21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-40.bölüm-Beneton

"Başarısız oldum."diye düşündü adam,göğsünden oluk oluk kan akarken.Öksürdü ve ağzından kanlı köpükler çıktı.Beyaz saçlı piç yaklaşırken,adam öldüğünü biliyordu.En azından giderken kalplerine korku tohumlarını ekmek istedi.

"Siz..."dedi,ağzının kenarından kan akarken." Siz,hiçbirşeyi kazanmadınız!"Yine öksürdü,bu sefer daha çok kan geldi.Nefes borusunun kanla dolduğunu hissetti."Ve hiçbirşeyi kazanamayacaksınız!Tanrı'nın zaferini ve..."Artık kan kusuyordu."Temizliği engelleyemeyeceksiniz!"dedi.
Ve öldü.Melek ifadesiz bir şekilde ölen adama bakıyordu,ne demek istediğini pek anlamamıştı,ama bu 'Tanrı' kimdi,onu çok merak etmişti.
Hartes fark etmeden tuttuğu nefesi verdi.Hala şoktaydı.Melek'e hayran kalmıştı.O çok güçlüydü.Sadece birkaç hamlede güçlü bir rakibi öldürmüştü.
Melek arkasını dönüp kendine hayranlıkla bakan Hartes'e baktı.Hafifçe güldü.
"Sanırım sormak istediğin şeyler var."
"O adam kimdi Melek?"
"Gerçekten bilmiyorum evlat.Ama amacı seni öldürmek değildi,beni öldürmekti."
"Ama neden?"
Melek yavaşça yaklaşıp dizlerini kırdı ve Hartesle aynı boya geldi.
"Bunları şimdi,sen çok küçükken söylediğim için üzgünüm evlat."dedi,gerçekten üzgün görünüyordu."Ama bilmen gerek,insanlar olduğun kişi yüzünden daima peşinde olacaklar.Çoğu seninle dost olmaya çalışacak,ama çok daha fazlası seni öldürmek isteyecek.İşte, hayat budur Hartes,yaşamak için öldürmek zorundasın,bu dünya böyle işler.Barış ve huzur bu toprakları terk etti."
"Anlıyorum."
"Hayır,anlamıyorsun.Ama anlayacaksın."
"Hayır,gerçekten anlıyorum.Ben...birkaç kişiyi öldürdüm."dedi Hartes.
Melek gözlerini yere dikti,sonra tekrar Hartes'e baktı.
"Kaç kişiyi öldürdün?"
"Bilmiyorum,saymadım.İlkim Tahresdi.Sonra ormanda ki çocuklar."Ellerine baktı."Ben bir katilim."
Melek ayağa kalkıp küçük çocuğa baktı.
"Öldüren herkes katil değildir Hartes.İnsanların ne düşündüğünü umursama,onlara göre birkaç kişiyi öldürürsen katilsin,birkaç bin kişiyi öldürürsen savaş kahramanı."Derin bir nefes aldı."Artık bu konuda konuşmayalım,yapacak işimiz var.İlk günden bu kadar macera yeter."
Hartes kafasını salladı,ama merak ettiği bir şey vardı.
"Melek?"
"Evet?"
"Sen...kaç seviye savaşçı ve büyücüsün?"
Melek gözlerini kapatıp kafasını salladı.Biraz durduktan sonra konuşmaya başladı.O konuşurken,Hartes Dul Feryadını yüzüğüne geri koydu.
"ŞiaJin olayının birazını biliyor gibisin,bu iyi.Ama bilmediğin şey bazı ŞiaJinlerin iki tarafınıda eşit tutarak seviye yükselebileceğidir.Mesela benim gibiler.Uzun çalışmalar,çokça dengeleyici hap,ve uzun zaman meditasyonla.Zor oldu,ama değdi.Az önce gördüğün gibi,tam bir ŞiaJin olmak ufak böcekleri ezmek için iyi bir yol."
