"AAAAHHHHHH"
Ares gözlerini açtığında biri sağ kolunu ısırıyordu sağ koluna baktığı zaman daha önce gördüğü sarı saçlı yeşil gözlü oldukça tatlı gözüken çocuk Aresin kolunu ısırıyordu çocuk Aresin uyandığını fark edince Aresin kolunu bırakıp sanki ısıran o değilmiş gibi masumane bir gülüş takınarak
"Günaydın Ares şimdi nasılsın"
demişti
"Kimsin lan sen"
Ares yeni uyanmanın ve kolunun ısırılmasının şaşkınlığı ile öfkeli bir şekilde bunu sormuştu yinede çocuk gülümsemesini bozmadan konuşmaya devam etmişti
"Benim adım Masluk 40 şeytanlardan biriyim Ali baba uyanana kadar yanında durmamı söylemişti"
"Demek Masluk... öyleyse kolumu neden ısırdın peki...."
"Acıktım ve kendimi tutamadım kusura bakma"
Masluk bunları söylerken üzgün olduğunu anlatmak istese bile yüzünde ki gülümsemesi bozulmamıştı
"Pekala uyandım artık hadi git ve Ali babaya haber ver bende birazdan gelirim"
Ares üstünde ki yorganı attığı gibi Masluk çığlık atarak arkasını dönüp
"SAPIK"
diye bağırmıştı Ares ne olduğunu anlamadığı için ensesini kaşırken baldırlarına değen serin rüzgarı hissetti ve hızla aşağı baktı gördüğü manzara ile iç çekmekten kendini alamadı
"Kıyafetlerim nerede ve neden bu kadar utandın ikimiz de erkeğiz"
"Ç-Ç-Çünkü aaaaa"
Masluk omzunun üstünden Arese baktıktan sonra onu tekrar çıplak görünce çığlığı basıp kaçmıştı
Ares açık kalan kapından bir kaç saniye Maslukun arkasından şaşkın şaşkın baktıktan sonra tekrar iç çekip örtüyü alıp beline doladı şu ana dek burada sadece bir kaç kadın görse bile risk alamazdı kıyafetlerinin revirde olmadığını öğrenince parmağına baktı babasından aldığı yüzükte yoktu iç çekerek en iyisinin Ali Baba yı bulmak olduğunu düşünüp revirden ayrıldı ve Maslukun gittiği koridordan ilerlemeye başladı bir kaç dakika sonra karşısına iki kapı çıktı iki kapıdan birbirinin aynısıydı Ares iç çekip solda ki kapıdan girdiği gibi yüzüne yediği terlikler ve duyduğu çığlıklar ile geriye doğru yelpazeledi ve ayağı takılıp yere düştü
"Sapık"
"Kimsin sen pis sapık"
"Sapık var yardım edin"
bu tür bağrışlar kapının arkasından gelirken Ares hızla ayağa kalkıp kapıyı kapatıp kapının öbür tarafına bağırdı
"Özür dileriiiim"
Ares başına hiç bir bela gelmemesini umarak hızla diğer kapıdan içeri girdi
"AAAAAAAAHHHHHHHH LANEEETT OLSSUUUUUN"
Ares kapıdan içeri ilk adımını attığı gibi sonsuz bir boşlukmuş gibi gözüken bir yere düşmeye başladı dakikalarca düştükten sonra bağırmayı kesti saatlerce düşmeye devam etti ve artık sıkılmıştı belkide günler geçmişti yinede zemini görememişti bile belkide yıllar geçmişti ama ne Aresin görünüşünde bir değişim vardı nede zemine yaklaşabilmişti sonunda uzun bir düşüsün ardından zemine çakıldı zeminde sırt üstü yatarken nasıl ölmediğini anlamak için yukarı baktığında girdiği kapının sadece yarım metre yukarıda olduğunu gördü ne olduğuna anlam veremezken duyduğu ıslık sesi ile başını sağa çevirdi
"Nasılsın Ares kaç saat düştüğünü saydın mı"
Ali baba sırtını duvara yaslamış ve ellerini göğsünün üstünde çapraz yapmış Arese bakıyordu
"Şey sanırım yıllar boyu"
"Hmm demek öyle bu oda farklı bir zaman algısına göre ilerler ve bu da-..."
