12 Mart 2018 Pazartesi

LOGİO-4 25.BÖLÜM:NASIL ÖLDÜRMEK İSTERSİN

Lio, karşısında gördüğü tamamen anadan doğma bir şekilde duran gümüş saçlı kızın öfkeli bakışlarının üzerinde olması ile yutkunduktan sonra, ağır adımlar ile kapıya doğru geri geri ilerlemeye başladı.
"Ben dışarıda bekliyorum; dolapta birkaç parça giyecek bir şey olmalı, onları giydikten sonra seslenmen yeterli. "
Lio, konuşmasını bitirdikten sonra hızla kapıyı kapatarak dışarıda beklemeye başlamıştı. Sırtını yasladığı yıkık dökük barakanın duvarlarında ki deliklere gözünü gezdiren Lio, bu barakaya acilen tadilat yapmaları konusunda kendine not aldıktan sonra gözlerini kapatarak beklemeye başladı.
"G-Gelebilirsin. "
Geçen dakikaların ardından içeriden gelen ses ile birlikte Lio, gözlerini açarak ağır adımlar ile kapıya doğru ilerlemişti.
Lio, kapıyı açtığın da etrafta kimsenin olmaması ile gözlerini kısarak etrafa aurasını yaydıktan sonra odanın gölgelerinden gelen enerji ile birlikte kıstığı gözlerini tekrar gevşetmişti.
Ağır adımlar ile ilerliyen Lio, masanın yanında ki sandalyeye oturarak gözlerini kapadıktan sonra beklemeye başlamıştı.
Birkaç saniye içerisin de Lio boynuna değen soğuk metal parçası ile birlikte gözlerini açtığın da, Ryu'nun tekrar kurt adam formunda, ağır kılıcını boynuna dayadığını görmüştü.
"Demek Kurt Adamlar sadece erkeklerden oluşmuyor. "
Lio boynuna batan ağır kılıca rağmen oldukça sakin bir şekilde konuştuğu vakit Ryu, elinde ki ağır kılıcı geri çekerek Lio'nun gözlerine bakmaya başladı.
"Bu gerçekten de sen misin, Mor göz?"
Ryu'nun sorusu ile birlikte Lio, sağ elini cebine attığın da Ryu hızla geri sıçrararak gardını almıştı. Ryu'nun gardını almasına rağmen Lio, onu adeta önemsemeyerek cebinde ki kutuyu çıkararak kutudan bir sigara çıkararak dudakları arasına yerleştirmişti.
Lio sağ elinin işaret parmağını ateş ile kaplayarak, sigaranın ucunu yaktıktan sonra elinde ki ateşi söndürerek derin bir nefes almıştı.
Aldığı nefesin ardından ağzında ki sigarasını parmakları arasına alan Lio, aldığı nefesi beyaz dumanlar eşliğin de verirken rahatladığını belli eden bir ifade takınmıştı.
"Adım Lio L. Nos, bu bir yana Ryu, sana bir teklifim var. Ancak insan haline döner misin? Çünkü bu baraka gördüğün gibi baya yıkık dökük bir yer. Ve yıkıntı altında kalmak istemem, o yüzden lütfen vücudunu insan haline çevirerek küçült. "
Lio konuşmasını bitirdikten sonra Ryu, ağır kılıcını duvara dayararak gözlerini kapattığın da derin nefesler almaya başlamıştı.
Aldığı her nefes verişi esnasında vücudunu kaplayan kıllar küçülerek yok olurken, üç metreye yakın olan boyu giderek kısalıyor ve vücudu da inceliyor idi.
Ryu sonunda insan bedenine döndüğü vakit, Lio, başını onaylar manada salladıktan sonra tekrar konuşmaya başladı.
"Teşekkürler, şimdi teklifime gelecek olursam; demin ki gizlenişin gerçekten etkileyici idi. Vücudunu karanlık ile kaplamış ve gölgelere girmiş idin.
Bu da karanlık elementi ile yatkınlığın olduğunu açıklar. Bu bile seni yanımda istememin sebebi olabilir.
Ancak daha fazlası var; seni yanımda istiyorum, çünkü gücün gerçekten güzel. İster inan ister inanma bir gün bu dünyayı feth edeceğim. O gün eğer benim yanımda olursan muhteşem bir güce sahip olacaksın.
