21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-47.bölüm-Bombardiman

Megas şaşkınlık içinde,arenanın duvarının patlamasını ve orada dağılan kocaman bir parçanın seyircilerin oturduğu yere uçmasını ve onlarca kişiyi ezdiğini gördü.

"Aptallar."diye düşündü."Seyircileri sadece arenanın içinden gelebilecek saldırılara karşı korumaya almışlar."
Başka bir patlama direk seyircilerin arkasından geldi ve onlarca kişi Megas'ın üstünden arenaya doğru uçarak düştü.
Megas hızla yerinden kalktı,Zandor'a,Lara ve Malyen'i işaret edip arenaya zıpladı,Hartes şaşkınlıkla etrafına bakarken ona ulaşmaya çalışan bir adamın boynunu kırıp kenara attı.
Hartes'in yanına gelip ortalığı daha da karıştıracak kelimeyi bağırdı.
"Portakal!"
Bu, Ebisu diğerlerini harekete geçirecek olan şifreydi,o sabah handa kararlaştırmışlardı.Ebisu'nun adamları yokluktan fırlamış gibi hızla etrafta koşuşturmaya başladılar.Tehlikeli gördükleri herkese saldırmaya başladılar.Megas,yanına bembeyaz bir şeyin gökyüzünden indiğini gördü.Kafasını çevirdiğinde Melek ona endişeli gözlerle bakıyordu.Söylediği iki kelime Megas'ın da endişelenmesine yol açtı.
"Altın Mürettebat."
Megas sessizce okkalı bir küfür savurdu.Tuzağa düşmüşlerdi!Nasıl tahmin edememiş,ya da şüphelenmemişti ki?Finalleri deniz kıyısında yapmalarının bir sebebi olmalıydı.Başka bir patlamayla kendine geldi,koşturmakta olan insanlar üstlerine ceset parçaları dökülürken korku ve dehşetle çığlık attılar.Megas dönüp baktığında kralların yerlerinde olmadığını gördü,bir acil durum planıyla çoktan gemilerini bırakıp bölgeden uzaklaşmış olmalıydılar.Megas ne yapacaklarını düşünüp küfredip durdu.Savaş çıkmaması için gizlice kaçmak istiyordu,Hartes altın modunu açtığında bile bu umudunu sürdürmüştü,ama artık o seçenek yok olmuştu.
Bu saldırı,sadece Kotan Bölgesine değil,üç krallığın kralına yapılmıştı.Doğu Yıldırım Kralı Janos Hartesi elde etmek için neredeyse tüm dünyaya savaş açmıştı.Megas dişlerini sıktı ve kendisine doğru gelen Ebisu'ya konsantre oldu.Ebisu yaklaşıp gözlerini Hartes'in üstünde gezdirip sonra Megasa döndü.
"Güvenli bir yol ayarladık,oradan gidebiliriz."dedi.
"Tamamdır."
Megas hala kendine gelememiş olan,ama tüm bu karmaşanın olma sebebine baktı.Hartes etrafta çığlık atan insanları izliyordu.Megas eliyle kolunu yakaladı.
"Hartes!"
"N-Ne?"
"Dinle,gitmeliyiz evlat.Hemde şimdi.Yoksa öleceğiz."
Hızla arenadan çıkıp kenarda ki merdivenlere yöneldiler.Ara merdivenlerden geçip sallanan yapının içinde koşmaya başladılar.Ebisu en önde,ortada Megas ve Hartes,en sonda ise Melek vardı.Başka bir dönemeci daha döndükleri anda koridorun ilerisinde bir patlama oldu.Moloz ve toz içeriye saçılırken Ebisu hızla dumanın içine atladı.Birkaç saniye sonra "Güvenli!"diye bağırdı.
Hartes ustasının çekiştirmesiyle dumanın içinden geçerken açılan delikten dışarıya baktı,ve hiç unutmayacağı bir manzara gördü.
Altın sarısı büyük bir yıldızla süslenmiş sancakları rüzgarda dalgalanan yüzlerce gemi,orantılı ve düzenli bir şekilde sahili,arenayı ve diğer kralların gelmekte kullandığı donanmalarını topa tutuyordu.Hartes saldıran gemilerin çokluğuna şaşırdı.Ölüm Denizini baştan başa kapatmışlardı,deniz ve donanma tamamen abluka altına alınmıştı,sancak çekip hareketlenen gemi anında paramparça oluyordu,üstelik bu kadar da değildi,Hartes sahile düşen devasa gülleleri gördüğünde çok korkmuştu.Kocamandılar,ve dikenleri vardı.Düştükleri yere saplanmıyor,hızla yuvarlanıp kendilerini durduracak bir şeye çarpıncaya kadar önlerine geleni eziyorlardı.Hartes,barut depoları patladığını için yanan ve top atışlarıyla paramparça olan gemilerin yerine saldıran gemilerin geldiğini gördü,sahile yanaşıyorlardı.Kekeleyerek sordu.
"Usta,kim onlar?"
"Onlar,Altın Mürettebat evlat.Ve senin için geldiler."
***
"Devam edin!"diye haykırdı Skellick.Neredeyse havaya zıplayacaktı.Kafasını çevirip topçubaşına bakıp kafasını eğdi."Böbürlenip durdukları o donanmalarını paramparça edelim!"