"Gerçek dünyada ki saniyeleri bu odanın içinde yıllara denk getire bilir ki bu da yıllarca düşmeme rağmen neden tek bir saniye bile yaşlan madığımın cevabı"
"Tahminimden daha zekisin... bu oda günahlarını ölçer... ne kadar çok günahın var ise o kadar uzun süre düşersin ve sen yaklaşık on yıl düşüyordun sanırım bir şehri filan yıktın hihihi... hadi gel eşyalarını vereyim"
"Pekala"
Ares yerden kalkınca Ali Baba hiç bir şey söylemeden karanlık oda da bir tarafa yürümeye başladı Ares de peşinden gidince Ali baba duvardan geçti Ares ne olduğunu anlamasa da peşinden devam etti ve duvardan geçince tuhaf bir odada olduğunu fark etti
"Eşyaların orada ki dolapta"
Ali baba elini sola doğru uzatarak bir dolap gösterince Ares başını sallayıp dolaba ilerledi dolabı açınca içinden sadece tırpanı olmadığını fark etti ki bu normaldi o tırpanı Aresden başkası kaldıramazdı
"Ali Baba tırpanım hayla arenada mı"
"Evet gel tırpanını alalım"
Ares Ali babanın dediğine anlam verememişti ta ki Ali baba belinden bir hançer çıkartıp havaya kesik atana kadar havaya attığı kesik ile mavi renkl oval şekilli bir kapı açıldı
"Hadi gelsene"
Ali baba konuştuktan sonra portaldan geçti Ares şaşırmadan edememişti bildiği kadarıyla ruh silahları ve sadece belli büyüler portal açabiliyordu -ki bu portalların büyü ile açılması oldukça zor du yani çoğunlukla sadece ruh silahıyla açılırdı- Ali baba hiç bir büyü yapmamıştı ve o hançer ile aynı Aresin yaptığı gibi havaya kesik açarak portal oluşturmuştu yani o hançerde bir ruh silahıydı Ares düşüncelerinden sıyrılınca Ali babanın peşine portala girdi ve gözlerini arenada açtı etraf kararmıştı ne kadar uzun süre uyuyor bilmese bile uzun bir süre olduğu belliydi çünkü bayılmadan önce hava öğle saatleri iken şimdi gece yarısı gibi karanlıktı Ares etrafı incelemeyi bitirdikten sonra tırpanına doğru ilerledi Kagemureyi kabzasından tuttuğu gibi içine doğan güç ile tek hamlede Kagemureyi saplandığı topraktan çıkarıp etrafında döndürdükten sonra omzuna aldı yüzünde oluşan sırıtma ile Kagemureyi tekrar yüzüğüne koydu ve Ali babaya döndü
"Yapacağım her hangi bir şey var mı"
"Odana git ve uyu yarın Gonder çölüne gidip bir avı öldüreceğiz tüm DarkArm ı istemişler demek ki hedef o kadar kolay değil kalanını yarın konuşuruz hadi"
diyen Ali baba Aresi umursamayarak hançerle yine bir portal açarak kaybolmuştu Areste zaten yeni uyandığı için uyku tutmayacağını bildiğinden olduğu yere çöküp meditasyon yapmaya başladı hiç yoktan enerjisini kontrol etmekte biraz daha iyileşe bilmek için bunun iyi olacağını düşünmüş ve meditasyona başlamıştı...
****
Ali baba açtığı portal ile karanlık odada tekrar ortaya çıktı
"Stone...o kaç yıl düştü..."
"Oldukça uzun bir zaman Ali Baba... 10 milyonuncu yıldan sonra saymayı bıraktım ama sanırım milyarlarca yıl"
"Bir insan bu kadar uzun süre düşmek için ne yapmış olabilir ki"
"Senden bile daha uzun bir süre düştü Ali baba belki sana hakkın olanı verebilir"
"Biliyorsun Stone gerçek kimliğimi sadece Alphonse sen ve 40 şeytan biliyor bu imparatorlukta ki hakkımdan yıllar önce vazgeçtim"
"Ama bu imparatorluk hayla senden vazgeçmedi...prens Ali..."
***
"Hadi gelin bu taraftan"
Ali baba arkasında ki 40 kişilik gruba seslenince grup tekrar canlanmış gibi hızlanmıştı Ares bütün gün enerji depoladığı için dantianını(yeah artık dantianımız var :D ) nerdeyse tamamen doldurmuştu ki biraz daha enerji çekerse bir seviye atlaya bilirdi Ali baba ve 40 şeytanı çölün ortalarına vardıklarında onu gördü devasa cüssesi ile ilerlerken arkasında kötülüğü haber edermişcesine gelen bulutlar ile önünde ki küçük bir kasabayı ezerken görülen dev attığı her adımda yeri sarsıyordu kum fırtınaları sebebi ile sırtında biriken kumlar önünde ki kasabaya dökülürken ezilmekten ucu ucuna kurtulan kişiler o kumun altında boğularak can veriyorken Ali baba mızrağa benzeyen tuhaf bir silah çıkarıp kuma sapladıktan sonra
"Karşınızda bir gri kum şeytanı var hadi ona 40 şeytanın gücünü gösterelim..."
Ali baba konuştuktan sonra 40 şeytanın 39 üyesi devasa yaratığa koşarken Ares arkalarından canavara bakıyordu daha önce hiç böyle bir şey görmemişti nasıl bir ekipde olduğunu sorgularken alanda kalan tek kişi olduğunu fark edip hızla diğerlerinin peşinden koştu....
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