Ancak eğer yanımda olmak istemezsen önemli değil. Sana bir miktar para verip ailenin yanına göndereceğim ve o gün geldiğin de aileni ödüllendireceğim.
Peki cevabın ne? "
Lio'nun sorusu ile birlikte Ryu, ilk başta onun dediklerine inanmasa da Lio'nun her geçen saniye artan aurası ile birlikte gözlerinde ki o bakış eşliğin de bu inanmama durumu her geçen saniye azalmış idi.
Ayrıyetten Lio'nun gücünü birinci elden tatmış idi, oldukça güçlü biri idi. Eğer Lio'yu düşman edinirse bir daha ki sefere hayatta kalacağına emin olmaması bir yana 'Ödüllendireceğim' kısmında ki Lio'nun yüzünde ortaya çıkan anlık olsa da şeytani gülümseme ile birlikte Ryu tekrar yutkunmuştu.
Eğer ikinci seçeneği seçer ise er geç ailesi ve kendisi ölecekti. Sonuçta Dünyanın Fatihi olacağını söyleyen birisi karşısında ki her rakibine ölümü tattıracağına ant içerdi.
Kurt adamlar da asla boyun eğecek bir ırk olmadıkları için soyları tamamen yok olabilme riski mevcut idi.
"Hahahahaha...."
Lio duyduğu kahkaha sesleri ile birlikte bakışlarını Ryu'ya çevirdiğin de Ryu kahkahasını katlamıştı.
"HAHAHAHAHAHA, DÜNYANIN FATİHİ OLACAKSIN DEMEK. BU DUYDUĞUM EN KOMİK SÖZLERDEN BİRİ, HAHAHAHAHA..."
Lio, Ryu'nun söyledikleri ile dalga geçmesi ile hafifçe kaşlarını çatsa da sessizce beklemeye devam etmişti.
"Ancak... bakışlarında ki o ifade bunu başaracağını ispatlıyor..."
Ryu hızla tek dizinin üzerine çökerken sağ elini sol omzuna doğru çapraz bir şekilde uzattıktan sonra konuşmaya devam etti.
"Benim adım Ryu Lowf, adımı ve kanımı terk ederek Lio L. Nos'un emri altına giriyorum. Bundan böyle vücudum da, ruhum da efendim olan Lio'nun emrindedir. "
Ryu'nun konuşmasının bitmesi ile birlikte ikiliyi içine alacak şekilde beyaz bir ışık saçan çember bir alan ortaya çıkmıştı.
Lio göz ucu ile çemberi izlerken Ryu, aynı pozisyonda kıpırdamadan beklemeye devam ediyordu. Birkaç saniye sonra çemberin sönmesine rağmen Lio, hala ışıkların geldiği yerlerden bakışlarını ayırmamıştı.
"Bağlılık yemini..."
Lio bakışlarını yerden ayırmadan sessizce beklerken, Ryu da aynı şekilde durarak bekliyor idi. Her ne kadar sesin sahibinin kim olduğunu merak etse de ettiği yemin sebebi ile vücudunu hareket ettiremiyordu.
"Açıkla! "
Lio'nun emir veren sesi ile birlikte biraz önce ki sesin sahibi iç çekercesine nefes verdikten sonra konuşmasına devam etti.
"Bağlılık yemini, bir köle mührü gibidir ancak sıradan bir köle mühründen farkı hem daha etkili olması hemde kölenin sözlü de olarak itiraz etmemesini sağlar.
Sıradan bir köle mühründe köle efendisinin her istediğini yapsa da hala sözlü bir şekilde konuşmaya devam edebilir.
Ancak, Bağlılık yeminin de köle efendisi nasıl hisseder ise öyle hisseder, efendisi nasıl davransın isterse öyle davranır.
Ayrıyetten Bağlılık yeminin de efendi ile kölesi arasında bir iletişim büyüsü mevcuttur. Mesafe ve mekan fark etmeksizin istenildiği zaman konuşma yapılabilir.
Bu şekilde istenildiği zaman köleye emir verile bilir, ayrıca kölenin gücü efendisi ile ilişkisine göre değişir.
Eğer basit bir köle efendi ilişkisi ise enerjisi kendi enerjisinin yüzde biri kadar artar, efendisi köleyi eğer cinsel tercih için kullanırsa kullandığı sürenin sıklığına göre gücü daha da artar.