"Emredersiniz!"dedi topçubaşı.Bir işaret daha verdi,o anda kendi gemilerinden yüz,diğer gemilerle beraber binlerce top ateşlendi.Onlarla sahil arasında duran uyduruk gemicikler anında delik deşik oldu.Neredeyse yüz kadar top gemileri delip sahile uçtu ve onlarca insanı ezdi.
Skellick heyecanla,oyun oynamak isteyen bir köpek gibi Kaptan'a baktı.Emri vermesi için yalvaracaktı neredeyse.Kaptan onun bu heyecanlı haline güldü ve kafasıyla onayladı.Skellick başını çevirip haykırdı.
"Eldgren!"
Mürettebat üyeleri anında top atmayı kesti,mevcut topların halatlarından tutup geri çektiler,onlar bu işi yaparken başka bir grup daha değişik toplar getirdi.Bunlar tamamen özel,büyülü ahşaptan yapılmış silindir şeklinde ki şeylerdi,uçlarında havaya nişan almaları için destek ve ufak bir hayvan sembolü bile vardı.Bir ejderha.
Skellick heyecan içinde mürettebatın Ejderha Boyunlarını güverteye dizmesini ve içi Eldgren dolu fıçıları kaldırıp dikkatlice uçlarından kaydırıp içlerine sokmalarını izledi.Omuzlarını oynatıp elini kaldırdı hızla indirdi.
"Ateş!"
Yüzlerce fıçı havaya fırladı,düşman gemilerine yaklaşınca patladılar ve içlerinde her yöne dağılan kırmızı toz zaten mahvolmuş donanmaları anında ateşe verdi,parlak bir ışıkla yanmaya başlayan gemiler denize çökmeye başladılarsa da,alevler suya değince bile sönmüyordu.İşte bu,Altın Mürettebatın gizli silahıydı.Hiçbir şekilde kopyalanamaz veya taklit edilemez bir alev.Su da bile sönmeyen muhteşem bir silah.
Skellick gözlerini hemen önünde ki ışık şöleninden alamazken,Kaptan'ının ileri doğru yürüdüğünü fark etti.Gerilerek ona baktığında,Kaptan ona döndü.
"Eldgreni bir kez daha kullan,ondan sonra saldırmaya normal güllelerle devam et,ben karaya çıkıyorum."
Skellick sevgi,savgı ve korkuyla başını eğdi."Emredersiniz."
***
Hartes arenadan uzaklaşırken saldıranların gözleri için mi yoksa Sharanor için mi saldırdığını merak etti.Gerçi ikisinin fazla bir farkı yoktu.Gözleri olmadan yaşamaktansa ölmeyi yeğlerdi.Yağan güllelerden kaçmak için koşmaya devam ederken,yan taraflarından Lara,Malyen ve ustası Zandor'un yaklaştığını gördü,en önlerinde Ebisu olmak suretiyle arenadan iyice uzaklaşıyorlardı,Ebisu'nun anlattığına göre sahilin çok uzak tarafında karaya oturtulmuş üç gemi vardı,kaçarken kullanılmak ve dikkat çekmemesi için karaya oturtulmuştu.
Olanca gücüyle koşarken,duyduğu büyük gümbürtüyle irkilen Hartes arkasını dönüp neler olduğuna baktı.Ard arda gelen gülle darbelerine dayanamayan arena yıkılmıştı,Hartes için de kalan olup olmadığını merak ederken,Megas bağırdı.
"Hadi Hartes,hadi!"
Hartes tekrar koşmaya başladı,bu Altın mürettebatın neden şimdi saldırdığını merak etti.Bir aydır buradaydı sonuçta,daha erken de saldırabilirdi.
"Geçtiğimiz bir ay içinde hep benetondaydım,belki de bu yüzden saldırmamışlardır.Ama benetonda olduğumu nereden bilecekler ki?Hem bedenim güvenli de olsa,hala gerçek dünyadaydı,yani Melek ve ben benetondayken saldırabilir,kolayca bitirebilirlerdi bu meseleyi."
Hartes kendi kendine düşünürken,hızla ve sert bir cisim önlerine düştü.Çarpma şiddetiyle sarsılan yer bacakları titretirken,etrafa yayılan bir aura dalgası herkesi yere düşürdü.Hartes böyle bir güce sahip olan kişiye bakmak için kafasını kaldırdığında,şaşkınlıktan dili tutuldu.Ebisu'nun neredeyse tıslayarak "Kaptan"demesi,yetişkinleri ayağa kaldırırken,Hartes önlerinde,bu sefer daha farklı duran adamı inceledi.
Tamamen zırh kuşanmıştı,baldırlarında,dizlerinde ve ayaklarında siyah metalden yapılmış zırh parçaları sarı yıldızlarla süslüydü,gövdesinde ise geniş,altın yıldız süslemeli,kolları rahat hareket ettirmek için omuz bölgeleri yüksek bir zırh vardı.Saçları kısalmıştı,gözleri daha sertti,bakışları öldürücüydü ama bıçak keskinliğinde ki gülümsemesi onu karizmatik yapıyordu.Yavaşça karşısındakilere göz gezdirdi,gözleri Hartes'i bulunca gülümsedi.
"Uzun zaman oldu,ölüm meleği."dedi Rades Kerbeks.