Üçlü yarım saatlik bir yolun ardından başka bir hana gelmişlerdi ve bu kez konuşmayı Merek yapmıştı .
Hancı tekrar üçüne bir bakış attıktan sonra gözleri tekrar şehvetli bir şekilde vücudunun yarısı açıkta olan Tras'a kaydığında Merek derin bir nefes verdi.
"R-43 buraya gel."
diyen Merek eşliğinde etrafta yankılanan kudretli bir kükreme eşliğinde yer sarsılmaya başladı. Birkaç saniye sonra yerde açılan delikten fırlayan devasa ateşten kaplan eşliğinde hancı bu kez korku ile Merek'e bakmaya başladı .
"Eğer karıma bir daha bakarsan... ölürsün."
Merek'in sesindeki öldürme isteği bile etrafa oldukça soğuk bir hava verirken hancı sadece yutkunarak başı ile onayladıktan sonra bakışlarını Merek'ten ayırmayarak arkasındaki panoya elini uzattı .
Panodaki anahtarlardan birine elini atan hancı direk eline gelen anahtarı Merek'e uzattığında Merek hızla anahtarı alarak üzerindeki numaraya baktı .
"57.no"
Merek hafifçe odayı mırıldandıktan sonra arkasını dönerek odayı bulmak için ilerlemeye başladığında hancı ona seslendi .
"Hey bakar mısınız?"
Hancının bağırması ile omzu üzerinden ona bakan Merek omzunun üstünden parmağı ile devasa siyah kaplanı gösteren hancıya baktı .
"Bunu unuttunuz?"
diyen hancının sesi eşliğinde Merek hiçbir şey demeden tekrar önüne döndü .
"Unutmadım bilerek bıraktım."
diyen Merek ağır adımlar ile ilerlerken Tras ve Aiden de onu takip ediyordu. Üçlü birkaç dakika yürüdükten sonra odalarına varmışlardı .
Merek içeri girer girmez direk odaya kısa bir bakış attı. Odada bir tane çift kişilik yatak bir tane üçlü koltuk bir masa ve iki tane de sandalye ile büyük bir dolap vardı .
Merek direk gözünü sandalyelerden birine kestirdikten sonra hızla sandalyeyi masanın kenarına dökerek boyutsal yüzüğünden birkaç parça eşya çıkardı .
Eline aldığı tuhaf şeyleri ateş elementi ile ısıttıktan sonra birbiri ile temas ettirerek yapıştırmaya ve değişik şeyler yapmaya başlamıştı .
Tras ise günün yorgunluğundan dolayı direk kendini yatağa bırakarak gözlerini kapatarak dinlenmeye başlamıştı .
Aiden ise odaya ufak bir göz attıktan sonra önemli bir şey olmaması ile koltuğa ilerlemeye başladı .
Boylu boyunca koltuğa oturan Aiden boyutsal yüzüğünden çıkardığı bir kitabı açıp okumaya başladı .
Aiden ne kadar kitaba gömülmüş gibi dursa da yüzünde şeytani bir şeyi düşündüğünü bağırır nitelikte bir sırıtmaya sahipti .
***
"HADİ SİZİ İŞE YARAMAZLAR HEMEN BURAYI DÜZGÜN BİR HALE GETİRİN!"
Üzerindeki üniforma ile oldukça sık gözüken yaklaşık bir yetmiş civarları bir boya sahip bıyıklı bir muhafız kendinden düşük olanlara emir veriyordu .
"Burada ne oldu?"
Muhafız arkasında bir anda duyduğu ses eşliğinde hızla arkasını dönerken tek dizinin üstüne çökerek başını hafifçe aşağı eğdi .
"Kızıl varis Rosso efendim buraya gelmenize gerek-..."
"Ne oldu dedim."
diyen kırmızı saçlı kız eşliğinde sözü kesilen adam hafifçe başını kaldırdı. Karşısındaki kız daha on üç yaşında gibi gözüküyordu .
Kırmızı saçları ile uyumlu yakut kırmızısı gözleri onlara bakanları büyülüyordu. Kiraz rengi dudakları o kadar dolgunduki herkeste öpme isteği uyandırabilirdi .
"Bildiğimiz şeyler biri kadın üç kişi oldukları ve bir tanede kaplan varmış olayın sebebini bilmiyoruz ama olaydaki o üç kişinin sıradan kişiler olmadığını size söyleyebilirim ?"
Üstelik o kişiler sadece özel kişilerde değiller. Her kimselerse oldukça bilgiye sahipler hatta..."
diyerek hafifçe yana kayan adam arkasında duran sembolü açığa çıkardığın da kız öfke ile kaşlarını çattı .
"Karanlığın prensinin amblemine sahipler."
diyen muhafız sessizliğe bürünürken kızdan gelecek cevabı bekliyordu. Her türlü biliyorduki kız isterse onu rahatlıkla öldürebilirdi ki muhafız bunu engellemek için elini bile kaldıramadan ölürdü .
Etrafa yayılan güçlü aura ile nefes almakta zorlanmaya başlayan adam aldığı kısık soluklar ile yüzü kızarırken bayılmamak için kendini zor tutuyordu .
"O kişileri bulun yoksa sizi öldürürüm."
diyen kız arkasını dönerek hızla handan ayrıldığında dışarıdan gelen at kişnemeleri eşliğinde hareket eden tekerlerin sesinden sonra etraftaki aura bir anda ortadan kalktı.