Bağlılık yemini bir çok köle mühründen daha etkilidir. Köle kelimenin tam anlamı ile efendisinin adeta vücudunu kopyalar ve bağın gücüne göre efendisinin bire bir kopyası oluşur.
Elbette cinsiyeti farklı olabilir ancak kölenin ırkı fark etmeksizin vücudu efendisinin şeklini alır ve efendisi gibi gözükür. "
Lio, açıklamasının bitmesi ile birlikte bakışlarını Chernyye'ye çevirmişti. Chernyye'nin açıklamasını hızla aklından geçiren Lio, başını onaylar manada salladıktan sonra gözlerini kapatarak etrafa aurasını yaymış idi.
Saniyeler içerisinde gözlerini açan Lio, hissettiği kişi ile birlikte hızla ayağa kalkarak yatağa doğru ilerlerken konuşmaya başladı.
"Ban, Ark'ın vücuduna bürün ve duvarı bir ilüzyon ile tamir et. Flan, birkaç dakikaya gelecek, siz kızlar da barakada ki gölgelere girin parmaklarımı şıklattığım da gölgeden çıkacaksınız, onun dışında enerjinizi tamamen gizleyin.
Chernyye bu konuda Ryu'ya yardımcı ol. Kendini gizlemekte iyi olsa da enerjisini saklamak da bir miktar hatalı, onun enerjisini de bastır ve burada olduğunun fark edilmesini engelle. "
Lio, konuşmasını bitirdikten sonra kendini sırt üstü yatağa atarak gözlerini kapadıktan sonra beklemeye başlamıştı.
*
"Teklifimi cevaplaman gerçekten iyi olur, Leo. Eğer akademiye girerek gelişmek istersen elbet bu konuda seni desteklerim. Ancak sana özel eğitmenler tutarak seni daha güçlü yapabiliriz. "
Flan'ın teklifini yenilemesi ile birlikte Leo, yüzüne yerleştirdiği sevecen gülümseme ile konuşmaya başladı.
"Teklifin için teşekkür ederim ancak dediğim gibi akademiye girerek gelişmek isterim. Sebebi ise belli: Eğer gelecekte farklı dövüş stilinde çalışmış birisi ile karşılaşırsam başım ciddi bir belaya girebilir.
Ancak bir akademide yüzlerce farklı dövüş ustası mevcut olur, bu şekilde bir çok farklı silaha karşı nasıl savaşmam gerektiğini öğrenir ve daha iyi bir hale gelirim.
Sizden istediğimi biliyorsunuz, sadece acil durumlarda bana maddi destek sağlamanız ile elbette okulun kurallarına uyup bu sorunları mümkün olduğunca engelliyeceğim.
Ancak her ihtimale karşı bunları size söylüyorum eğer bir sorun olursa sizden yardım isteyeceğimi bilmenizi istiyorum. "
Lio, başını hafifçe eğerek birkaç saniye beklediği vakit Flan, iç çekerek başını onaylar manada sallamıştı.
"Pekala öyle olsun, elimin altında gelişmeni görmek gerçekten beni memnun eder idi. Ancak gelişecek olan sensin ve eğer bu şekilde daha iyi olacak diye düşünüyor isen öyle olsun.
Senin seçimine engel olmam. Akademi girişleri güneş en tepeye ulaştığın da, şehir meydanında olacak. Eğer acele edersen sınavların başladığı vakit orada olursun, seni götürmemi ister misin? "
Flan'ın konuşmasının bitmesi ile birlikte Leo, başını kaldırarak yüzünde ki sevinç dolu tebessüm ile Flan'a bakmaya başladı.
"Teklifinizi için teşekkür ederim ancak oraya kendim gitmek istiyorum. O yüzden acele etmem lazım izniniz ile. "
Leo, ayağa kalkarak hafifçe eğildikten sonra hızla kapıya doğru ilerleyerek elini kapının kulbuna attıktan sonra durmuştu.
Leo, yüzüne yerleşen şeytani ifade ile birlikte kapının kolunu bırakırken sırtı Flan'a dönük bir şekilde konuşmaya başladı.
"Lord Flan, size bir sorum var..."
