19 Kasım 2017 Pazar

LOGİO-3 47.BÖLÜM:İKİ ŞEYTAN

"N-ne?"

adamın yüzündeki şaşkın ve endişeli ifadeyi gören Aiden sadistçe sırıtarak adama biraz daha yaklaştı.
"Ben ne dedim... Aynı şeyi tekrar etmeyi sevmem bunun... NEYİNİ ANLAMADIN?.."
"AGHHHHH!"
adamdan yükselen acı dolu çığlık eşliğinde Aiden hançeri adamın diğer bacağına sapladı. Adamın attığı çığlıklar tekrar etrafta yankılanırken Aiden hançeri geri çekti. Adam bir kaç dakika boyunca aldığı sık nefesler eşliğinde acısı hafiflediğinde korku ile yutkundu .
Karşısında ki çocuk ne kadar güçsüz olsa da gözleri binlerce hatta milyonlarca kişinin katiline ait gibi idi. Bunu ilk bakışta fark etmediğine lanetler eden adam tekrar yutkunduktan sonra konuşmak için ağzını açtı .
"Size yardım edemem."
Hancının konuşması bittiği gibi Aiden'in sağ gözü seğirmeye başladığında Aiden sakinleşmek için derin bir nefes aldı sonra adamın kulağına biraz daha yaklaşıp bir kaç saniye sessiz kaldı.
"Sanırım anlamadın. Aynı şeyi iki defa söylemekten nefret ederken sen bana tam üç defa söylettin ve şimdi dördüncüyü istiyorsun..."
"AHHHHH."
"Eğer ölmek istiyorsan beni uğraştırma sadece öldür de veya ŞU LANET OLASI BİRLİĞİN YERİNİ SÖYLE!"
Aiden'in kükremesi ve bacağındaki hançerin acısı ile korkudan tekrar yutkunan adam başını olumsuz manada iki yana salladığında Aiden derin bir nefes verdi .
"Madem ölmek istiyorsun... PEKALA."
Aiden kükredikten hemen sonra elindeki hançeri adamın boynuna doğru savurduğunda .
"Mühür..."
adamın dudaklarından yayılan tek kelime eşliğinde hançer adamın boynuna birkaç santim kala durmuştu .
"Konuş."
Aiden'in emir veren sesi etrafta yankılanırken adam yüzüne yerleştirdiği sırıtışı ile konuşmaya devam etti:
"Bizim kalbimizde bir mühür var. Bu mühür birliğin herhangi bir bilgisini söylememizi engelliyor. Elbette bazı ufak şeyler mevcut ama onlarda hiçbir işinize yaramaz."
"Sadece anlat işime yarayıp yaramaması bana kalmış."
Aiden adamın boynundaki hançeri yavaşça çekerken aynı bakışlar ile adamı dikkatle izliyordu. Adamın yapacağı en ufak tehtitkar harekette hamle yapmak için hazırda bekleyen Aiden hançeri geri çektiğinde dikleşerek beklemeye başladı .
Boynundaki soğuk metalin uzaklaşması eşliğinde adam derin bir nefes verdikten sonra anlatmaya başladı .
"Ejderha Birliğinin kurucusu Kara Ejderha Drago'dur. Dünyanın en güçlü ejderhasıdır. Emri altında altı ejderha komutanı mevcuttur. Her bir komutanı farklı elementlerde ustadır. Hatta o elementin kendisidir .
Drago'nun elinde milyarlarca kişi can verdi. Onu yenmek isteyen herkes onun elinde öldü elbette bir kişi hariç Ace Legand..."
adamın Ace'in ismini söylemesi eşliğinde etrafta ufak bir sarsıntı meydana gelmişti. Aiden sarsıntı sebebi ile hafifçe dengesini kaybetsede kendini hızla toparlayıp gardını bozmadan beklemeye devam etti.
"Ace denen o adam Drago'nun ortağı olma serefine sahipti. İkisi birlikte en güçlü olma yolunda ilerlerken Ace en güçlü olamayacağını düşünmeye başladı .
Hep Drago'ya bağlı kalacağını düşünmeye başladı ve Drago'ya saldırdı. Efendimiz Kara Ejderha ona saldıran ortağını çok severdi.
İkisi birlikte güçlenmişti. Her şeyi birlikte yapmışlardı. Hatta birlikte uyudukları bile söylenir. Bu yüzden efendimiz Ace'e büyük bir sevgi duyardı .
Ancak insanın gözü kördür. İstekleri için her şeyi yaparlar. Efendimiz kalbindeki büyük acı ile birlikte yıllardır kardeşi olduğunu bildiği kişiye karşı savaştı .
Ancak Ace de güçlenişti. Sonunda Ace efendimizi mühürlemek için bir teknik kullandı ve onu mühürledi ancak efendimizde Ace'i mühürlemeyi başardı .
İki kadim güç bir birlerini sonsuza dek engelleyecek bir mühür yaptı ve ikisi de ortadan kayboldu. Elbette efsanelere göre efendimiz Drago bir gün geri dönecek .
Onun ve komutanlarının varisleri gerekirse ebediyete dek onu bekleyeceğiz yaşasın KARA EJDERRHA DRAGO-..."
Adamın boynunu bedeninden ayıran kılıç eşliğinde adamın sesi kesildiğinde Aiden sırıtarak adamın cesedine baktı .