Hartes çok şaşırdı,Loren'in,Lara'nın ve Megas'ın söylediklerinden sonra ŞiaJinlerin sadece bir tarafı üstünde tam yoğunlaşabileceğini sanıyordu.Ama Melek'in dedikleri doğruysa,kendiside iki tarafı üstünde yoğunlaşarak gerçek bir ŞiaJin olabilirdi.
Melek güldü."Bu konu ilgini çekmiş gibi."dedi.
"Evet,şey,yaptıklarını bana da öğretir misin?"
"Eğer vaktimiz olursa,ki bence olacak,elbette."
"Teşekkürler."
"Bana şimdi teşekkür etme."
Hartes eğitimden önce de böyle dediğini hatırladı.Şaşırtmak istedi.
"Ettim bile."
Melek gülümsedi,sonra etrafına bakıp alanı inceledi.Yeni hatırlamış gibi arkasını döndü,öldürdüğü adamın yanına gitti.Kopyalar çoktan yok olmuştu,ama kopya kılıçlar adamı delik deşik etmişti.Kılıçlar öyle bir saplanmıştı ki,adam dizlerinin üstünde kalmıştı,yere düşmemişti.Melek kaşlarını çatıp elini uzattı ve adamın tam göğsünü delip geçen kılıcı tuttu ve cesetten çıkardı.Orjinal kılıç çıkar çıkmaz kopyalar yok oldu,ve adamın bedeni nihayet toprağa düştü.
Hartes ona bakmaya devam ederken,Melek dönüp Hartes'e doğru yürümeye başladı,yürürken kılıcını bembeyaz yüzüğüne soktu.Hartes'in önüne geldiğinde durdu ve tekrar etrafına bakındı.Hartes merakla beklerken,Melek kendi kendine düşünüyordu.
" Bu adam,ilk değildi,olmayacak.Peşini asla bırakmayacaklar.Üstelik o adam Tanrı diye birinden bahsetti.Efsaneler çoğu tanrının uzun bir zaman önce öldüğünü söylüyor.Üstelik bu adam Vezir Seviye bir savaşçıydı.Her seviyenin arasında dağlar kadar güç farkı olsa da,Vezir seviyesinde ki bir adam nasıl bir insana 'Tanrı' der ki?Bu adamı kolaylıkla yendim,ama bu duyulacaktır.Daha fazlası,hayır,daha güçlüleri gelecektir,ve ben hepsini yenemem.B planına geçme vakti."
Melek nihayet konuştuğunda,Hartes az kalsın oflayacaktı.Çok sıkılmıştı.Melek yavaşça konuştu.
"Hartes,daha önce hiç 'Beneton' diye bir şey duydun mu?"
"Hayır."
"Peki,o halde en başından açıklayacağım."
"Dinliyorum."
Melek derin bir nefes alıp konuştu."Beneton,içimizde bulunan bir çeşit bölümdür.Kendi hayal gücümüzle şekillenir,orada istediğimiz her şeyi yapabiliriz,tabi bizden daha güçlü biri aurasıyla orayı baskı altına almazsa,ama bu şu an önemli değil.Neyse,orası,bizim dünyamız,orada tanrı biziz evlat!Çoğu kişi,özellikle çok uzun yıllar yaşamış savaşçılar yada büyücüler,bu dünyanın yıkımından ve acısından bıktıkları için kendilerine sakin ve güvenli bir yer bulurlar,kendilerini Benetonlarına kapatırlar.Bu dünyayla bağlantıları kesilir.Her neyse,orada sadece tatil yapılmaz,orada istediğin şekilde eğitim yada meditasyon yapabilirsin,burada geliştiğin gibi orada da gelişebilirsin.Şimdi biz de tam olarak bunu yapacağız,neden diye soracak olursan sorunun cevabı bugün olan her şey.Seni,kendi Benetonuma çekeceğim ve eğitime orada devam edeceğiz.Herhangi bir sorun var mı?"
Hartes öğrendiklerini sindirmeye çalışırken,aklına ilk gelen soruyu sordu.