Leo'nun sesi ile birlikte Flan başını Leo'ya çevirdiğin de;
"Bir kişi öldürdüğü birinin vücuduna bürüne bilme yeteneğine sahip olabilir, peki ya o kişinin bilgilerine sahip olur mu? "
"Elbette öldürülen kişinin bilgilerini elde edebiliyoruz, aksi halde başımız büyük belalara gire bilir idi. "
Flan duyduğu ses ile birlikte hızla ayağa kalkarak gardını almak için hareket yapsa da göğsünü delip geçen el buna engel olmuştu.
Flan göğsünü delerek geçen elin sahibine baktığı vakit arkasında ki Ark'ı görmesi ile birlikte gözleri daha da büyüse de Ark'ın vücudunun titreyerek şekil değiştirmesi ile kaşlarını çatmıştı.
Birkaç saniye sonra Ark'ın vücudu titremeyi keserek şekil değiştirdiği vakit Ban ortaya çıkmıştı.
"Sen... o gün... saldıran... kişisin. "
Flan kesik kesik konuşurken konuşmasının bitmesi ile birlikte Ban, yüzüne yerleştirdiği tebessüm ile birlikte konuştu.
"Doğru ve yanlış, elbet o gün sana saldırdım ancak... ben..."
Ban cümlesini yarım keserek vücudunu tekrar titretmeye başlamıştı. Saniyeler içerisinde Ban'ın vücudu Flan'ın şeklini aldığı vakit Ban cümlesine devam etti.
"Senim. "
Ban'ın söyledikleri ile birlikte Flan, yüzüne yerleştirdiği öfke dolu ifade ile birlikte gözlerini kapadığı vakit, kaşları çatık bir şekilde sarkan boynu eşliğin de Ban, derin bir nefes aldığında Flan'ın göğsünde açılan delikten itibaren Flan'ın vücudu resmen çürümeye başlamıştı.
Saniyeler içerisin de Flan'ın vücudu ortadan kaybolurken Ban, elini yavaşça indirmişti. Elini indiren Ban, derin bir nefes alarak gözlerini açtığı vakit göz rengi de değişerek Flan'ın birebir bir kopyasına dönüşmüştü.
"Flan Glav öldü, şehrin yönetimi artık direk olarak bizim elimiz de ancak bu durum da başımız işten bir türlü kalkmayacak, planı değiştirmek zorunda kalabiliriz. "
Flan'ın vücudunda ki Ban'ın konuşması ile birlikte Lio, iç çekercesine bir nefes verdi.
"Flan'ı öldürmek biraz kötü olabilir sonuçta büyük bir desteğimizi öldürdük ancak iyi yanlarından bakın: Glav şehrinin yönetimini ele geçirdik ve Flan'ın hazinesine en kolay erişimi sağladık bu şekilde maddi sorunlarımız ortadan kalktı.
Ayrıca ilk başta Ark'ı ortadan kaldırmamız ile birlikte şehrin en tehlikeli ve en güçlü adamının adını kullanarak yaşama hakkına da sahibiz.
Bu iki faktör gelişim yolumda bir çok artıya sebep sağlayacaktır. Bu şekilde hem hızlı hemde dokunulmadan rahat bir şekilde güçlenebileceğim.
Sorun şu ki hem Ark hem de Flan ile aynı anda karşılaşmak istedikleri vakit başımız biraz yanacak ancak o zamanın derdini o zaman düşünürüz.
En kötü ihtimalle Flan'ın vücudunu homunculusa çevirir ve onu kontrolümüz altında tutarız. Ancak böyle bir durum da kullanacağım malzemeler ve insan eti oldukça taze olmalı.
Aksi halde klasik bir homunculus gibi vücudunda bir çok yara ve çürük izi olabilir, bu da onun bir homunculus olduğunun fark edilmesine sebebiyet sağlar.
Uzun lafın kısası, en kötü ihtimalle Flan'ı oldukça iyi malzemeler kullanarak homunculusa döndürerek gizlice onu yönetebiliriz, bu yüzden gizliden gizliye bu malzemeleri şipariş edeceksin.
Flan'ın hazinesi ile bu malzemelerin parasını karşılamak hiç zor olmaz. Başka bir sorun yoksa, biz gidelim. "
Lio konuşmasını bitirdikten sonra parmaklarını şıklattığı vakit Chernyye ve Ryu yavaşça gölgelerden çıkmaya başlamıştı.
Chernyye'nin yüzü oldukça sakin olsa da Ryu, demin ki olayın etkisi sebebiyeti ile başını eğerek konuşmadan bekliyordu.
