31 Ocak 2018 Çarşamba

Red Storm (Kitap 1) 4.Bölüm 4.Kısım Demir Prenses

{Çevirmen: Votin}
{Düzenleyici: Xeia}
Grace herkesle iyi geçiniyordu. Tabii ki, Pareia’nın şimdiki annesi Seina'yla da anlaşıyordu ama zor biri olan Librie’yle de ana-kız ilişkisi kurmak çok uzun sürmemişti.

Çilekeş Pere bile, onun varlığının üstesinden gelmiş, ne zaman Grace’yi görse ondan kaçınmaya odaklanabilecekti.

Bunun nedeni onu ‘yenge’ olarak çağırmak istememesiydi. Grace’in insanlarla olan ilişkisi bu kadar muhteşemdi.

Ailenin yapısını tam olarak anlaması tam olarak iki ayını aldı ve Grace’in sonraki vazifesi Pareia’da ki diğer güçlü ailelerle olan ilişkiye odaklanmaktı.

Pareia’da ki güçlü aileler, kıtada* soylu diye adlandırılanlarla benzer sayılabilirdi.
****kıta krallıklarını kastediyor

Provoke ailesi Pareiada ki en büyük vahaya bakıyor ve koruyordu. Geri kalan on vaha diğer güçlü aileler tarafından korunuyordu.

Buna bağlı olarak, Yıldızı ailesi olsa bile, diğer güçlü ailelerle olan ilişkiler çok önemliydi.

Birçok kuşaktır, Provoke ailesi Yıldızlık konumunu devam ettirebilmişti çünkü bu büyük ailelerin sarsılmaz desteğine sahipti.

Ancak, her hangi bir kuşakta Provoke ailesi Yıldızlık ölçütünü sağlayamazsa, Yıldızlık başka bir aileye geçerdi. Bu nedenle onlara iyi davranmaları gerekiyordu.

Grace resmi olarak Genç Yıldızın karısı olduğundan, Seina’ya vaha boyunca olan turlarında eşlik etti.

Kabile içi işler Pareia’nın annesi ve güçlü ailelerin her birinin karıları ile icabına bakılırken. Yıldız kabileyi korumak ve bölgelerini genişletmek gibi dış işlerden sorumluydu.

Bu ziyaretler sırasında, Seina her vahanın yüzleştiği durumları işitir ve işittiği her şey üzerinde düşünüp, bir çözüm fikri öne sürmeden önce Yıldız Baguna’yla görüşürdü.

Bunları öğrendikçe, o da diğer güçlü ailelerin yüzleştiklerine aşina olmuştu, Grace, Seina eşlik etmesine izin verene kadar ona musallat olmuştu.

Her bir vahada, Grace’in popülaritesi hayret vericiydi.

Grace, yalnızca Pareia’nın eski annesi Mariez gibi güzel değil, başkalarının endişelerini dinleyip, onlarla empati yapmak gibi bir çok benzerliği de vardı. Eğer arada bir fark varsa bu, Mariez’in güçlüyken sessiz, sakinken, Grace'in hareketli ve enerji dolu olmasıydı.

Grace’nin kaşınan yerleri bulup onlar için kaşıdığını gören, bir çok güçlü aile onu kolları açık bir şekilde karşılıyorlardı.

Grace Nellisi gerçekten de konumunu kendi başına kazanmıştı. Pareia’ya mükemmel bir şekilde yardımcı olabildiğini gösterip, Pareia’nın gelecekteki annesinin yeteneklerini gururla göstererek yaşıyordu.

“İnanıyorum ki bir çok sorun çözüldü. Sanırım şimdi kendim için biraz zamanım var.”

“Eğer bu şekilde çalışmaya devam edersen, incinebilirsin. Uyku vaktinden kısman için bir sebep yoktu. Yükünü biraz azalt.”

Yulian, Grace’in kırmızı saçlarını okşayıp* endişelerini paylaşırken, Grace, Yulian’ın göğsüne uzanıp ışıltılı bir şekilde gülümsedi.

“Yorgun değilim. Son derece mutluyum, ve bu iş için kayda değer bir ödül var.”

Yulian, Grace’yi çok sevimli buldu ve ona sıkıca sarıldı.

“O zaman en azından benim için, kendine dikkat et. Gelecek kuşağımız içinde tabii.”

Eskiden çok utangaç olan, Yulian bu sözlerle biraz olgunlaşmış gibi görünüyordu.

Tam o sıra aklına bir şey gelmiş gibi, Grace konuşmadan önce Yulian’ın kucaklamasından çıktı.

“Şimdi aklıma geldi, hiç cariye almayı düşünmüyorsun değil mi?”

“Ne… neler diyorsun?” *
(*aslında ne hakkında konuşuyorsun diyordu ama sanki böyle daha şaşkın oldu)

Yulian şaşkınlıkla cevaplarken Grace kafası karışmış bir ifade yaptı.

“Neden bu kadar şaşırdın?”

“Seninle evleneli daha bir yıl bile olmadı. Dahası, buna ilgi duymuyorum.”

“Esas senin ne hakkında konuştuğunu soran ben olmalıyım. Bir erkek olarak, tabii ki de cariyen olmalı. Özellikle de Genç Yıldız olduğun için.”

Yulian, Grace’ye nasıl cevap vereceğini bilmiyordu.

“Bu gelecekte düşüneceğimiz bir sorun, şimdi değil. Babam bile annemle evlendikten beş yıl sonra anne Seina’yla evlendi. Böyle düşününce, eğer daha erken doğsaydım, anne Seina’yla evlenmeyebilirdi bile.”

“Bu senin babanın sorunu, ve şimdi onun üç oğlu var, artık bu bir endişe değil.”

