"Onlardan... kurtulduk... mu?"
diyerek kesik kesik nefes alan Aiden, arkasında ki Real'e baktığın da Real de nefes nefese kalmış bir şekilde omzunun üstünden arkalarında ki stadyuma baktı.
"Sanırım... Şu anlık güvendeyiz. Viuv, oldukça iyi bir koşuydu. Ne dersin?"
diye kıkırdayan Aiden, nefes alış verişini düzenledikten sonra Real'e çatık kaşlar ile baktı.
"Ciddi misin sen? Real az kalsın Edus ile dövüş-..."
"Real mi?"
diyen kişi eşliğin de Aiden'in sözü bir anda kesilirken ikili, karşılarında ki kırmızı cübbeli kişiye baktı. Cübbeli kişinin yüzü gözükmese de Real o kişi ile bir anda,
"Eyvah! Görüşürüz Aiden."
diyerek bir anda tekrar stadyuma doğru depara kalkan Real, arkasında ki kırmızı cübbeliyi ve Aiden'i orada bırakarak koşmaya başlamıştı.
Aiden, Real'e şaşkın şaşkın bakarken kırmızı cübbeli kişi başını hafifçe iki yana salladı.
"Asla öğrenmeyecek, T-81 onu yakala."
diyen kırmızılının arkasında kırmızı bir geçit açılırken geçitten vücudu karanlık ile kaplı ağzından lav akıtan beş metrelik bir yılan çıktı.
Yılan, iki saniye kırmızı cübbeli kişiye baktıktan sonra hızla Real'in peşinden ilerlemeye başladığın da Aiden, Real'e yardım etmek için tam arkasını döndüğün de,
"Sen nereye?"
diyerek bir anda karşısında ortaya çıkan cübbeli kişi ile birlikte geriye sıçradı Aiden, kaşlarını çatarak kırmızılı kişiye baktı.
"Adın Aiden di dimi? Nina senden bahsetmişti. Bakalım ne gibi özelliklerin var."
diyen cübbeli, hala yüzünü gizliyordu. Aiden, ilk saldırıyı yapan daha avantajlı olur prensibi ile birlikte elini ateş ile kaplarken cübbeliye doğru saldırıya geçti.
"Ateş ile şeytan krala mı saldırıyorsun?... Tam bir aptallık."
diyen cübbeli, elini savurması ile yerden yükselen ateş duvarı Aiden'in yumruğu ateşten duvara çarptığın da Aiden, elinde ki sıcaklık ile elini hızla geri çekip eline baktı.
Eli adeta yanmıştı, derisinde hafif bir kararma mevcuttu. Bu nasıl olabilirdi? Sadece birkaç saniye duvar ile temas etmişti ama çok ciddi şekilde eli yanmıştı.
"En düşük seviyemde bile yandın mı yoksa? Ateşe ateş ile saldırmak onu söndürmez, aksine güçlendirir. Tekrar dene."
diyen cübbeli eşliğin de Aiden, kaşlarını çatarak bu kez sol elini su ile kaplayıp tekrar duvara bir yumruk attı.
Yumruğu tekrar ateş duvarına değdiğinde elinden çıkan buharlar ile birlikte elini geri çekti. Elinin çevresinde ki su tamamen yok olmuş olmasına rağmen elinde hiçbir yara olmadığı için sevinse de gardını indirmek belki de ölmesi demekti.
"Bu kadar mı? Suyun soğuk değildi bile, en azından suyu biraz soğut ve bu şekilde buharlaşmasını engelle..."
diyen cübbeli, başını hafif sola çevirdiğin de Aiden de şaşkınlık ile maskelinin arkasına baktı. Demin ki yılan, baygın bir şekilde duran Real'i ağzında tutarak ve yavaş yavaş efendisine yaklaşıyordu.
"Anlaşılan T-81 işini yaptı. Bu güzel öyleyse oynamamıza gerek kalmadı."
diyen cübbeli sol elini ileri uzatması ile birlikte Aiden'in etrafını ateş ile kapladı. Aiden, ilk birkaç dakika sıcaktan dolayı boncuk boncuk terlesede idare edebiliyordu.
Ama yaklaşık on dakika sonra gözleri kararmaya başladı sıcaktan, neredeyse bayılacak gibi hissediyordu.
En sonunda dayanamayarak gözleri karanlığa teslim olduğun da cübbeli, Aiden'in etrafında ki ateşi söndürdükten sonra Aiden'i sol kolu ile kaldırdıktan sonra omzuna alıp sağ elini ileri uzattı.