"Gidiyoruz. "
Lio'nun emir veren sesi ile birlikte Lio, kapıyı açarak hızla dışarı çıktığı vakit Chernyye ve Ryu da Lio'nun peşinden kapıdan çıkarak ilerlemeye başladı.
**
Dakikalar boyu süren yolun ardından şehrin meydanına gelen üçlü, meydanda ki yoğun insan topluluğunun arasında ağır adımlar ile ilerliyerek meydanın ortasına varmaya çalışıyorlardı.
"Şu sınavlara katılan baya kişi var, ne kadar da uğraştırıcı bir şey. "
Lio, bu kalabalığa duyduğu öfkesini kelimelere dökerken ağır adımlar ile şehrin meydanının ortasında ki ufak alan da ki kurulmuş olan yüksek platform da beş kişi duruyordu.
Beş kişiden dördünde beyaz renkli ve bellerin de de kırmızı bir kuşak olan cübbeler var iken, cübbeleri yüzlerini kapatıyordu.
Ortada ki kişinin üstünde ise siyah bir cübbe var iken, sakalları göğsüne kadar uzanıyordu. Adamın yüzünde ki kırışıklıklar oldukça yaşlı olduğunu bağırırken bakışlarında ki ifade hepsini küçümsediğini bağırıyor gibi idi.
"Bayanlar baylar, her yaştan çocuklar, bu gün akademi sınavlarına girmek için burada bulunuyorsunuz. Bu konuda hepinize teşekkür ederim..."
Ortada ki siyah cübbeli adam kollarını iki yana açarak konuşmaya başlamıştı. Sesinde ki kudret dolu aura ile birlikte etrafta ki zayıf olan kişiler yavaş yavaş bayılmaya başlamıştı.
Kalabalıkta gözlerini gezdiren adam kollarını arkasında birleştirerek konuşmaya devam etti.
"Yeterli seviye de olmayan herkes, yavaş yavaş auram tarafından baskılanacak ve bilinçlerini kaybedecek.
Etrafınıza bakın, bu uyuyan herkes şuan da en fazla beşinci seviye kişiler her biri ağır bir şekilde uykuya dalıyor, on beşinci seviyeye kadar auramı salacağım.
On beşinci seviye altı olan her kimse bayılırken, on beşinci seviyede ki kişiler kımıldayamayacak. Eğer on beşinci seviyenin altında ve on yaşından genç ise akademi giriş sınavlarının ikinci aşamasına geçeceğiz.
Sınavlar üç aşamadan oluşacak; ilk iki aşama çok kolay, bu iki aşamanın ilkin de seviyeniz sınıfınız ve sınıfınıza göre özelliklerinize bakılacak.
İkinci aşama da yaşınız ve ruh yaşınıza bakılacak, eğer yaşınız ondan büyükse anında akedemi giriş sınavından atılacaksınız. Ancak, yaşınız on beş yaşına kadar varsa ve ruh yaşınız gerçek yaşınızdan en az bir yıl büyük ise akademiye giriş hakkına sahip olacaksınız.
Elbette bu hakkınız ile diğerlerinden daha düşük konumda olacaksınız ve bu şekilde eşitlik sağlanacak.
Ardından da son sınav olarak burada ki elderler ile dövüşeceksiniz. Dert etmenize gerek yok elderler seviyelerini sizinle eşit tutacaklar.
Eğer elderlere karşı sadece beş dakika dayanabilirseniz üçüncü sınavı geçmiş olacaksınız. Beş dakika dayanamayan kişilerin üzülmesine gerek yok.
En az üç dakika boyunca rakiplerinizden kaçabilirseniz bile kazanmış sayılacak ve akademiye gireceksiniz, beş dakika kuralı ise sadece sizi test etmek için.
Anlayacağınız rakiplerinize karşı üç dakika boyunca bilincinizi korumanız gerekli, bu sırada rakibinize istediğiniz şekilde saldırabilirsiniz.
İster teknik, ister silah kullanın. Ölümüne bile saldırı yapabilme hakkınız mevcut, elderlerimiz özel olarak seçildiği için rakip olarak ne kadar güçlü olsanız da onları öldürecek bir konuma getirmeniz imkansıza yakın.