Çöldeki kadın erkek oranı fazlasıyla dengesizdi. Bu yüzden bir çok kabile savaşçıların fazla eş almasını öneriyordu.

Yoğun savaşlardan dolayı, erkek-kadın oranı bire beş olmuştu, ve kabilenin gücü kabilede ne kadar erkek olduğuyla belirlendiğinden, bir çok kadın alarak bir hayli çocuk yapmak doğrudan kabilenin gücünü etkiliyordu.

“Yıldızın muhteşem nesilleri olduğu durumunda, ne kadar çok çocuğun olursa, daha kararlı bir hal alır.”

Grace şaşırtıcı bir kadındı. Kimse kocalarına, kendilerinden olmasa bile daha fazla çocuğu olmasını söyleyemezdi.

“Hadi bunu sonra konuşalım. Sonra. Henüz değil. Bu kadarını anlayabiliyorsun, değil mi?”

Grace geri adım atmasının daha iyi olacağını düşünerek cevap verdi.

“Tamam, bunu daha sonra tartışacağız. Ah, senden bir iyilik isteyeceğim.”

“Nedir?”

Muhabbeti değiştirmek için, Yulian hemen sordu.

“Lütfen Kırmızı Fırtına’nın taliminde yer almama izin ver.”

“Hayır.”

“Savaşçılara çoktan karın olduğumda, onlarla alıştırma yapacağımı söyledim. Beni yalancı mı çıkaracaksın?”

“Hayır demek hayır demektir. Sen olsan bile, Kırmızı Fırtına’nın eğitimi bir kadın için fazla zor.”

“Bunu çoktan gördüm ve bir çözüm buldum.”

“Hayır. Buna asla izin vermeyeceğim. Lütfen bu sefer beni dinle.”

Grace somurtarak sordu.

“Karını yalan söyleyen bir kadın mı yapacaksın? Beni, Pareia’nın gelecekteki annesini?”

Yulian huzursuz olmuştu. Grace böyle bir şey deyince onu zar zor tanıyordu. Ancak, beraber talim yapmak… Kırmızı Fırtına’nın şiddetli eğitimi git gide zorlaşıyordu. Şu anki durumlarında, deneyimli savaşçıların bile ayak uydurması zor olurdu. Ama değerli karısını talime dahil etmek… Bu Yulian’ın izin verebileceği bir şey değildi.

“Biliyorsun ki olay bu değil. Bahsettiğin gibi, sen şuan Pareia için önemli birisin. Ya yaralanırsan? Ya tehlikeye düşersen? Ve ya sen orda olduğun için eğitime düzgün odaklanamazsam?”

“Dediğim gibi ben kararımı verdim. Bedenimin önemini herkesten iyi biliyorum. Dikkatli olacağım. Sana yük olmadığımdan emin olacağım.”

Yulian onu vazgeçirmeye devam etti, ama her konuda yumuşak başlı olan Grace, Bunun hakkında aşırı inatçıydı.

“Lütfen beni sadece bir kadın olarak görme. En azından böyle zamanlarda, keşke bana bir savaşçı gibi davransan. Vahadan ayrıldığın zamanlarda benim güçlü olduğumu bilsen daha rahat hissetmez misin?”

“Hayır.”

“Bana yardım edebilirsin. Bu kadar yeteneğe sahipsin.”

Yulian sonunda Grace’ye yenik düştü. Onun sevimli gözleri ve kelimeleri her erkeğin zorlanacağı bir şeydi.

“Hoff, Peki… ancak, eğer bırakmak istersen, sadece bırak. Kırmızı Fırtına savaşçıları bile merakından dolayı mutlu ve talime katıldığında gergin olacaklardır. İtiraf etmelisin ki zorlandığını görmeleri onların talimini aksatmaz mı?

Grace başını sallayarak, Yulian’ın koluna sarılmaya başladı.

“Sadece bir süreliğine. En hafif haliyle, emrin altındaki savaşçılarla dostça ilişki kurmak istiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, Yıldız olacağın gün, Pareia’nın anneliği pozisyonundan dolayı bunu yapacak durumda olamayacağım.”

Onu dinleyen Yulian, Fiziksel eğitimi geçip ona doğru düzgün zihinsel sanatları öğretmeye karar verdi. Ustası ne kadar kızgın olursa olsun, Grace’den hoşlanmamasının bir yolu yoktu. Yulian ustasının bağışlayacağını düşündü.

‘Bu konuya ilişkin, Grace’yi önceden uyarmalıyım. Bu şekilde, ustam geri dönse bile boynum kafama bağlı kalır.’

Yulian’ın kafasından bu düşünce geçiyordu.

Grace onun sözüne karşı çıkmadı. Sonraki günden itibaren, Kırmızı Fırtına savaşçılarıyla talim yapmaya başladı. Buna karşın Yulian son derece gergindi, Grace yüzünde soğukkanlı bir ifadeyle zor bir talime tabi olmuştu.

Ancak, haliyle büyük kılıçlar onun için çok fazlaydı, o yüzden esas silahı sosoontayla katıldı. Buna rağmen, talim aşırı derecede zorluydu.

Ancak, Grace ne talim alanında ne de evde, asla çok zor olduğunu söylemedi.

Fiziği ve kuvveti Kırmızı Fırtına savaşçılarına kıyasla çok zayıftı, ancak çevikliğe ve azme sahip olup, savaşçılarla aynı tutkuyu paylaşan bir kadındı.

Öğrenmesi diğer savaşçılara kıyasla daha uzun sürse de, Grace kendini eğitimine adadı, hatta günlük talimini tamamlaması için tüm gece ayakta kalması gerekiyordu.

Bu yüzden Grace Nellisi “Demir Prenses” ve “Çölün Gerçek Fatihi” adıyla anılmaya başladı.

<<Önceki Bölüm |Tanıtım|