14 Eylül 2017 Perşembe

LOGİO 4.BÖLÜM:GÖREV ÇAĞRISI


Morris'in konuşması bittikten sonra Lio ve Lucy sınav alanından ayrıldılar. Onlar için bu yıl akademiye girmek önemli değildi. 18 yaşını geçmezsen ve yeteneğin var ise sınava tekrar girebilirdin. 

Zaten her yıl sınav olduğu için geçmemek onu zorlamamıştı. Onu zorlayan tek şey ailesini hayal kırıklığına uğrattığını düşünmesiydi. Morris konuştuktan sonra alandaki herkes ayrılmaya başladı. Morris alandaki herkes giderken onların arkalarından bakarak iç çekti.
Morris: Oldukça yetenekli çocuklar ama emirlere uymamaları sıkıntı...
Morris herkes gittiğinde geldiği kapıya doğru yürümeye başladı. Bu sırada güneşin battığı yönde 28 adet insan silüeti gözüktü. Morris onları görünce olduğu yerde bekledi, 28 kişi geldiğinde aralarından kırmızılı bir genç öne çıkıp diz çökerek konuştu.
Genç: Efendi Morris, istediğiniz yeteneklere sahip 8 kişiyi bulduk efendim.
Morris arkasını dönüp gence baktı. Genç, Lio'ya saldıran kırmızılı kişiydi. Lio ve Lucy tam sınav alanından çıkacağı sırada kırmızılı genç ikisini de durdurmuştu.
Morris: Hmm... Demek 8 kişi? Anlaşılan bu yıl o kadar da kötü değil, hahaha!
M.Ö: Efendi Morris, tam olarak ne oluyor acaba?
Morris gülmesini kesip konuşan çocuğa bakarak konuştu.
Morris: Dostunuza canınızı emanet edin, onun canınıda emanet alın! Sakın bunu unutmayın.
Morris dağ gibi olan ayağını kaldırıp hızla yere vurdu. Yerden fırlayan kaya parçasını hızla onunla gelen 20 kişinin olduğu yere fırlattı. Kaya, 20 kişinin içinden geçip gittiğinde Morris ağızlarını açmış şaşkın bir şekilde ona bakan gençlere döndü.
Morris: Buraya gelirken yanımda bulunan 20 kişi sizi gözledi. En iyi ekip olabilme kapasitesine sahip olan kişiler sizlersiniz. Sizleri bulup diğerlerinden ayırdılar. Sadece 4 kişi birilerine yardım etti. Büyük ihtimal birbirinizi tanıyorsunuzdur, bu yüzden diyebileceğim pek bir şey yok. Sadece şunu bilin, kendi dostunuza güvenin ve güvendirin. Gerekirse canınızı ona teslim edin. Siz bir birinizi kurtararak gelecekte dostlarınız için büyük yardımlarda bulunacağınızı kanıtladınız. Rozetleriniz ceplerinizde, onları takıp içeri girin.
Morris konuşmasını bitirdikten sonra geldiği gibi tekrar kayboldu. Morris gittikten sonra herkes ceplerini kontrol etti.
Bu nasıl olur?
Lio ve Lucy'nin ceplerinde de D şeklinde bir rozet ve rozetin yanında da bir yıldız vardı.
İşin tuhafı, rozetleri ne ara ceplerine sokmuşlardı? Üstelik kimse fark etmeden!
Morris gittikten sonra 8 kişi yavaşça akademiye girdi. Girdikleri gibi bir görevli onları karşıladı. Adamın yüzünde bir maske vardı. Saçları kırmızı renkli adamın maskesi de saçları gibi kırmızıydı. Maskenin göz deliklerinin olduğu yerde ise kırmızı bir tül vardı. Kırmızı tül yüzünden adamın gözleri gözükmüyordu.
???: Yeni gelenler sizsiniz demek. 8 kişi... Morris'in sınavı için cidden çok iyi! Her neyse. Benim adım Moki, okulun 9 İblisi'nden biri olan Kırmızı İblis'im. Dış bölümün güvenliği benden sorulur.
M.Ö: Efendim acaba neden Kırmızı İblis olarak anılıyorsunuz? Neden maske takıyorsunuz?
Moki: Hmm... Genç adam, senin adın ne?
M.Ö: Adım Hung efendim.