Ancak oldu da bir şekil de elderlerimizi öldürecek hale getirdiniz ve hatta öldürdünüz, eğer böyle bir şey olursa korkmanıza gerek yok.
Sonuç olarak onlar bu riski bilerek geldiler, elderlerden herhangi birini öldüren kişi okula direk orta saha öğrencisi olarak girecek.
Etrafınıza bakın..."
Elder konuşmasına yine birara vererek ellerini tekrar iki yana açtığın da, Lio ve diğerleri etrafında ki yüzlerce katılımcıya baktı.
"On beşinci seviyenin altında ki herkes hemde herkes, şu an baygın durum da. Elemeler bittiğine göre şimdi sınavlar başlasın. "
Elder'in konuşması bittiği vakit ayakta olan herkesin etrafında beyaz bir halka parlamaya başlamıştı.
Halkanın parlaklığı gözleri kamaştırırken, herkes kollarını siper ederek gözleri kör edebilecek kadar parlak olan ışığı engellemeye başlamıştı.
Birkaç saniye sonra ışık kesildiği vakit Lio, kolunu yavaşça indirerek etrafına bakınmaya başladı.
Ayakta olan herkes burada olsa da etraf tamamen değişmiş idi: Vatandaşlar ile dolu olan sokak bölgesi ortadan kalkarak ucu görünmeyen devasa çayırlık bir alana gelmişler iken platformun üstünde iki tane farklı küre ortaya çıkmıştı. Kürelerden biri siyah iken bir diğeri beyaz renkte idi.
Elder etrafında ki sınava girecek olan adaylara baktıktan sonra ellerini iki yana kaldırarak konuşmaya devam etti.
"Burada bulunan herkes artık sizin rakibinizdir, onları yenerek en yukarıya çıkacak ve güçleneceksiniz.
Şimdi sınavın ilk aşaması olan seviye ve sınıflarınıza bakacağımız kısım, ardından sonuçlarınıza göre hızla ikinci aşamaya geçeceğiz. Şimdi sıra ile gelin, sorun çıkartan herkes istisnasız sınava girme hakkından men edilerek evine gönderilecek.
Herkese bol şans. "
Elder konuşmasını bitirdikten sonra ellerini arkasında birleştirirken, kürsüye en yakın sıralardan bir kız hızla kürsüye atlamıştı.
Kızın beline kadar uzanan mor saçları ve üstünde ki oldukça pahalı olduğu belli olan güzel elbisesi ile birlikte, kız, bir prenses edası ile yavaşça platforma çıkmıştı.
Kızın ellerinde ki devasa yıldız benzeri bıçaklar olmasa idi, kızın güzelliği kesinlikle orada ki birkaç erkeğin harekete geçmesine sebebiyet olacak bir güzellikte idi.
Kızın sahneye çıkması ile birlikte elderin bakışı kıza dönmüştü

Kızın sahneye çıkması ile birlikte elderin bakışı kıza dönmüştü.
"Demek ilk gelen kişi sensin, ilk önce şeffaf taşa elini koy, ardından siyah taşa elini koy. "
Elderin kısa ve açıklayıcı konuşmasının ardından kız sesini çıkarmadan ellerini açarak elinde ki yıldız şekilli bıçakları bıraktığı vakit bıçaklar toza dönüşerek ortadan kaybolmuştu.
Kız silahlarının kaybolması ile birlikte ağır adımlar ile şeffaf kürenin yanına geldiği vakit sağ elini kaldırarak şeffaf kürenin üstüne koyduğu zaman hiç birşey olmaması ile elder tekrar konuştu.
"Taşa bir miktar enerji gönder, kalanını taşın kendisi yapacaktır. "
Elderin açıklamasının ardından, kız başını salladığın da derin bir nefes alarak enerjisini eline göndermeye başlamıştı.
Saniyeler içerisin de şeffaf küre, kızın enerjisi tarafından mavi renge dönüşerek parlamaya başladığın da küreden yükselen ışık sütunlarından bir yazı oluşmaya başladığın da tüm herkesin bakışları yazılara çevrilmişti.
"İSİM: Xia Luonig
YAŞ: On
SINIF: Savaşçı
SEVİYE: Yirmi
ÜNVAN: Yok
POTANSİYEL: Efsanevi"
"Şimdi ikinci kürere aynısını yap. "
Elderin konuşması ile birlikte Xia isimli kız, elini şeffaf küreden çektiğin de küre tekrar eski haline dönmüş ve ortaya çıkan yazılar yok olmuştu.