"Demek öyle."
diyerek sırıtan Aiden arkasını dönerek ona bakan ikiliye döndü .
"Buradan yeterli bilgi alamasakta Ace ve Drago hakkında ufak şeyler öğrendik..."
diyen Aiden bir elini çenesine koyarak düşünmeye başladı .
"Peki neden bunları söylemelerine izin var?"
Aiden meraklı bakışları ile birlikte adamın cesedine baktığında Merek hafifçe öksürdü .
"Öhm... Sanırım korku tohumları serpmek için..."
diyerek tekrar sessizliğe bürünen Merek üzerindeki bakışlar ile konuşmaya devam etti .
"Birinin gücünü bilmek o kişiden korkmak için gerekli şeylerden biridir. Eğer gücü senden zayıfsa ondan korkmaya değmez bile. Ancak o kişi onlardan güçlü ise onu yenmek için bir yol ararlar .
Ama bu hikayede ne kadar ararlarsa arasında Drago'nun geri döneceğini anlatıyor. Yani onu yenmek imkansız. En azından hikayeye göre. Gerçekten de onu yenmek mümkün mü bilmesem de denersek canımızdan kaybedecek başka ne var ki hihihihihi."
Merek'in cümlesinin sonlarına doğru kıkırdaması eşliğinde Aiden, Merek'in bu hallerine iç çektikten sonra hanın çıkısına ilerlemeye başladı .
"Hadi başka bir yer bulalım."
"Bir şey unutmadın mı?"
Tras'ın konuşması ile olduğu yerde duran Aiden omzunun üstünden Tras'a baktıktan sonra etrafa bir bakış attı .
"Ne unuttum ki?"
Etrafta ki cesetler arasında değerli bir şey görmeyen Aiden başını hafifçe sağa yatırarak Tras'a bakmaya başladı .
Tras, Aiden'in ona attığı boş bakışlar ile iç çekerek gözlerini devirdi .
"Kovalamaca oynamayı severim ne dersin?"
Merek'in konuşması eşliğinde ona dönen ikili Merek'in elinde ki bıçak ile yere bir şeyler çizdiğini fark etti.
"İşte bitti."
diyerek ayağa kalkan Merek elindeki hançeri havaya atıp metal kısmından tuttuktan sonra kolunu gererek hançeri yerdeki şeklin ortasına fırlattı.
"Karanlığın prensi"
Aiden yerdeki yazıya ve altındaki tuhaf şekle baktıktan sonra yazıyı sesli bir şekilde okudu yazının altında da bir ejderha motifi vardı .
"Güzel olmuş... Peki ne bu?"
diyerek şaşkın bakışlar ile Merek'e dönen Tras eşliğinde Aiden mırıldandı .
"Karanlığın sembolü..."
diyen Aiden'in de yüzünde oluşan şeytani ifade eşliğinde Tras hafifçe ürperse de başını hafifçe iki yana sallayarak kafasını dağıttıktan sonra dikleşerek ikiliye baktı .
"Şimdi ne yapacağız?"
Tras'ın sorusu ile dik bir duruş alan ikili hızla arkalarını dönerek hanın çıkışına doğru ilerlemeye başladı.
"Yeni bir han bulacağız."
diyen Aiden handan çıktıktan sonra Merek de onun peşinden handan ayrıldı. Ardından Tras ikilinin handan çıkması ile etrafına ufak bir bakış attı .
Her yer kan ile boyanmıştı. Yaşanan dehşet hala etrafta idi. Bu korkunç manzaraya bakan rahatlıkla burada yaşanan dehşet verici olayı anlayabilirdi .
Sanki yüzlerce kişinin kapışması gibi görünen bir savaş alanı olsa da sadece iki kişiye karşı onlarca kişinin savaşmasından olan bir katliamdı .
Etraf kan gölüne dönmüş her köşesinde çeşit çeşit yaraya sahip cesetler mevcuttu. Kimileri bir pençe ile öldürülmüş,
kimilerini uzuvları kopmuş ve kimilerinin boynu kopmuştu .
"TRAS ACELE ET!"
Merek'in sesini duyan Tras olduğu yerde hafifçe sıçradıktan sonra ikilinin peşinden hızla hanı terk etti. Yine de hala aklında olan tek bir şey vardı :
"Ben nasıl canavarlar ile birlikteyim?"
Tras onlarca savaşa katılmış. Onlarca kişiyi öldürmüş olsa da hiç böyle bir katliam görmemişti. Ona göre önünde şuan yüzlerinde ki masum sırıtış ile yürüyen ikili oldukça masum görünen bu iki kişiyi tarif etmek için 'Şeytan' demek bile az kalırdı. Bu ikisi nerede ise orada bir katliam olacak gibi idi .
Tras yüzünde oluşan gülümseme ile ikilinin peşinden ilerlemeye devam etti. Şu an yanında durdurulması imkansız iki şeytan vardı.
Bulundukları ortamda katliam yaratan iki şeytan ...
"Gerçekten eğlenceli olacak."
"Bir şey mi dedin?"
diyerek sırıtan Tras eşliğinde Aiden omzunun üstünden ona anlamamış bir şekilde baktığında Tras basını hafifçe iki yana salladığında Aiden tekrar başını önüne çevirip ilerlemeye devam etti.