Moki: Hung... Güzel isim! Sence neden maske takıyor olabilirim Hung?
Hung: Şey, yüzünüzde bir yara olabilir veya yüzünüzü saklamak istiyorsunuzdur?
Moki: Doğru, yüzümü saklamak istiyorum ama korktuğum için değil, düşmanlarımı öldürmek için. İnsanlar her daim bir maske takarlar, düşmanlarım dahi olsalar öldürmekten nefret ederim. Hiç yoktan bu maske ile yüzümü görüp beni lanetlemelerini istemiyorum. Başka sorusu olan yoksa bir kaç duyuru yapacağım.
Kimse konuşmadı, daha doğrusu konuşamadı. Çünkü Moki 'öldürmek' kısmında etrafa öldürme arzusu yaymıştı, bu yüzden kimse kımıldayamıyordu.
Moki: Güzel! Şimdi, sizler 2'şer kişiler halinde buradaki evlerde kalacaksınız. Kalacak kişiler kura ile seçilir, hiç bir bahane kabul edilmez.
Moki önünde duran kavanoz benzeri bir şeyden sırayla kâğıtlar çekti. Kimin kimle kalacağı yazıyordu. Ne yazık ki Lio ve Lucy farklı evlerde kalıyordu. Lio, Hung isimli o çocukla kalırken, Lucy'de, Lilith isimli bir kızla kalıyordu. Lio biraz rahatladı, kız kardeşi başka bir erkekle kalsaydı büyük ihtimal o erkeği çok pis döverdi. Lio ve Lucy, Moki konuştuktan sonra ev arkadaşları ile ordan ayrılıp kaldıkları evlere gittiler. Bir kaç saat sonra Lio'nun bulunduğu eve bir muhafız geldi.
Muhafız: İyi günler.
Lio & Hung: İyi günler, nasıl yardımcı olabiliriz?
Adam bir parşömen çıkarıp okumaya başladı.
Muhafız: Akademide bir görev yapılacaktır. Görevi kabul eden öğrencilere görev sonrası, görev içindeki yardım oranına göre rütbe yükseltimi ve bazı ödüller verilecektir. Görev için gönüllü öğrenciler aranmaktadır!
Adam burda susup Lio ve Hung'a baktı, ardından devam etti.
Muhafız: Bu göreve katılmak istiyor musunuz?
Hung bunu duyunca hızla görevi kabul edeceğini söylemek için ağzını açtı, kim kolay bir keşif görevi sayesinde çabucak rütbe atlamak istemezdi ki? Hung ağzını açıp konuşucağı sırada, Lio keskin zekâsı ile bu işin iyi bir sonunun olup olmama riskini düşünüp konuştu.
Lio: Görevin riski nedir?
Lio'nun konuşması ile Hung ne olduğunu şaşırdı.
Sıradan bir görevdi işte, en fazla ne riski olabilir ki?
Fakat adam görevin ne olduğu hakkında hiçbir şey söylememişti. Hung direk atılıp, belki de sonunda ölüm olan bir görevi kabul etmekten ucu ucuna kurulmuştu.
Muhafız: Zeki şey... Eğer görevi başarabilirsen en az 5 seviye atlarsın. Ama... Eğer başaramazsan ya ölürsün yâda sakat kalırsın.
Hung bunu duyduğunda yutkunmuştu. Lio ise tahmin ettiği için bunu sormuştu. Lio görevi kabul edip etmemeyi düşünürken zihninde Michael'ın sesini duydu.
Michael: Hey velet! Bence kabul et, güçlenmen için iyi bir şans.
Lio, Michael'ın dediğini yapıp yapmaması gerektiğini düşünüyordu. En sonunda yapmamaya karar verdiğinde Michael tekrar konuştu.
Michael: Buna izin vermiyorum velet, o göreve gideceksin!
Lio, Michael'ın sesini duyunca kulaklarını tuttu. Başı yine ağrımaya başladı. Hung ve muhafız Lio'ya bakarken Lio bir anda kahkaha atmaya başladı, ardından muhafıza doğru dönüp konuştu.
Lio: Görevi kabul ediyorum, hahaha! Öldürmenin serbest olduğu bir görev eminim çok iyi geçecektir. Hahahaha!