Önünde açılan kırmızı geçitten geçen cübbeli ve yılan eşliğin de geçit kapandığında cübbeli kişi geçitten geçtikten sonra bulunduğu odaya bakıp sırıttı.
Oda oldukça büyüktü. Çeşitli işkence aletleri ile dolu olsa da oldukça büyük bir masa ve birkaç tane raf vardı. Rafların kimilerinde kitaplar varken kimilerinde de çeşitli renkte sıvılar ile dolu olan şişeler mevcuttu.
"Sonunda biraz rahatlayabileceğim bir yer."
diyerek parmaklarını şıklatarak üstünde ki cübbeyi yavaş yavaş yakmaya başlayan cübbeli, üzerinde ki cübbesi tamamen kaybolduktan sonra boynunu kıtlatarak omzunda ki Aiden'i bir sandalyeye bağladı.
Ardından yaratığın ağzında ki Real'i de alarak bir sandalyeye bağlayan kırmızılı, masaya ilerleyerek elini uzatarak elinde ortaya çıkan kırmızı renkli cübbe benzeri şeyi üstüne geçirdi.
Üstünde ki cübbenin hemen yer yerinde kırmızı kuşaklar mevcutken kuşakları giysiye bağlayan metal parçaların üstünde ateş kırmızısı parlayan taşlar mevcuttu .
Masaya sağ elini koyan cübbeli, sol elini de masanın altına attıktan sonra masanın altında ki gizli bölmeyi açarak eline gelen ağırlık ile sırıttıktan sonra devasa kılıcı beline astı.
Kılıçın sapı da adeta kan rengiydi. Sanki kan ile yapılmış gibi korkutucu bir hava veriyordu.
"Uyan bakalım uykucu."
diyerek masanın altın tekrar elini atan cübbeli, eline gelen kovayı hızla Real'in üstüne doğru salladıktan sonra tekrar bir kova çıkarıp aynı şekilde Aiden'in üstüne kovayı salladı.
Kovalardan fırlayan soğuk suların yüzlerine çarpması ile uyanan ikili, karşılarında ki iki metre boya sahip belinin sağında ki devasa kılıcı ve üzerinde ki parlayan kırmızı taşlar ile birlikte oldukça korkutucu bir hava yayan adama baktı.
Aiden, karşısında ki adamın kim olduğunu bilmese de kaşlarını öfke ile çatarken Real, iç çekmekten kendini alamadı.
"Şu homunculuslarını bir kere kullanma ya, hep başıma vurup bayıltıyorlar."
diyen Real eşliğin de bakışlarını ona çeviren Aiden, şaşkın şaşkın Real'e bakarken,
"Onu tanıyor musun?"
dediğin de Real, başını onaylar manada sallasa da yüzünde hiç hoşnut olmadığını bağıran bir ifade vardı.
"Aiden, karşında ki kişi Edus'un ağabeyi olarak gördüğü kişi, Platin seviyesinin lideri Şeytan Kral Merek."
Real'in dedikleri ile birlikte endişelenen Aiden, neden onları kaçırdığını merak etmişti. Bunu sormak için ağzını açacağı sırada,
"Edus'un yanında dolanma demedim mi lan sana?"
diyen Merek aldığı başka bir kovayı tekrar Real'in üstüne döktüğün de bu kez döktüğü şey su değil çamurdu.
"Ya biliyorum ama ne yapayım merak ettim."
diyen Real, ne kadar konuşmak istese de Merek'in onu dinleyecek bir hali olmadığını görmesi ile susarak tekrar iç çektikten sonra olacakları beklemeye başladı.
Merek, birkaç saniyeliğine ikilinin yanından ayrıldıktan sonra elinde iki kova tüy ile birlikte geri geldi.
"Hadi bakalım."
diyerek sırıtarak elinde ki tüy dolu kovaları Real'in üstüne döktükten sonra Real, üstü tüy ile kaplı bir şekilde sandalyede bağlı olarak duruyordu.
Onun bu haline bir anda kahkahalar ile gülen Merek, gülmekten karnını tutarak yerde yatarken gözünden akan yaşları sildikten sonra gülmesini kesip Aiden'e döndü.
"Yanlış hatırlamıyorsam kardeşimin iç çamaşırını ellemişsin, o zaman hadi eğlenelim!"
diyerek şeytanice sırıtarak Aiden'e ilerleyen Merek eşliğin de Aiden, endişeden sesli bir şekilde yutkunurken Real'in aklında tek bir şey vardı ve bunu sesli bir şekilde dile vurdu.
"Edus'un iç çamaşırını mı elledin?..."
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