Xia elini bu kez siyah renkli küreye uzattığı vakit küreden anında yükselen siyah renkli sütunlarda bir yazı oluşmaya başladı.
"İSİM: Xia Luonig
RUH YAŞI: On bir
RUH ORTAĞI: Light
RUH ORTAĞININ SINIFI: Yıldız sınıfı"
Elder kürenin ortaya çıkardığı sonuçlar ile birlikte başını onaylar manada salladıktan sonra, sağ elini kenara doğru uzattığın da Xia başını onaylar manada sallayarak, elderin işaret ettiği yerde beklemeye başladı.
Xia'nın çıkardığı sonuçlar ile birlikte kalabalıktan kıskandıklarını bağıran mırıltılar yükselmeye başlamıştı.
"Daha on yaşında ama yirminci seviye mi? "
"Nasıl bir ruh ortağına sahip olabilir ki? "
"Üstelik yıldız sınıfı! "
Etrafta dolanan konuşmalar ile birlikte Lio, dikkatlice konuşmaları dinlerken elderin sesini duyması ile birlikte bakışlarını önüne çevirdi.
"Lütfen sessiz olun, bizde bu şekil de sınavlara devam edelim ki değerli vaktimizi boş yere harcamayalım. "
Elderin konuşması ile birlikte tüm sesler kesilirken, herkes sessizce sırada ki çıkacak kişiyi merak ediyor idi.
Birkaç saniye boyunca hiç kimseden bir hareket olmasa da saniyeler sonra duyulan adım sesleri ile birlikte bakışlar tekrar platforma dönmüştü.
Heyecanlı olduğu belli olan, kulakları ve arkasında ki kuyruğu kıpır kıpır hareket eden, gümüş saçlı kurt melezi kız ile birlikte kalabalığın bakışlarını bir küçümseme kaplarken Lio, çıkan kişi ile yüzüne bir tebessüm yerleştirmişti.
Ryu, yüzünde en ufak mimiği bile oynamamasına rağmen kulaklarına ve kuyruğuna hükmedemediği için kuyruğu kıpır kıpır oynuyordu.
Ryu, ağır adımlar ile taşların önüne geldiğin de önce eldere baktığı vakit elder başını onaylar manada salladığın da Ryu, sağ elini küreye uzatarak enerjisini aktarmaya başlamıştı.
Küre bu kez grimsi bir enerji ile kaplanırken gri bir renk ile parlamaya başlamıştı. Saniyeler sonra gri sütunlar yükseldiğin de tekrar ortaya yazılar çıkmıştı.
"İSİM: Ryu Lowf
YAŞ: On iki
SINIF: Savaşçı
SEVİYE: On beş
ÜNVAN: Gece Kurdu - Köle
POTANSİYEL: Mükemmel"
'PAAAAT!'
Bir anda tüm katılımcıların duyabileceği şekilde gür bir tokat sesi ile birlikte Ryu yere serilmişti. Kalabalığın çoğu şaşkın bir şekilde platformu izlerken iki kişi kalabalıktan farklı bir şekilde platforma bakıyordu.
Bunlardan birisi yeşil saçlara ve mavi gözlere sahip oldukça güzel bir vücudu olan Chernyye'nin sakin bakışları iken, diğeri gece gibi karanlık saçlara ve yakut gibi parlayan iki kırmızı göze sahip olan Lio'nun öfkeli bakışları idi.
Lio bir anda Ryu'ya tokat atan beyaz cübbeli eldere öfkeli bir şekilde baksa da hala sessizce bekliyor idi.
"BİR KÖLE BURADA OLMAMALI SENİ AŞŞAĞILIK! "
Beyaz cübbeli elder Ryu'ya tekme atmak için sağ ayağını geriye doğru çekmiş ve enerjisini ayağına göndererek Ryu'ya doğru tekmesini savunmuştu.
Lio olacak olaylar ile birlikte öfkesine mani olamayarak ileri atılmak için harekete geçtiği vakit yanından geçen beyaz cübbeli kişi ile olduğu yerde durmuştu.
