e doğru saldırıya geçti.
Melek zıplayarak kendisine doğru gelen adamın göğsüne bir dönen tekme attı.Adam zırhı sayesinde hasar almasa da geriye doğru sendeledi.Hartes adamın öfkelendiğini görünce dövüşe katılmayı düşündü,ama diğer Meleklerin saldırdığını görünce vazgeçti.
İlk sahte Melek,sağdan saldırıp adamın böbreklerine tekme attı,başka biri solundan ensesine tekme attı ve arkasında ki tam omurgasına dönen tekme atarak onu öne uçurdu.Asıl Melek kendisine doğru gelen düşmanının karnına çakrayla güçlendirilmiş bir tekme attı.Adam geriye doğru uçup yere çakıldı,tüm Melekler etrafında pozisyon aldı ve aynı el mühürlerini yaparak teknik kullandılar.
"Ateş Stili,Alev Kaynağı!"
Dört Melek'in ağzından çıkan silindir şeklinde ki alevleri gördüğünde,Hartes çok şaşırdı.Bu alevler kendisininkiler gibi normal değildi,neredeyse sapsarıydılar ve inanılmaz sıcaktılar.Hızla adama çarpıp Hartes'in onu görmesini engellediler.
Neredeyse on dakika sonra alevler kesildi.Devasa duman dağıldığında adam göründü.Dizleri üstüne çökmüştü,her yerinden duman çıkıyordu ve kıpkırmızı olmuştu.Hartes ilk önce adamın yandığını sandı,ama sonra adamın değil dışındaki kabuğun sıcaktan kıpkırmızı olduğunu gördü.
Asıl Melek kopyalarına döndü.
"Hadi,şu cahile biraz ders anlatalım."dedi ve el mühürlerine başladı.Dört Melek aynı anda konuştu.
"Su Stili,Donduran Dalga!"
Dört taraftan çıkan sular,sanki bir hortuma bağlanıp sonuna kadar açılmışcasına hızla adama çarptı,az önceki kadar büyük bir buhar adamın üstünden yükselirken,asıl Melek tekniği kesti ve yana doğru yürüyerek yerde ki kılıcını adlı.Diğer Melekler suyu kestiğinde alanın ortasında sırılsıklam olmuş bir adam vardı.
Melek yavaşça yürüyerek eski yerine geçti ve kılcını kaldırdı,diğer Melekler de yüzüklerinden çıkardıkları kılıçlarla onu taklit ettiler.Adam kafasını kaldırıp neler olduğuna baktı.Hartes adamın gözlerinde ki öfkeyi ve acıyı gördü,anladı.
Adam alanın ortasında kalakalmışken,Melek adama son soruyu sordu.
"Seni kim gönderdi?"
Adam ona anlamsız,buğulanmış gözlerle baktı.
"Tanrı."dedi.
"O da kim?"
"Siktir git."
Melekler kılıçlarını havaya attılar,asıl Melek ellerini birleştirdi ve odaklandı.Havada dönen dört kılıcın kopyaları oluşmaya başladı,sayıları gittikçe arttı ve havada çok dansa hızlı dönmeye başladılar.Garip bir ses çıkarıyorlardı,melodi gibiydi.
Melek ellerini ayırdı ve sağ elini havaya kaldırdı.Melek rakibine son kez baktı.
"Kılıçların Şarkısı."dedi ve elini indirdi.
Havada dönen onlarca kılıç adama doğru hızla uçtu,sıcaktan eriyen ve aniden soğudugu için iyice zayıflayan kabuğu delip vücuduna saplandı.Adam inledi,ama bir yerinden girip diğer yerinden çıkan kılıçlar yüzünden yere düşmedi.O anda tüm alanda iki kılıcın birbirine çarptığında çıkan sesin yüzlerce kat fazlası yankılandı,işte bu,kılıçların şarkısıydı.