Üzerindeki auranın kaybolması ile derin nefesler alan adam korku dolu gözler ile kızın arkasından bir süre baktıktan sonra ayağa kalkıp diğer adamlara bağırmaya devam etti .
Bir an önce o kişileri bulmalı ve onları rapor etmeliydi. Aksi halde olacağı şey kellesi olabilirdi.
***
"Bu gürültü ne?"
diyerek okuduğu kitabından bakışlarını ayıran Aiden ağır adımlar ile pencerenin yanına gittikten sonra dışarıya bir bakış attı .
"Anlaşılan eğlence başlıyor hazır mıyız?"
diyerek arkasında devasa kılıcını sırtına asan Tras ve masada yeni yaptığı devasa misket atarı kucağına alan Merek'e dönen Aiden ikilinin yüzlerindeki sırıtış ile yüzüne bir sırıtış yerleştirerek tekrar cama döndü .
Camı açarak dışarıdaki kalabalığa sırıtarak bakan Aiden eşliğinde kalabalığın içerisinden bir muhafız birkaç adım öne çıkarak bağırmaya başladı .
"SİZ ÜÇÜNÜZ TESLİM OLUN VE TERS BİR ŞEY YAPMAYIN ZOR KULLANMAK İSTEMİYORUZ."
diye bağıran muhafız eşliğinde Aidenlerin bulunduğu odanın kapısı büyük bir gürültü eşliğinde yere devrilirken Aiden omzu üstünden yerde duran kapıya baktı .
Kapının diğer tarafında ellerinde hazırda tuttukları büyüler ve silahlar ile bekleyen muhafızlara ufak bir bakış atan Aiden göz ucu ile Merek'e baktığında Merek şeytani sırıtışı eşliğinde elinde ki devasa misket atarın ucuna elindeki misketi bıraktı .
Normalde elindeki misket atarın boyutu sadece on beş santim uzunluğunda üç santim genişliğinde ve yedi santim yüksekliğinde olsa da elindeki şey tam olarak kırk santim uzunluğunda on santim genişliğinde ve dokuz santim yüksekliğinde iken içine attığı miskette yam olarak dokuz santim çapında idi .
"ATEEEŞ."
diyerek bağıran Merek hızla elindeki misket atarı adamlara çevirdikten sonra tetiğe basarak misket atarı ateşlediğinde
"BAAANGG BOOOOM"
etrafta yayılan dev patlama sesi eşliğinde Aiden tekrar camdan dışarıya baktı .
"Belki de biz... zor kullanmak istiyoruz"
diyen Aiden şeytanice sırıtarak tekrar camdan içeri girdikten sonra camı kapatarak ağır adımlar ile kapıya doğru ilerledi .
"Anlaşmayı umarım kabul ederler... Hepsini gömmekle uğraşmak istemiyorum."
diyen Aiden olacaklara kendini hazırlamak için derin bir nefes aldıktan sonra ağır adımlar eşliğinde kapıdan çıktı .
***
'BANG BOOOOM'
Hanın içerisinden gelen gürültülü patlama sesleri ve bu gürültüye rağmen çarpışan kılıçlardan çıkan sesler ve birinin attığı ağır ve tok adım sesleri hanın dışına kadar geliyordu .
'BANG BOOOOOOM'
"AGGGGGGHHHHH"
son patlama sesi eşliğinde yıkılan duvar ile birlikte duvardan üst üste fırlayan dört kişilik bir grubun acı dolu çığlıkları etrafta yankılanırken .
Kılıç çarpışma sesleri ve patlama sesleri kesilmişti artık duyulan tek şey çatlağın karşısındaki siyah silüetin attığı tok adımların sesi idi .
Siyah silüetin parlayan mor gözleri ve yüzündeki şeytani sırıtışı karşısındaki onlarca askerin içine korku tohumları serperken siyah silüet duvarda ki delikten dışarı çıktı.
"Bir teklifim var..."
diyerek yüzündeki şeytani ifadesi ile birlikte parlayan mor gözleri ile önündeki muhafız kalabalığına baktı .
"Kabul edin veya..."
diyen Aiden elini sağına uzattığında sağ tarafında elindeki pala benzeri silahı kaldırmış elindeki devasa kılıcı Aiden'e savurmak için kolunu geren adamın bacakları bir anda toprak ile kaplandı .
Adam toprakla kaplanan bacakları ile olduğu yerde tepinerek bu durumdan kurtulmaya çalışsa da çabaları boşunaydı .
'GÜM GÜM GÜM GÜM GÜM GÜM'
Duyduğu 'güm' leme sesi ile Aiden'in eline bakan adam Aiden'in elinde ki kalp ile birlikte yüzü korku dolu bir hal almıştı .
Her saniye daha da yavaşlayan kalbe bir kaç saniye bakan adam kalbinin olmaması ile gözlerini karanlığa teslim ederek hayata veda ettiğin de Aiden sırıtarak kalbi inceliyordu .
Kalbin üzerinde gördüğü ejderha amblemi ile sırıtan Aiden yumruğunu sıkarak elinde ki kalbi patlattıktan sonra diğerlerine döndü .
"Veya... ÖLÜN"
diye kükreyen Aiden'in sesi etrafta yankılanırken tüm büyücüler büyülerini hazırlarken savaşçılarda silahlarını çekmiş savaşmak için hazırda bekliyordu.