"AAAAAAAAGGGGHHHHHHHH! "
Elder bir anda bacağını tutarak yere düşerken yerde Ryu'nun önünde başka beyaz cübbeli bir kişi ortaya çıkmıştı. Saçlarına düşen ak ile birlikte göğsüne kadar uzanan beyaz sakalının rüzgarda arkaya savrulması ile birlikte Lio gelen kişiyi tanımıştı.
Gelen kişi ile birlikte Lio, olduğu yerden bakarken o kişinin gerçekte ne kadar güçlü biri olduğunu ve ne kadar sözünün geçtiğini görmek için güzel bir fırsat olduğuna karar vererek yüzüne bir tebessüm yerleştirmişti.
"SEN, SEN ÖLDÜN. KİM OLDUĞUNU SANIYORSUN? "
Yerde sağ bacağını tutarak acılar içerisin de kıvranan elder, ona saldıran kişiye hakaretler ederken ayakta duran beyaz cübbeli adam, hızla sağ ayağını yerde ki elderin başına bastırarak ezmeye başlamıştı.
"Kim miyim? Sana kendimi tanıtayım, seni aptal velet! Benim adım Ark Tsod, aptal velet!"
Ark ayağına daha fazla enerji göndererek yerde ki elderin kafasına daha fazla yüklendiği vakit, diğer elderlerden üçü saldırmak için pozisyon alsa da siyah cübbeli elder sağ elini kaldırarak diğerlerini durdurduktan sonra diz çökerek konuşmaya başladı.
"Yüce Temsilci Ark, efendim, sizden bu aşağılık cahili affetmenizi istiyorum. "
Elder in konuşması ile birlikte diğer elderler şaşırmışcasına birbirlerine bakarken siyah cübbeli elder bir anda kükremişti.
"HEMEN DİZ ÇÖKÜN SİZİ APTALLAR! "
Elderin konuşması ile birlikte üçlü de hızla diz çökerken, Ark ayağını biraz gevşeterek ayakları altında ki elderin üzerinde ki yükü hafifletmişti.
"Beni tanıyor olmanız güzel, en azından fazla kan akıtmadan gideceğim. ŞİMDİ BURADA NE OLDU? BU APTAL VELET, NEDEN BU KIZA SALDIRDI? "
Ark ilk başta oldukça sakin olsa da bir anda kükrediği vakit, elderlerin vücudu titremişti. Siyah cübbeli elder, Ark'ın sorusu ile derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.
"Efendim Akademi giriş sınavlarında bir köle mevcutmuş; bu kızda, o köle ne yazık ki,ayaklarınızın altında ki aptal da o köleyi daha aşşağı biri olarak gördüğü için giriş sınavlarına katılamayacağını düşünüp saldırı da bulundu. "
Elderin açıklaması ile birlikte Ark'ın vücudundan yayılan saf öldürme arzusu ile birlikte bir çok katılımcı bilinçlerini kaybetmişti.
"Akademi sınavlarında ayrımcılık olmaz, ister insan ister elf ister vampir ister melez ister köle olsun. Ne halt olursa olsun ayımcılık olmaz!
Bu aşağılığın yaptığı ayrımcılık yüzünden bilincini kaybetmeyen tüm öğrenciler, sınavı geçmiş sayılacak. Karşı çıkan herkesin ölümü ellerimden olacak. Bu aşağılığa gelince... Ölümü, aşağılık olarak gördüğü kişinin ellerinden olacak. "
"Siz nasıl isterseniz efendim. "
Elderin konuşması ile birlikte alanda ki katılımcıların bir çoğu bayılmaya başlamıştı. Yaklaşık yirmi kişi kaldığı vakit, Ark'ın aurası etki etmemeye başladığın da, Ark aurasını geri çekerek ayakları altında ki eldere sıradan bir tekme atmıştı.
"Seni aşağılık şey! "
Ark, yerde ki elderin üstüne tükürdükten sonra sağ elini arkasında yatan Ryu'ya doğru uzattığın da Ark'ın elinden yayılan yeşil toz taneleri Ryu'nun vücudunu sarmalamaya başlamıştı.
Birkaç saniye sonra Ryu, gözlerini açtığı vakit Ark bakışlarını yerde ki eldere çevirerek konuşmaya devam etti.
"Onun ölümü senin ellerinden olacak, kimse karışamayacak, karşı çıkan ve intikam almaya kalkışan kişi öfkemi tadacak. Şimdi sana soruyorum.
Nasıl öldürmek istersin? "