Lio gülerken muhafız ve Hung biraz geri çekildi, çünkü Lio'nun gözleri kırmızıya dönmüştü. Lio ardından arkasında iki tane şaşkın insan bırakıp odasına doğru gitti. Lio odasına vardığında yatağına oturup meditasyon pozisyonuna geçti.
???: Hey neredeyim ben? Michael cevap ver!
Michael: Sus be velet! Biraz bekle.
Michael, Lio'nun bedenine girip Lio'yu kendi zihnine sokmuştu. Lio'nun bedenindeki Michael, meditasyon pozisyonuna geçip gözlerini kapadı.
Michael: Ne bağırıyorsun velet?
Michael gözlerini kapadığında beyaz bir odada olduğunu gördü. Beyaz odanın sanki bir sonu yokmuş gibi duvarları ve tavanı gözükmüyordu.
Lio: Neredeyim ve sen kimsin?
Michael oflayarak konuştu.
Michael: Zihnindesin velet. Bu arada ben Michael'ım, bu benim yaşarken ki halim.
Michael uzun boylu, sarı saçlı biriydi. Gözleri kan kırmızısıydı, üstünde bir kot pantolon ve kısa kollu bir gömlek vardı. Gömleğin tüm düğmeleri açıktı. Lio adama bakıp konuştu.
Lio: Demek sen böylesin Michael.
(D.N: Şu adamın adının okunuşu Maykıl mı yoksa Mişel mi diye düşünüyorum hala.)
Michael: Hahaha! Evet, velet böyle biriyim, şimdi... Ne istiyorsun?
Lio: İlk olarak, burası neresi? İkincisi, sen gerçekte kimsin?
Michael: Cidden zekisin evlat. Pekâlâ, kendime yalan söylemekten nefret ederim. Birincisi, burası senin zihnin. Ben ve daha önceki kişiliklerinden eğitim aldığım, aldığın ve alacağın yer.
Lio: Dur... Sen ve öncekiler mi? Tek reekarne halim sen değil misin?
Michael: Lafımı kesme velet. Her şeyi anlatacağım merak etme. İkinci olarakta ben senim, yaşarken adım Michael De Santa'ydı. Eski bir mafyaydım, bir hırsız! Sonunda çok para kazandım, bu işleri bırakmaya yetecek kadar... Ama bir gün ailemi öldürdüler, bende onların soyunu kuruttum! Hahahaha!
Michael burda durup iç çekti. Daha önce yaşadığı bir şeyi hatırlarmış gibi bir süre beyaz odada gökyüzüne baktı.
Michael: Gözlerine dikkat etmelisin velet. Benim gözlerim bir zamanlar okyanus gibiydi. Kızım gözlerime bakarken okyanusa gitmekten bahsederdi hep. Artık gözlerim kırmızı, düşmanlarımın kanıyla boyadım bu gözleri. Sonunda sence ne oldu?
Michael, Lio'ya bakıp konuştu. Lio ne cevap vermesi gerektiğini bilmiyordu, ailesinin intikamını alan birinin sonu ne olabilir ki? Birçok kişiyi öldürse bile sadece ailesini öldürenleri öldürdü.
Lio: Bilmiyorum.
Lio bilmediğini söyledikten Michael'a soran gözler ile baktı.
Michael: Öldürdüm! Hahaha, kendimi öldürdüm velet! Çok eğlenceliydi, kendimi patlatırken onların yüz ifadesi çok komikti! Hahaha!
Michael bir süre gülmeye devam etti. Lio ise bir süre Michael'ın ne kadar deli olduğunu düşündü, ardından aklına geleni sordu.
Lio: Neden o görevi kabul ettin?
Michael gülmesini kesip Lio'ya baktı, yapabileceği en ciddi hali yaparak konuştu.
Michael: Çünkü velet, orada senin güçlenmen için bir şey var.
Lio şaşırmıştı çünkü kendisi bırak orası hakkında herhangi bir şeyi, görevin yapılacağı yerin yazılı olduğu bir kâğıt dahi okumamıştı.
Lio: Neyden bahsediyorsun?
Lio ne olduğunu merak ediyordu ama Michael'ın nasıl bildiğini daha çok merak etmişti.
Michael: Bunu boş ver, orda kimseyi umursama ve dediğim yoldan git. Önemli olan bu.
Lio: T-tamam.
Lio daha fazla kurcalamamaya karar verip kendini uykuya teslim etti.