"Neden benim Benetonumda yapmıyoruz?Oraya hiç gitmedim.Bu yüzden çok merak ediyorum."
Melek hınzırca gülümsedi.
"Aslında,bugün oraya gittin."
Hartes şaşkınlıkla ağzını açtı."Ne?Ne zaman?Ben..."
Sonra anladı.Ağzını kapatıp Melek'e baktı.
"Sharanor."
Melek onayladı.
"Evet.O,senin benetonunda.Bu yüzden oraya gitmek iyi bir fikir değil.Çalışmamıza ve gürültümüze ses çıkarmasa bile,olağan üstü çakrası bize zarar verebilir."
"Ama o..."Elini karnına koydu."Nasıl orada olabilir?Dediğine göre orayı ben şekillendirebiliyorum,ama oraya gittiğimde orası çok büyük ve karanlıktı."
Melek kafasını yana yatırdı.
"Aynı zamanda sana,eğer senden daha güçlü birisi orada olursa ve oraya aurasıyla baskı yaparsa,senin hükmünü engelleyebileceğinide söyledim.Sharanor'un gücü bizim aklımızın sınırlarını aşıyor.O istemese bile,gücü orayı etkiliyor.Bu yüzden orada çalışamayız,tek seçeneğimiz benim benetonum.Bu yüzden,bir bariyer daha yapacağım ve birlikte benetonuma gireceğiz."
Hartes kafasıyla onaylarken,Melek derin bir nefes aldı,aurasını güçlü bir şekilde sabahkinden daha küçük bir alana yaydı ve birkaç el mührüyle çok daha güçlü bir bariyer yarattı.Tekrar Hartes'e döndü.
"Eğer benetonuna girmek istiyorsan konsantre olmalı,ve kendini orada hayal etmelisin.Bu çok yüksek bir konsantrasyon ister.Sen henüz bunu yapamazsın,bu yüzden ben seni kendiminkine çekeceğim.Hazır mısın?"
"E-evet."
Melek bağdaş kurarak yere oturdu,Hartes'e de aynısını yapmasını işaret etti.Hartes de oturunca,Melek sağ elini Hartes'in alnına koydu,gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı,Hartes değişik bir şeyler beklerken,ani bir sarsıntıyla gözleri kaydı.Tekrar açtığında,sırt üstü yatıyordu,bembeyaz gökyüzü gözlerini kamaştırdı.Yavaşça doğrulurken,zemininde bembeyaz olduğunu gördü.Ayakta durabildiğinde,çok şaşırdı.
Uçsuz bucaksız bir yerdeydi,yada o öyle sanıyordu çünkü etrafında beyazdan başka hiç renk yoktu.Şaşkınlıkla etrafına bakarken,bembeyaz saçları ve teniyle neredeyse görünmez olmuş Melek'i gözlerinin parlaklığı sayesinde gördü.Hartes,Melek'in bembeyaz saçlarına ve etrafına baktı.Bu adam cidden beyaz hastasıydı.
Melek gülümsedi.Kollarını açıp etrafı gösterdi.
"Begendin mi?Burası benim dünyam."
Hartes onu kırmak istemedi.
"Hemde çok."
Melek'in gülümsemesi sırıtmaya dönüştü.
"Teşekkürler."
Hartes hemen atladı,neredeyse heyecanlıydı.
"Bana şimdi teşekkür etme."
Melek bir an donup kalsa da,bağırarak gülmeye başladı.Hartes de sırıttı.
"Bu iyiydi evlat,bu gerçekten iyiydi!"dedi kahkahalarının arasında.Gülmeyi kestiğinde bile yüzünde bir gülümseme vardı.
"Peki sana ne zaman teşekkür edeceğim?"diye sordu Hartes.
Melek yavaşça sırıttı.Masmavi gözleri parıldadı.
"Burayı kanla boyadıktan sonra,teşekkür edebilirsin."
***
Bir Ay Sonra.